sekerhastaligi.gen.tr https://www.sekerhastaligi.gen.tr Şeker Hastalığı, Belirtileri ve Tedavisi tr-TR hourly 1 Copyright 2019, sekerhastaligi.gen.tr Thu, 05 Jun 2014 00:00:00 +0000 Tue, 19 Nov 2019 00:00:00 +0000 60 Pankreas Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/pankreas-seker-hastaligi.html Wed, 31 Oct 2018 15:28:37 +0000 Pankreas şeker hastalığı, Pankreas bezi vücutta  midenin arka tarafında bulunan organdır. Pankreas bezi Kan şekerini düzenleyen hormonlar salgılamaktadır. Bu hormonlar içinde ilk sırada yer alan insülindir. Pankreas şeker hastalığı, Pankreas bezi vücutta  midenin arka tarafında bulunan organdır. Pankreas bezi Kan şekerini düzenleyen hormonlar salgılamaktadır. Bu hormonlar içinde ilk sırada yer alan insülindir. İnsülin salgısının yeterli düzeyde salgılanmaması sonucu olarak hücrelere yeteri kadar şeker ulaşamaz. Kanda kalan şeker topaklanarak fazlalık oluşur. Bu sebepten dolayı hücreler zarar görür. Vücutta bulunan şeker zehir gibidir. Pankreas şeker hastalığı genetik veya çevresel nedenlerden dolayı gerçekleşir.

Pankreas şeker hastalığının belirtileri

Vücutta meydana gelen yaraların uzun süreli iyileşmemesi, cilt kuruluğu, göz kusurları, iştah artması, devamlı oluşan yorgunluk, mide bulantısı, kusma, adet kesilmesi, sık şekilde idrara çıkma, aşırı su içme isteği ve ağız kokusudur.

Pankreas şeker hastalığı çeşitleri

Şeker hastalığının 2 çeşidi bulunmaktadır. Bunlar;

Tip 1 şeker hastalığı: İnsülin üretilmesinde hücrelerde sorun meydana gelmesi ve ya hastada insülin üretimine engel olan bazı hastalıklar   oluşması tip 1 diyabet hastalığıdır. Pankreas şeker hasatlığının bu çeşidinin belirmesi çok uzun sürmez. 

Tip 1 şeker hastalığının bulguları; Protein miktarı azalır, kanda şeker düzeyinde artış olur ve karaciğerde kolesterol ve enerji yapımı için yağı daha fazla kullanır.

Tip 2 şeker hastalığı: Bu hastalıkta insülin eksikliğinde daha çok vücuttaki insülinin gerektiği kadar etki gösterememesidir. İnsülinin bağlanma yerinde hasar oluşmuştur. Vücuda bağlanma yeri sayısında gereğinden azdır. Genellikle erişkinlerde görülür. Tip 2 şeker hastalığın başlama yaşı ortalama 40'tır. En sık rastlanan şeker hastalığıdır.

Pankreas şeker hastalığında kimler risk grubundadır
  • Ailesel geçmişinde şeker hastalığı olanlar
  • Vücuttaki kanda yağ oranı fazla olanlar
  • Hareketsiz bir yaşamı olanlar
  • Hipertansiyon hastaları
  • Kilo sorunu olanlar
  • Hızlı yemek yiyenler
  • Sık olarak açlık hissedenler
Pankreas Şeker HastalığıPankreas şeker hastalığında tanı

İdrarda şeker: Pankreas şeker hastalığı taşımayan kişilerin idrar testinde şeker oranı minimum çıkarken, bu hastalığı taşıyanlarda şeker oranı oldukça yüksektir. İdrarda bulunan şeker oranı  hastalığın boyutuna göre değişmektedir.

Açlık kan şekeri düzeyi: İnsanda açlık kan şekeri normal ölçüsü 126 mg/dl'den az olması gerekmektedir. Eğer bu oran fazla ise şeker hastalığı tanısı kesinleşir. Gün içinde  yapılan açlık kan şekeri ölçüsü ise 200 mg/dl'den fazla ise bu hastalığı taşıdığının kesinleşmesidir.

Glukoz tolerans testi: Hastalığının tanısı için çok önemli bir testtir. Kişinin vücut kilosuna göre vücuduna glukoz verilir. Kişide şeker hastalığı var ise bu testin sonucunda kişide şeker artışı olur. Şekerin yükselmesi tahminen 4 saat sonra düşmektedir.

Pankreas şeker hastalığı nasıl tedavi edilir

Bu hastalıkta uygulanana tedavi sayesinde bu hastalık tamamen ortadan kalkması sağlanamaz. Ancak iyi bir tedavi sonrasın şeker hastası tekrardan sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Tedavide amaç şeker hastalığının kan şeker düzeyini dengede kalması sağlamaktır. Hastaya yapılan iyi bir şeker kontrolü kanda şeker oranını normal seviyede tutulması ile sağlanır. Kan şekerini bu oranda tutabilmek için ise;

Sağlıklı beslenme: Gıdaların özelliklerinin karbonhidrat açısından zengin olanlarının fazla tüketilmesi kişide şeker artmasına neden olmaktadır. Bu sebepten dolayı şeker hastası olan kişilere diyet listesi uygulanmalıdır.

Ökse Otu Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/okse-otu-seker-hastaligi.html Thu, 01 Nov 2018 01:45:36 +0000 Ökse Otu Şeker Hastalığı: Ökse otu bazı yörelerde gökce, çekem, purç, güvelek, gevele veya gövelek isimleriyle bilinen bazı hastalıklar için faydalı bir bitki türüdür. Ökse otu meyvesi ağacının en yüksek dalların Ökse Otu Şeker Hastalığı: Ökse otu bazı yörelerde gökce, çekem, purç, güvelek, gevele veya gövelek isimleriyle bilinen bazı hastalıklar için faydalı bir bitki türüdür. Ökse otu meyvesi ağacının en yüksek dallarının üzerinde yuvarlak bir şekilde yetişmektedir ve yaprakları devamlı sarımtırak bir renkte olmaktadır.

Ökse otu sağlıklı yaşam için birçok hastalıklara iyi gelmesinden dolayı kullanılması oldukça önemlidir. Ökse otu parazit olarak yetişen, kendiliğinden ortaya çıkan bir bitki türüdür ve çay olarak tüketilmektedir. Ökse otunun faydaları olduğu kadar zararı da vardır. Ökse otunun sadece yapraklarında yapılan çay tüketilmelidir, meyvesinde zehirli madde bulunduğundan dolayı asla tüketilmemelidir.

Ökse otu gelişimi tamamlanan bitkinin dallarında yeşil ve oval olarak meydana gelir. Ve bu yapraklar toplanarak çeşitli işlemlerden geçerek kullanıma hazır olurlar. Ökse otu ile hazırlanan çay başta şeker hastalığı olmakla beraber birçok hastalık tedavisinde kullanılmaktadır.

Şeker hastalığı günümüzde çoğu kişide görülmekte ve ciddi sorunlara yol açmaktadır. Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği sonucu meydana çıkmaktadır. Vücut da ihtiyaç duyulan insülin olmayınca besinlerle alınan şeker ve diğer besinler ihtiyacı olan hücrelere giremez hücreler şekersiz kalır. Bu durum kandaki şeker normal değerlerinin üzerine çıkar. Kandaki şekerin artması zehir etkisi yaratır, vücudun tüm hücrelerini tahrip eder ve çok ciddi sorunlar açar. Şeker hastalığında doktorların verdiği tedavilere ek olarak bitkisel çaylarının da çok yardımı olmaktadır. Birçok bitki gibi ökse otunun şeker hastalığı üzerinde büyük etkisi olmaktadır.

Ökse otunun şeker hastalığı için çok faydası olduğunu çoğu kişiler bilmektedir. Faydalı bitkiler ile uğraşan bazı doktorlar ökse otu ile hazırlanan bitki çayı kürünün şeker hastalığına oldukça faydası olduğunu söylemektedirler. Ökse otu çayı sayesinde şeker hastalığının nedenleri tamamen ortadan kalkmaktadır. Ökse otu ekim başlarında aralık ayına kadar ve mart, nisan aylarında toplanmalıdır.

Ökse Otu Kürü Malzemeleri: 

Ökse otu kürü için kullanılacak suyun önceden kaynatılıp ılınması gereklidir.

  • 1 su bardağı ılıtılmış su.
  • ½ Tatlı kaşığı veya bir tutam ökse otu.

Ökse Otu Çayının Hazırlanılışı: 

Önceden kaynatılarak ılıtılan bir bardak suyun içerisine ökse otunu ekleyin. Ökse otunu eklediğiniz bardağın ağzını kapatarak 10 saat bekletin. On saat sonra bardakta bulunan suyu süzerek tekrardan kaynatmadan veya ısıtmadan için. Bu çaydan günde 2-3 defa için. Ökse otu çayının şeker hastalığına olduğu kadar migren hastalığına ve her türlü kanser hastalığına da iyi gelmektedir.

Sağlıklı günler dilerim.

]]>
Şeker Hastalığı Beslenme https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-beslenme.html Thu, 01 Nov 2018 16:49:24 +0000 Şeker hastalığı beslenme, Her insan birbirlerinden farklı olduğu için şeker hastası kişilerin diyetleri de yaşam şekillerine göre farklılık gerektirir. Beslenme planı hazırlarken önemli olan diyabetli kişinin norm
Şeker hastalığı beslenme, Her insan birbirlerinden farklı olduğu için şeker hastası kişilerin diyetleri de yaşam şekillerine göre farklılık gerektirir. Beslenme planı hazırlarken önemli olan diyabetli kişinin normal vücut ağırlığına getirilmesi ve korunması olmalıdır. Beslenme planı dengeli ve yeterli olacak şekilde hazırlandığında kan şekeri normal seviyelerde kalır.

Şeker Hastalığı BeslenmeŞeker hastalığı beslenme önerileri
  • Şeker ve şekerli besinlerden uzak durulması gerekir. Şekerli besinlerin fazla tüketimi, besleyici değeri yüksek gıdaların tüketiminin azalmasına ve vücut ağırlığının artmasına neden olur. Vücut ağırlığının fazla olması şeker hastalığına ve bir çok hastalığa zemin hazırlar. Şeker hastalarının kilo vermesi ile birlikte insülin direnci azalır, kolesterolü iyiye gider ve kan şekerleri normal düzeye iner.
  •  Posalı yiyecekler  tercih edilmelidir. Sebze ve meyveler vitamin, mineral ve posa bakımından zengindir. Posalı yiyecekler kan şekerini hızlı yükseltmez. Bu nedenle meyvelerin kabuklarını soymadan tüketin. Posa tüketimi yetişkinlerde günlük 25 gram, çocuklarda 15 gram'dır.  Her besinin yemek sonrası kan şekerini yükseltme hızı farklıdır. Beyaz ekmek yerine esmer ekmek, sade makarna yerine kepekli makarna, beyaz pirinç yerine kepekli pirinç, her öğünde sebze ve salata bulundurmak, meyve suyu yerine meyvenin kendisi kabuklu olarak tüketmek posa tüketimini arttırabilir.
  • Bu besinlerin kan şekerini yükseltme hızına glisemik indeks denir. Genellikle glisemik indeksi düşük olan besinler posalı yiyeceklerdir. Nohut, kurufasulye, mercimek, kepekli ekmek, bulgur, armut, elma, portakal gibi besinlerin glisemik indeksi düşüktür. Pirinç, patates, beyaz ekmek, havuç, muz, üzüm, kavun glisemik indeksi yüksek yiyeceklerdir. Glisemik indeksi yüksek olan besinler, kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltirler.
  • Önerilen miktardan fazla protein almayınız. 
  • Şeker hastası uygun yağı seçmeli ve az yağ tüketmelidir. Şeker hastaları doymamış yağları tercih etmelidir. Margarinler, tereyağı ve hayvansal yağlar doymuş yağlardır ve kolesterol düzeyini arttıran yağlardır. Soya, mısırözü, ayçiçek gibi bitkisel yağlar doymamış yağlardır. Şeker hastaları özellikle zeytinyağını tercih etmelidirler.
  • Kolesterollü yiyeceklerden uzak durulması gerekir. 
  • Günde 3 gram tuz tüketilmesi yeterlidir. 
  • Alkol kullanılmamalı veya kullanılıyorsa sınır getirilmelidir. Alkol, hepatik hipoglisemi ataklarına neden olacağından dolayı şeker hastalarının tüketilmesi önerilmiyor.
  • Şeker hastalarının günde en az 8 bardak su içmeleri gerekir.
  • Her gün en az 30-45 dakika yürüyüş yapılması gerekir.
]]>
Geçici Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/gecici-seker-hastaligi.html Fri, 02 Nov 2018 07:59:07 +0000 Geçici Şeker Hastalığı; Günümüzde insan yaşamını ve sağlığını tehdit eden çağımızın hastalıklarından biridir. Tıp dilinde diabet hastalığı olarak tanımlanır. Bir çok insan bilinçli bir şeklide şeker hastalığ Geçici Şeker Hastalığı; Günümüzde insan yaşamını ve sağlığını tehdit eden çağımızın hastalıklarından biridir. Tıp dilinde diabet hastalığı olarak tanımlanır. Bir çok insan bilinçli bir şeklide şeker hastalığının farkında iken birçoğunun da haberi bile olmamaktadır. İnsülin hormonu ile ile ilgilidir. Pankreas tarafından salgılanır. Pankreas, karın boşluğunda ve midemizin hemen arkasında yer alan bir salgı bezidir. Eğer pankreas la ilgili bir rahatsızlık söz konusu olursa yeterinde salgı salgılayamaz hale gelir ve şeker hastalığının ortaya çıkmasına neden olur. İnsülin hormonunun yetersiz kaldığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Birçok tedavi yöntemi mevcuttur. Son yıllar da önemli ölçüde yaygınlaşarak 7 den 70' e herkesin başına gelebilen bir rahatsızlık türüdür. İnsülin yetersizliğinden kaynaklanan rahatsızlıklara rağmen tedavi edilmez ise ciddi sağlık problemlerine yol açabileceği gibi ömür boyu kalıcı olmasına da neden olmaktadır. Kalıtsal olmadığı sürece ve bazı durumlar haricinde şeker hastalığını iyileştirmek mümkündür. Buna geçici şeker hastalığı adı verilmektedir. İnsülin yetersizliği vücuda alınan besinlerin ve şeker miktarının tam olarak dokulara ulaşmaması ile meydana gelir. Vücut ve dokular şeker ihtiyacı yaşarken kandaki şeker seviyesi yükselir. Yükselen şeker kanda zehir etkisi yaratır ve diğer organların sağlığını da ciddi boyutlar da etkilemektedir. Vücudun belirli ölçüde şekere ihtiyacı varır. Pankreas vücudun ihtiyacı olan insilün miktarını salgılayarak kana ve hücrelere ulaştırır. Aşırı derecede vücuda alınan karbonhidrat ve protein kan şekerinin yükselmesine neden olur.

Geçici Şeker HastalığıGenelde şeker hastalığının belirtileri şu şekildedir;
  • Halsizlik, bitkinlik ve aşırı susuzluk hissi
  • Erken menepoz
  • Yaraların geç iyileşmesi
  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • Ağız kuruluğu
  • İdrar yolu enfeksiyonları
  • Çok sık aralıklarla idrara çıkma
  • Ciltte kuruluk ve dökülme
  • Ani kilo kaybı
Geçici şeker hastalığı bulunan kişiler;

Aşırı ve ani şeker tüketiminden uzak durmalı, Besinlerin yanı sıra arada ara öğünler ile destek yapılmalıdır. Aşırı kilo şeker hastalığını tetikleyen faktörler arasında yer almaktadır. Eğer aşırı decede tatlı ihtiyacı duyuluyor ise meyveli yoğurtlar yada çok aşırıya kaçmadan meyveler tercih edilmelidir. Geçici şeker hastalığında en önemli tedavi kan şekerini her zaman aynı seviyede tutulmasıdır. Doktorlar ve diyetisyenler yardımıyla yapılacak diyet kandaki şeker seviyesinin kontrolünü sağlamaktadır.
Kandaki şeker düzeyinin kontrol alınmasını sağlayan etkenlerden biride egzersizdir. Düzenli yapılan egzersiz hareketleri kan da birikmiş olan şeker miktarının kaslarda toplanmasına ve daha çabuk vücuttan atılmasını sağlamaktadır. Bazı zamanlar da da şeker hastalığının tedavisinde insülin kullanılır. İnsülinde kandaki şeker oranının dengede tutulmasını sağlar.

Günümüzde toplum içinde yaşayan herkes aslında şeker hastası olmaya aday bireylerdir. Hiç ortaya çıkmaması yada erkenden teşhisinin koyulup ortadan kalkması için hayatımız boyunca yediklerimize dikkat etmeli ve yaşamımızda ne kadar az şeker tüketir isek o kadar çabuk iyileşir ve bu rahatsızlığa yakalanma oranımız da o kadar çabuk düşer.  Tedavi edilmemesi sonucunda göz hastalıkların dan, böbrek hastalıklarına varana kadar çok ciddi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Çok ileri aşamalar da ise pankreas nakli uygulanması mümkündür. Şeker hastalığı erken teşhis de  çok kısa bir süre içinde düzeltilebilir. Bu yüzden sağlığımıza dikkat etmeli ve bu konuyla ilgili en ufak bir şüphemiz olursa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmamız gerekmektedir. Geçici seker hastalığı ve Şeker hastalığı kalp ve damar sistemini bozan ve bütün vücudu etkileyen bir rahatsızlık olup organların hızla çöküp, çok hızlı bir şeklide yaşlanmasına neden olur. B]]> Limon Yoğurt Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/limon-yogurt-seker-hastaligi.html Sat, 03 Nov 2018 06:03:01 +0000 Limon Yoğurt Şeker Hastalığı, Şeker Hastalığı ; Pankreas midemizin arka kısmında bulunan bir bezdir. Pankreas kan şekerini düzenleyen ve bur da kan şekerini kontrol altına alan hormonları vücutta salgılar. Bu hormonlardan bir Limon Yoğurt Şeker Hastalığı, Şeker Hastalığı ; Pankreas midemizin arka kısmında bulunan bir bezdir. Pankreas kan şekerini düzenleyen ve bur da kan şekerini kontrol altına alan hormonları vücutta salgılar. Bu hormonlardan bir insülindir. İnsülinin salgılanmaması ve ya etkisini yitirmesi sonucu burada hücrelerin enerjisini karşılayan şeker içeri girememektedir. Hücreye giremeyen şeker bu defa kanda toplanır. Kandaki şeker seviyesinin normal seviyeden yüksek çıkması kan şekerine sebebiyet verir. Bu da hücrelerin bundan etkilenerek zarar görmesine neden olur. Çünkü aşırı şeker vücuda fayda değil zehir olarak döner ve bir çok organa zarar vermeye başlar. Bunun adına şeker hastalığı denir. İki çeşit şeker hastalığı vardır. Çevresel ve kalıtsal şeker hastalığıdır. 

Limon Yoğurt Şeker Hastalığı, Peki bu şeker hastalığının bilimsel bir tedavisi var mı Yukarıda şeker hastalığının neden kaynaklandığını açıkladık. Ancak maalesef şeker hastalığını ortadan kaldıracak ciddi bir bilisel tanı yoktur. Geçici çözümler için ilaçlara iğnelere ihtiyaç vardır. Ancak onlarda bilindiği gibi bir tarafı iyi ederken diğer tarafı kötü ediyorlar. Bu nedenle doğal olan yöntemlerle şeker hastalığını kontrol altına almak en doğru karar olsa gerek. Bunun için en doğru seçim limon yoğurt karışımıdır. Limonun da yoğurdun da kandaki şekeri düşürücü özelliği vardır. Bir kase doğal ev yoğurduna bir kaç damla limon suyu sıkıp, akşam yatmadan önce tüketmeniz, kandaki şeker seviyenizi dengeleyecek ve sizi rahatlatacaktır. Elbette geçici çözüm değildir. Doğal tedavidir. Ancak altı ay sürekli devam ettiğinizde çok olumlu sonuçlar alacağınızdan emin olun.

Limon Yoğurt Şeker HastalığıLimon Yoğurt Şeker Hastalığı,  Pankreas ve karaciğer dostu olan ve burada şeker hastalığına bağlı olan bozulmaları onaran bu yoğurt limon karışımını altı ay düzenli kullanıldığı taktir de şeker hastalığının kaybolduğu buluşuna şahit olanlar var. Bu nedenle akşamları yatmadan önce mutlaka yoğurt limon karışımını tüketmeye dikkat edin. Allahu Teala'nın izni ile düzelecek sinizdir. Eğer sizde hastane hastane gezmekten bıkıp, verilen gereksiz ilaçlara mahkum kalmak istemiyorsanız, doğanın size sunduğu doğal tedavilerden yararlanın. Unutmayın ki, Yoğurt ve limon karışımı şeker hastalarında hayat kurtaran mucizevi bir buluştur. 
]]>
Doğuştan Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/dogustan-seker-hastaligi.html Sat, 03 Nov 2018 13:00:08 +0000 Doğuştan şeker hastalığı, Şeker hastalığı türleri içerisinde '' tip 1 diyabet '' olarak adlandırılır. Tip 1 diyabet daha çok çocuklarda doğuştan görülen doğuştan gelen bir hastalıktır. Bu hastalıkta, vücut
Doğuştan şeker hastalığı, Şeker hastalığı türleri içerisinde '' tip 1 diyabet '' olarak adlandırılır. Tip 1 diyabet daha çok çocuklarda doğuştan görülen doğuştan gelen bir hastalıktır. Bu hastalıkta, vücut gereken insülini salgılayamadığı için dışarıdan insülin takviye edilmesi gerekir. Şeker hastalarının yaklaşık %10'u tip 1 diyabet hastasıdır.  Bu hastalar dışarıdan insülin almak zorundadır. Çünkü vücutları insülin salgılayamamaktadır.
Aslında tip 1 diyabet bağışıklık sisteminden kaynaklanan bir rahatsızlıktır.  

Doğuştan şeker hastalığının belirtileri:

Doğuştan gelen tip 1 diyabet hastalığının en önemli belirtileri zayıf ve kilo kaybeden, çok su içen, sık idrara çıkan insanlarda görülür. Bu kişilerin doktor kontrolünden geçmeleri gerekmektedir.Hastaların tanı sırasında ise ağız kuruluğu, çok su içme, sürekli açlık hissi, halsizlik, yorgunluk, bulanık görme, sık sık idrara çıkma, fark edilir kilo kaybı gibi şikayetleri vardır. Bu hastalık, genetik yatkınlığı olan kişilerde herhangi bir travma, stres gibi bir olay sonucu başlangıcı tetiklenebiliyor. Bu yakınmalar çoğunlukla son günler ya da son haftalar ortaya çıkar. 

Doğuştan Şeker HastalığıDoğuştan şeker hastalığının sebepleri:

Tip 1 diyabet, pankreasın işlevini yerine getirememesinden kaynaklanır. Pankreasta bulunan beta hücreleri insülin salgısını sağlayan hücrelerdir.Vücudumuzda bulunan bağışıklık sistemi antikorları, pankreastaki beta hücrelerini yabancı madde algılayarak saldırırlar.Bunun sonucunda ise beta hücrelerimiz işlev göremez hale geldiklerinden dışarıdan insülin alınması mecburi bir hal alıyor.  Beta hücrelerinin vücutta azalmasına beslenme şeklimizin de etkisi vardır. Şarküteri ürünleri, soda ve su beta hücrelerine zarar verebilmektedir. D vitamini eksikliği, bağışıklık sistemi hastalıkları, bazı virüsler, erken yaşta inek sütü kullanımı tip 1 diyabete neden olabilmektedir.

Hastalığın tedavisi:

Tip 1 diyabet çoğunlukla bu hastalığa yatkınlığı olan kişilerde, doğuştan gelen, görülen bir hastalık tipi olduğu için günlük yaşamda yapıp, yapmadıklarımızla bu hastalığı önlememiz mümkün değildir. Hastaların doktor kontrolünde bir tedaviye başlamalarında yarar var.
]]> Şekersiz Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/sekersiz-seker-hastaligi.html Sat, 03 Nov 2018 22:05:45 +0000 Şekersiz şeker hastalığı, aşırı susama duygusu, sık sık idrar ile kendini belli eden, az rastlanan bir hastalık (diabetes insipidus). Bu belirtiler ve isim benzerliği dışında, şeker hastalığı (diabetes meüitus) ile hi Şekersiz şeker hastalığı, aşırı susama duygusu, sık sık idrar ile kendini belli eden, az rastlanan bir hastalık (diabetes insipidus). Bu belirtiler ve isim benzerliği dışında, şeker hastalığı (diabetes meüitus) ile hiç bir alakası yoktur.

Şekersiz Şeker Hastalığı Nedenleri

Hastalığın sebebi kafatası tabanında bulunan hipofiz bezinin arkasında salgılanan vazopressin (idrar kesici hormon) yetersizliğidir. Kanda dolaşan bu hormonun görevi, suyun böbrek borucukların dan tekrar emilimini sağlamaktır.

Böbreklerin 24 saatte kandan süzdükleri sıvı 180 litredir. Bu süre zarfında atılan idrar miktarı ise 1-2 litredir. Demek ki suyun geri emilimi azalırsa, böbrekten geçen idrar miktarı da artar. Aşırı idrar atımı bazı koşullarda söktürücü ilaçların (diüretik) etkisiyle olur. Bazı durumlarda ise, dokularda ve kanda fazla su olduğu halde kandaki idrar kesici hormon oranının azalması sonucunda gerçekleşir. Kandaki su yoğunluğu artınca hipofiz daha fazla idrar kesici hormon salgılayarak böbrek borucukların dan daha fazla suyun emilmesini sağlar.

Şekersiz şeker hastalığında görüldüğü gibi, vazopressin yetersizdir ve aşırı işeme görülür. Hasta günde otuz litre civarında sidik atar. Böyle aşırı bir su yitirimi ardından hiddetli bir susuzluk başlar ve ancak yitirilen miktarda sıvı alınması ile birlikte doyulur. Tedavi olunmaz ise, hasta huzursuzluk yaşar. Yaşantısı su içmek ve işemeyle geçer. Su bulunması olanaksızsa sıvı kaybı ve kan yoğunluğunun artması (hemokonsant rasyon) meydana gelir. Bu da baş ağrısı, kas ağrıları ve halsizlikle sonuçlanır. Organik bir hastalık belirtisi göstermeyen şekersiz şeker hastalığı, çoğunlukla hipofizdeki küçük bir kusurdan ileri gelir ve çoğunlukla kalıtımla alakalıdır. Özellikle genç erkek erişkinlerde yaygın görülür.

Şekersiz şeker hastalığı hipofizin, hipofize beyin kısımlarının ya da hipofizin bağlı bulunduğu hipotalamusun zarar görmesiyle de ikincil olarak meydana gelir. Bu zararlar kafanın, özellikle kafatası tabanının bir yere çarpması ile ya da kazara ameliyat sırasında olabilir. Beyin ve kafatası yüzeyindeki oluşumların urları hipofize basınç yaparak ya da işlevliğine etki ederek vazopressin salgılanmasını azaltırlar. Frengi ve verem tarzı bazı hastalıklar da zararlar doğurabilirler.

Şekersiz Şeker HastalığıŞekersiz Şeker Hastalığı Tedavisi

Hastalığın tedavisi, eksik olan hormonu sağlamakla ya da etkenlerin giderilmesiyle olur. Örneğin ur var ise alınır, bulaşıcı hastalık tedavi edilir. Vazopressin hormonu iğneyle yağda eritilerek verilir. Bir kas içi enjeksiyonu, fazla işemeyi ve susuzluğu 36-48 saat için önleyebilir. İlaç kas içinde yavaşça emilerek kana karışır.

Hastalar kendilerine iğneyle hormon vermeyi öğrenirler (şekerli şeker hastalarının kendi kendilerine iğneyle ensülin yapmaları gibi). Bunun dışında hayvanlardan elde edilen arka hipofizin toz haline getirilerek enfiye gibi çekilmesi uygulamada kolaydır. Bu toz günde iki ya da üç kez çekilirse kas içi enjeksiyon gerekmez. Fakat sürekli buruna çekilmede, burun iç yüzü zedelenmekte, bazı insanlardaysa hipofiz tozu yabancı protein olarak aşırı duyarlılığa sebep olmaktadır. Bu nedenle, özellikle hastalığın hafif durumlarında, lizin8vasopressin adında bir ilacın buruna püskürtülmesi yararlıdır.

Şekersiz şeker hastalığının vazopressin yetersizliğine değil ama böbrek borucuklarının bu hormona cevap vermemesine bağlı olarak bir cinsi de vardır. Bu cinsi böbrek kökenli şekersiz şeker hastalığıdır. Genellikle küçük çocuklarda görülür. Bu çocuklara, fazla işediklerinden su bebekleri denilir. Hasta çocuklarda iğneyle yapılan vazopressin tedavisi çok az olumlu sonuç verir. Bazı zamanlarda hidroklortiyazid verilmesi daha iyi sonuç verir.

Şekersiz şeker hastalığı ile karıştırılan başka bir durum da ruhsal bir rahatsızlık ve ruhsal şekersiz şeker hastalığı (polidipsi) denilen hastalıktır. Bura]]> Tip 1 Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/tip-1-seker-hastaligi.html Sun, 04 Nov 2018 16:56:28 +0000 Tip 1 Şeker Hastalığı, Vücudumuzun enerji ihtiyacı, yiyeceklerimizdeki temel besin maddeleri protein, karbonhidrat ve yağlardan elde edilir. Emilebilmek için en küçük parçalarına ayrılan besin maddelerinin en önemlisi “glikoz” Tip 1 Şeker Hastalığı, Vücudumuzun enerji ihtiyacı, yiyeceklerimizdeki temel besin maddeleri protein, karbonhidrat ve yağlardan elde edilir. Emilebilmek için en küçük parçalarına ayrılan besin maddelerinin en önemlisi “glikoz” olarak adlandırılan basit şekerlerdir. Glikoz  beyin ve vücudun tüm organlarının besin kaynağıdır. Hücreler gerekli olan glikozu, midenin arka tarafında yer alan pankreas bezinin salgıladığı bir hormon vasıtasıyla kullanır. İnsülin olarak bilinen bu hormon vücutta salgılanamaz ise alınan gıdalar enerji olarak kullanılamayacaktır.

Tip 1 Şeker Hastalığı, pankreasta yer alan ve insülin salgılayan beta hücrelerinin otoimmün bir süre sonunda zedelenmesi ile ortaya çıkmaktadır. Hastalar, mutlak ve göreceli bir insülin yetersizliği olduğundan yaşam boyu insülin hormonunu dışardan (enjeksiyon yoluyla) almaları gerekmektedir. Bu sebepten ötürü Tip 1 şeker hastalığı, insüline Bağımlı şeker hastalığı (Insulin Dependent Diabetes Mellitus=IDDM) olarak da adlandırılmaktadır. Genel olarak toplumdaki şeker hastalığı olanların %10'unu Tip 1 şeker hastalığı vakaları oluştumaktadır. Çocukluk çağında Tip 1 şeker hastalığı sıklığı ülkeler arasında farklılık göstermekte ve her yıl 15 yaş altındaki 100.000 çocuktan 1-43'nde şeker hastalığı gelişmektedir. Tip 1 şeker hastalığı genel olarak kuzey ülkelerinde daha sık rastlanmaktadır. 

Tip 1 Şeker HastalığıTip 1 Şeker Hastalığı için Kimler Daha Yüksek Risk Taşır
  • Tip 1 şeker hastalığı gelişme riski;         
  • Anne, baba kardeş gibi yakın akrabalarında Tip 1 şeker hastası olanlarda,
  • Çok sayıda Tip 2 diyabetli yakını olanlarda,
  • Gebelik sırasında şeker hastalığı meydana gelen kadınlarda daha yüksektir

Tip 1 Şeker Hastalığı Tedavisi Nasıl Olmalıdır

Tip 1 şeker hastalığı tedavisinde değişmeyen kural insülin enjeksiyonudur. Bu tip şeker hastalığında insülin enjeksiyonu bir zorunluluktur ve hayat öneme sahiptir.Tedavinin olumlu ilerlemesi için yapılması gerekenler ise sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve eğitimdir. İdeal kan şekeri düzeyinin elde edilebilmesi için gün boyu belirgin özen ve günlük bakım gerekmektedir. Kişinin kendini iyi hissetmesi ve sağlıklı yaşam sürdürebilmesi için gereken bakımı yaşam tarzı haline getirilmelidir.

]]>
Erkeklerde Şeker Hastalığı Belirtileri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/erkeklerde-seker-hastaligi-belirtileri.html Sun, 04 Nov 2018 23:12:50 +0000 Erkeklerde şeker hastalığı belirtileri: Şeker hastası olanların % 35-70'inde sertleşme sorunu bulunmaktadır. Kontrol altına alınmamış şeker hastalığı birçok organı etkilediği için cinsel fonksiyonda  s
Erkeklerde şeker hastalığı belirtileri: Şeker hastası olanların % 35-70'inde sertleşme sorunu bulunmaktadır. Kontrol altına alınmamış şeker hastalığı birçok organı etkilediği için cinsel fonksiyonda  sorun yaratabilir. Diyabet hastaları, diğer cinsel sorun yaşayan hastalar gibi  sorunun farkına vardıkları, hatta büyük ölçüde rahatsızlık duydukları halde gerek sosyal, gerekse psikolojik  nedenlerden dolayı doktora gitmekte büyük zorluk çekmektedir. Diyabet sertleşme sorunu için yaygın bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. Diyabet hastası erkeklerde sertleşme sorunu normal erkeklere göre daha erken dönemlerde ortaya çıkmaktadır. Diyabet hastası erkeklerde sertleşme sorunu normal erkeklere göre üç kat daha fazladır.

Erkeklerde şeker hastalığı belirtileri: Diyabet hastalarının yarısında tanı konulduktan 10 yıl sonra sertleşme sorunu görülmektedir. Şeker hastalığı, arterlerde ve penise kan taşıyan küçük kan damarlarında meydana gelen değişimler, sertleşme işlevinde yer alan sinirlerin hasar görmesi sonucu erkeklerin %35 ila 70'ini sertleşme bozukluğuna yatkın hale getirmektedir. Diyabet hastası erkeklerde görülen en önemli seksüel işlev bozukluğu sertleşme kusurudur. Şeker hastalığı sertleşme sorunu açısından erkeklerde yüksek risk faktörüdür. Erkek şeker hastalarının yarısında bu sorun bulunmaktadır.

Erkeklerde şeker hastalığı belirtileri: Şeker hastalarında görülen bir diğer işlev bozukluğu da erken boşalma  olduğu gibi ,çok gecikmeli boşalma da olabilir. Şeker hastalığı sertleşme bozukluğuna kendisi değil, neden olduğu komplikasyonlar sonucu yol açar. Ayrıca sertleşme sorununun şeker hastalarında sık olduğunun bilinmesi psikolojik nedenli sertleşme sorununa da yol açabilir.

Erkeklerde Şeker Hastalığı BelirtileriErkeklerde şeker hastalığı belirtileri: Şeker hastalığının tedavisi için ilk basamak hekim ve hasta arasında tam bir yakınlaşma kurulmasıdır. Hastaların sorunlarını hekimlerine kolayca aktarmaları, hekimlerinde hastalara doğru bir şekilde yaklaşmaları çok önemlidir. Şeker hastalarında saptanan sertleşme sorunlarının üçte birinin psikolojik olduğu unutulmamalıdır. Sertleşme sorunlarının tedavisinde genellikle ameliyat dışındaki yöntemlere öncelik verilse de cerrahi girişimin gerekli olduğu hastalar da bulunmaktadır. Şeker hastaları için bu yöntemler başarısız olduğunda  veya tedavileri reddettiklerinde  tek seçenek olarak protez kalmaktadır. Şeker hastalığının damar ve sinir uçlarında yaptığı geriye dönüşümsüz hasarlar nedeni ile veya uzun süreli hipertansiyonun damarlarda bozulmalara yol açması, ilaç ve enjeksiyon tedavilerinin de yetersiz kalmasına neden olabilir. Organik kökenli sertleşmeyle sonuçlanan bu ve benzeri hastalıklarda tek çözüm protezlerdir.
]]> Bebeklerde Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/bebeklerde-seker-hastaligi.html Mon, 05 Nov 2018 20:57:05 +0000 Bebeklerde şeker hastalığı, günümüzde çok sık karşılaşılmayan bir durum olsa bile hem ülkemizde hem de diğer dünya ülkelerinde meydana gelebilen bir rahatsızlıktır. Şeker hastalığı, genellikle yetişkinlerde görülmesi Bebeklerde şeker hastalığı, günümüzde çok sık karşılaşılmayan bir durum olsa bile hem ülkemizde hem de diğer dünya ülkelerinde meydana gelebilen bir rahatsızlıktır. Şeker hastalığı, genellikle yetişkinlerde görülmesi alışılmış bir hastalıktır. Bu nedenle bebeklerde şeker hastalığı denilince birçok insan şaşırır. Bebeklerde şeker hastalığı erkenden müdahale edilme imkanı olduğu için son derece mükemmel bir şekilde tedavi edilerek neredeyse ortadan kaldırılacak derecelere ulaşılabilir. Fakat bunun için zamanda gerekli olan tedavilerin yapılması gerekmektedir. Şeker hastalığı hem yetişkinlerde hem de bebeklerde meydana gelen bir metabolizma hastalığıdır. Yetişkinlerde olduğu kadar olmasa bile bebeklerde de karşılaşılan bu durum genellikle anne ve babanın tedirgin olmasına neden olmaktadır. Fakat anne babanın tutumları ve dikkatleri, tedavi aşamasında bebeğin bu hastalığı yenebilmesinde çok önemli rol oynar. Bebeklerde şeker hastalığının görülme oranı ülkemizde çok sık olmasa bile son yıllarda gittikçe daha da artış göstermektedir. Bebeklerde şeker hastalığının çok farklı nedenleri bulunmaktadır. Fakat bilinmelidir ki günümüzde elde edilmiş olan tıbbi verilere göre bebeklerde şeker hastalığının iki farklı türü vardır. Bunlardan birincisi tip 1 diyabet, ikincisi ise tip 2 diyabettir. Bebekler ise genellikle tip 1 diyabet hastalığından etkilenmektedir. Bu durum insanlarda yetişkinlik dönemine kadar hemen hemen herkeste aynıdır. Bu diyabet türünün görüldüğü bebeklerde vücut, insülin üretmediği için pankreasta bulunan insülin hücreleri de zarar görür. Bu nedenle bebek için çok iyi bir takip ve tedavi gerekir.

Bebeklerde şeker hastalığı ne gibi belirtilere neden olur
  • Bebeklerde şeker hastalığı meydana gelmesi durumunda direk olarak aşırı su içme ve hızlı kilo kaybı meydana gelir. Bu durum çok belirgin bir şekilde ortaya çıkacağı için bebeğin ailesi de bir sorun olduğundan şüphe duyabilir. 
  • Bebeğiniz sürekli olarak sinirli tavırlar sergileyerek huzursuzlanıyorsa bu durum da bir şeker hastalığı belirtileridir. Direk olarak hormonlarla alakalı olan bu durum şeker hastalığının tedavi edilmesi ile ortadan yavaş yavaş kalkacaktır.
  • Bebeklerde şeker hastalığı bazen de bebeğin dikkat dağınıklığı sorunu yaşamasına neden olacaktır. Eğer bu durum daha da artarsa aile yine bir şeylerin ters gittiğini anlayabilecektir. 
  • Bebeklerde şeker hastalığı bazen de bir deri hastalığı şeklinde belirtiler gösterebilmektedir. Bu durumlar nedeniyle ortaya çıkan hastalıklar genellikle kuru ve kaşıntılı olmaktadır. Bebeğinizde nedeni bilinmeyen bu gibi rahatsızlıklar görülüyorsa iyi bir muayene sizler için çok etkili olacaktır. 
  • Son olarak belirtmek isterim ki bebeklerde şeker hastalığı, ciddi bir şekilde vücudu meşgul edeceği için bebeğin gelişimine de çok etki edecektir. Eğer bebeğiniz yukarıdaki belirtilerle birlikte yavaş bir gelişim gösteriyorsa bu durumlarda da yine iyi bir muayene gerekecektir. 
Bebeklerde Şeker HastalığıBebeklerde şeker hastalığı tanısı: 

Bebeklerde şeker hastalığının tanısının konulabilmesi için kesinlikle bebek üzerinde bazı testlerin yapılması gerekmektedir. Bebek üzerinde yapılacak olan testler arasında özellikle açlık kan şekeri ölçümü yani AKŞ ölçümü çok önemli yer tutmaktadır. Bu ölçüm sonuçlarına göre Açlık kan şekeri 100 ile 125 mg arasında olması bebeklerde gizli şeker olduğuna işarettir. Bu ölçüm sonrasında şeker oranının 126 ve daha üzerinde bir rakam çıkması durumunda şeker hastalığının varlığı net olarak belli olmaktadır. 

Bebeklerde şeker hastalığı tedavisi:

Bu hastalığın tedavisi bebeklerde de yetişkinler kadar uzun sürelidir. Tedavi aşamasında ilk olarak bebeğe bir beslenme uzmanı müdahale etmelidir. Bu şekilde bebeğinize uygun bir beslenme programı hazırlanır. Bu beslenme programı, bebeğinizin kan]]> İbrahim Saraçoğlu Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/ibrahim-saracoglu-seker-hastaligi.html Tue, 06 Nov 2018 07:56:34 +0000 İbrahim Saraçoğlu Şeker Hastalığı, diabet oldukça sık rastlanılan ve çok ciddi derecede problemlere yol açmaktadır. Şeker hastalığı çoğunlukla pankreasın üretmiş olduğu insülinin etkisiz kalmasında yada yetersiz kaldı İbrahim Saraçoğlu Şeker Hastalığı, diabet oldukça sık rastlanılan ve çok ciddi derecede problemlere yol açmaktadır. Şeker hastalığı çoğunlukla pankreasın üretmiş olduğu insülinin etkisiz kalmasında yada yetersiz kaldığında ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Vücutta insülin olmadığı zaman besinler ile alınan şeker ile diğer besinlerin unsurları ihtiyaç halinde olan hücrelere iletimi gerçekleşmez. Bunun sonucunda hücrelerde şekersizlik durumu söz konusu olurken, kanda mevcut olan şekerde normal değerinin üstüne çıkmaktadır. Kandaki şeker miktarının aşırı artması vücutta zehir etkisi yaratmasına sebep olur ve vücuttaki bütün hücrelerin tahrip olmasına yol açar. Vücut ise, kanda şekere devamlı olarak ihtiyaç duymaktadır. İnsülin genellikle kan dolaşımındaki şekeri hücrelere taşımak ile görevlidir. Şeker hastalığı öncelikle karbonhidratlar, yağ metabolizması ve proteini ilgilendiren metabolizma hastalığıdır. Kendisini de devamlı olarak kan şekerinin yüksek olması ile göstermektedir. Şeker hastalarında ortaya çıkan temel metabolik bozukluğun nedeni kan yolu ile şekerin hücrelerin içerisine girmemesi durumudur. 

İbrahim Saraçoğlu Şeker Hastalığına Bitkisel Kürler Nelerdir
  • Tip 1 Şeker Hastaları İçin, kişide ortaya çıkan şeker hastalığının ilk bir sene boyunca düzenli olarak kabuklu tarçın tüketmesi özellikle vücutta yüksek olan şeker seviyesinin normale düşmesine yardımcı olmaktadır. Şeker hastalığını iyileştirir.
  • Tip 2 Şeker Hastaları İçin, bu hastalar için lahana kürü yapılmalıdır. Lahananın dış tarafındaki yapraklarından 4 ya da 5 adet 1/2 litre suyun içerisinde haşlanır. Daha sonra lahana kürünü şeker hastası olan kişi hem sabah hem de akşam aç karnına bir bardak içmelidir.
  • Şeker Hastalığı Ökse Otu Kürü, bir tutam ökse otunu bir bardak ılımış suyun içerisine atılarak 10 dakika ağzını kapatıp demlenmesi için beklenir. 
  • Şeker Hastalığı İçin Çörek Otu Kürü, 1 yemek kaşığı taze yoğurdun içerisine 3 çay kaşığı kadar çörek otunu havanın içinde iyice dövdükten sonra karıştırarak yenmelidir. Çörek otu kürünü gün içinde sabah ve akşam olmak üzere iki kere yapılmalıdır. Ayrıca her iki kürü tüketim arasında mutlaka 6 saat zaman geçtikten sonra tekrarlanmalıdır. Şeker hastalığı için çörek otu kürünü en az 15 gün yapabilir, en fazla ise 1 ay uygulanabilir. 
  • Şeker Hastalığına Beyaz Lahana Kürü, beyaz lahanadan beş adet yaprak bütün hali ile alınır. Daha sonra tencerede yarım litre suyun içerisine ilave edildikten sonra kısık ateşin üstünde ağzını kapatıp yaklaşık 15 dakika pişirelim. Hazırladığınız beyaz lahana kürünün içine hiç bir tatlandırıcı madde ilave edilmemelidir. Haşlanan beyaz lahananın suyunu süzelim, soğuduktan sonra bir su bardağı günde iki defa tüketelim. Aç ya da tok karnına fark etmez. 
İbrahim Saraçoğlu Şeker HastalığıŞeker Hastalığına İyi Gelen Bitkiler Nelerdir
  • Ceviz, özellikle kabukları ve yaprakları ile hazırlanan ilaçlar kanın temizlenmesini sağlarken kansızlık problemini büyük ölçüde gidermektedir. Şeker hastalığı ve verem hastalığında hem tedavi edici hem de çok besleyicidir. 
  • Kısa Mahmut, şeker hastalığı için en etkili olan çözümdür.
  • Susam Yağı, şeker hastalığı için kullanıldığı gibi müshil olarak da çok etkili bir yağdır.
  • Zahter, özellikle şeker hastalığına karşı kullanılmaktadır.
  • Taflan, taze meyve olarak tüketilen taflan çoğunlukla tohumları şeker hastalığı için kullanılmaktadır.
  • Üvez Yaprakları, yaprakları ile hazırlanan üvez çayı kan şekerini düşürücü etkisinden dolayı şeker hastalığı için kullanılır.
]]>
Diyabet Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/diyabet-seker-hastaligi.html Tue, 06 Nov 2018 09:52:47 +0000 Diyabet Şeker Hastalığı, İnsan vücudunda midenin arka kısmında pankreas isminde bir bez bulunmaktadır. Bu pankreas ismindeki bez kan şekerini düzenleyen hormonlar salgılamaktadır. Bu salgılanan hormonlardan birine
Diyabet Şeker Hastalığı, İnsan vücudunda midenin arka kısmında pankreas isminde bir bez bulunmaktadır. Bu pankreas ismindeki bez kan şekerini düzenleyen hormonlar salgılamaktadır. Bu salgılanan hormonlardan birine de insülin denmektedir. İnsülin'in düzgün salgılanmaması ya da etkisiz kalması durumunda hücrenin enerjisini karşılamak gibi önemli bir görevi olan şeker hücreye girememektedir. Bu durumda da şeker kanda birikmektedir. Kanda normal bulunması gerekenden daha fazla şeker bulunur. Bu durum da bütün hücrelere zarar vermeye başlar. Ortaya diyabet şeker hastalığı çıkar. Çünkü fazla şeker zehir gibidir. Diyabet şeker hastalığı genellikle aynı zamanda kalıtsal ve çevresel faktörlere bağlanmaktadır. Ülkemizde ve dünyada hızla arkan hastalıklar arasında olan diyabet şeker hastalığı ülkemizde %10 civarındadır.  Şeker hastalığının gelişmesine engel olmak ve ortaya çıkmasını önlemek için sağlıklı beslenmek ve günlük hareketi artırmak gerekmektedir. Diyabet şeker hastalığı körlük, felç, böbrek yetmezliği ve ayak kesilmesi gibi önemli rahatsızlıklara sebep olabilmektedir. Tüm hastalıklarda olduğu gibi diyabet şeker hastalığında da erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. 

Diyabet Şeker Hastalığı Belirtileri
  • Su içme isteği
  • İştahın açık olması çok yemek yeme
  • İdrara sık çıkmak
  • Ciltte kuruma
  • Çoğunlukla halsizlik 
  • Vücuttaki yaraların normalden geç iyileşmesi
  • Ara sıra bulanık görmek
  • Ayaklarda uyuşmaların  olması
  • Vajinal kaşıntı
  • Yemek yedikten sonra uyuklamak
  • Tatlıya düşkünlük
Diyabet Şeker HastalığıDiyabet Şeker Hastalığının Çeşitleri

Tip 1 Diyabet Şeker Hastalığı: Pankreasta insülin yapan beta hücreler hasar görür veya insülin yapımını engelleyecek hastalıklar oluşursa Tip 1 diyabet şeker hastalığı ortaya çıkar. Bu durumda kandaki şeker miktarı artış göstermekte, karaciğerde enerji ve kolesterol yapımı için yağın kullanımı aşırı derecede artmakta ve vücut proteinleri azalmaktadır. Kısaca başlama yaşı 20'den küçüktür. Hasta zayıflamaya başlar insülin vücutta üretilemez yada az üretilir. 

Tip 2 Diyabet Şeker Hastalığı: Tip 2 şeker hastalığında problem insülinin eksikliği değil insülinin etki gösterememesidir. İnsülinin bağlanma yerinde problem vardır yada bağlanma yeri sayısı normalden azdır. Tip 1'e göre daha fazla görülmektedir. Özellikle bu hastalık yetişkinlerde görülmektedir. Başlama yaşı genellikle 40'tan büyüktür. Bu rahatsızlığa aynı zamanda erişkin tipi diyabet şeker hastalığı denmektedir. Bu rahatsızlığa sahip olan hastaların çoğu şişmandır. 

Kimlerde Diyabet Şeker Hastalığı Görülme İhtimali Fazladır
  • Ailesinde şeker hastası bireyler olanlar
  • Sık acıkanlar, hızlı bir şekilde yemek yiyenler
  • Yüksek tansiyonlu kişiler
  • Kandaki yağı fazla olanlar
  • Hareketsiz yaşamı olanlar
  • Yaşın ilerlemiş olması
  • Vücudunda yağlarının bel bölgesinde çoğunlukla olanlar
Diyabet Şeker Hastalığının Tedavisi
Diyabet şeker hastalığının tedavisinde öncelikli amaç kan şekerini ayarını sağlamak yani kan şekeri yükselmelerini ve düşmelerini engellemektir. Diyabet kontrolü kan şekeri seviyenizi mümkün olduğunca normale en yakın tutmak anlamına gelmektedir. Tüketilen besinlerin karbonhidrat içeren besinlerin vücudun ihtiyacından fazla olarak tüketilmesi kan şekeri seviyesini yükseltmektedir. Bu nedenle kan şekeri kontrolünün sağlanmasında bireye özgü beslenme düzeni ayarlanması oldukça etkili bir tedavidir. Egzersiz yapılması vücudun glikozu etkili bir şekilde kullanmasını ve kan şekeri kontrolünü sağlamaktadır. Ayrıca egzersiz şişman diyabetlilerin kilo kaybetmesine yardımcıdır. İnsülin yaşam için gereklidir]]> Gebelikte Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/gebelikte-seker-hastaligi.html Tue, 06 Nov 2018 23:52:50 +0000 Gebelikte şeker hastalığı, kanda şeker oranının normalde olması gerekenden daha yüksek olması sonucu ortaya çıkan bir hastalık olan şeker hastalığı, bazı kadınlarda gebelik öncesi dönemde mevcuttur. Bu durum pregastas Gebelikte şeker hastalığı, kanda şeker oranının normalde olması gerekenden daha yüksek olması sonucu ortaya çıkan bir hastalık olan şeker hastalığı, bazı kadınlarda gebelik öncesi dönemde mevcuttur. Bu durum pregastasyonel diyabet olarak tanımlanır. Bazı kadınlarda ise şeker hastalığı gebelik döneminde ilk defa ortaya çıkabilir. Bu durum ise gestasyonel diyabet olarak tanımlanır. Pregastasyonel diyabet her 200 kadında birinde, gestasyonel diyabet ise 200 gebelikte 5'inde teşhis edilebilir. Gebelik öncesi diyabet sorunu olan kadınların gebelik döneminde kan şeker seviyesini kontrol altında tutmaları oldukça güçtür. Bu nedenle gebelik sürecinde insülin dozunda değişikliğe gidilebilir.

Gebelikte şeker hastalığı ve oluşabilecek problemler nelerdir
  • Kanda yüksek oranda bulunan şeker anne karnındaki bebeğin çok iri doğmasına sebep olabilir. İri ağırlıklı bebeklerde gebelik süreci ve doğum anında daha fazla sıkıntı ortaya çıkma ihtimali vardır. İri ağırlıklı bebekler için normal doğum sıkıntılı olabileceğinden sezaryen tercih edilebilir.
  • Gebelik süreci öncesinde şeker hastalığı olan anne adaylarının bebeklerinde anomali gelişme olasılığı fazladır. Fakat şeker hastalığı ilk defa gebelik sürecinde gelişmişse anne karnındaki bebekte anomali gelişme riski yoktur.
  • Şeker hastalığına maruz kalan gebelerde, gebelik döneminde preeklampsi görülme olasılığı daha fazladır.
  • Şeker hastalığı nedeniyle erken doğum olabilir.
  • Şeker hastalığı ani bebek ölümlerine yol açabilir.
  • Doğum sonrasında şeker hastalığı nedeniyle bebekte solunum sıkıntısı görülebilir. Şeker hastası annelerin bebeklerinde akciğer gelişimi daha güç olur.
  • Doğum sonrası dünyaya gelen bebekte kan şekeri düşüklüğü, kan hücresi fazlalığına rastlanabilir.
  • Şeker hastalığı nedeniyle bebekte gelişme geriliği görülebilir.
  • Şeker hastalığı anne karnındaki bebeğin aniden ölümüne yol açabilir.
  • Solunum yolu enfeksiyonları, üriner sistem bozuklukları görülebilir.
  • Şeker hastası anne adaylarında şiddetli mide bulantısı, enfeksiyon, kusma gibi şikayetler artabilir.
Gebelikte şeker hastalığı belirtileri

Çoğu anne adayı gebelikte şeker hastalığı olduğunu fark etmeden bir gebelik sürdürebilir. Annenin şeker hastası olduğu rutin kontrollerde yapılan tetkikler sonucu ortaya çıkabilir. Bununla beraber annede, kilo kaybı, aşırı susuzluk, aşırı yemek yeme isteği, sık idrara çıkma ve yorgunluk gibi şikayetler görülebilir.

Gebelikte Şeker HastalığıGebelikte şeker hastalığı tanısı

Gebelikte şeker hastalığını teşhis etmek için şekerli su testi denilen glukoz yükleme yapılır. Bu test gebeliğin 24-28. haftalarında tarama amacıyla tüm gebelere uygulanır. Test sonucu eğer 140'dan yüksek çıkmışsa beraberinde 100 gram glukoz toleransı testi gerçekleştirilir. Bu testin sonuçları değerlendirilerek gebelikte şeker hastalığı tanısı konulabilir.

Gebelikte şeker hastalığı tedavisi

Gebelikte şeker hastalığı tedavisinde bazı durumlarda yalnızca diyet yapmak yeterli olabilir. Eğer diyet hastalık üzerinde başarılı olamamışsa insülin tedavisine gerek duyulur. Bu konuda doktor hastayı yeterince bilgilendirecektir.

Gebelikte şeker hastalığı olan anne adaylarında doğum ne zaman olmalıdır

Anne adayında ya da anne karnındaki bebekte herhangi bir sorun tespit edilmemişse ve sezaryene gerek kalacak başka bir komplikasyon yoksa doğumun normal olması için beklenir. Anne karnındaki bebek iriyse ya da anne adayında kemik yapısı bozukluğu gibi durumlar varsa sezaryen yapılır.

Doğum sonrası şeker hastalığı devam eder mi

Çoğu gebelikte doğum gerçekleştikten sonra şeker hastalığı kendiliğinde]]> Yüksek Şeker Hastalığı Belirtileri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/yuksek-seker-hastaligi-belirtileri.html Wed, 07 Nov 2018 04:20:41 +0000 Yüksek şeker hastalığı belirtileri, şeker hastalığı son yıllar da sıkça duyulan ve her 3 kişiden 1'inde görülen bir hastalık haline gelmiştir. Yediğimiz gıdalardan alınan şeker sayesinde vücudumuz bu ihtiyacını k Yüksek şeker hastalığı belirtileri, şeker hastalığı son yıllar da sıkça duyulan ve her 3 kişiden 1'inde görülen bir hastalık haline gelmiştir. Yediğimiz gıdalardan alınan şeker sayesinde vücudumuz bu ihtiyacını karşılamış olur. Yemek yedikten sonra gıdalar bağırsaklarda parçalananıp ufak şeker parçalarına dönüşür ve daha sonra emilerek kan akımı yoluyla vücuda dağılır. Enerji sağlayabilmesi için kan şekerinin özellikle kas, karaciğer, beyin vs. gibi dokular olmak üzere hemen hemen bütün dokuların hücrelerine girmesi gerekmektedir. Kanda bulunan şekerin hücrelere girmesini pankreas bezinden salgılanan insülin hormonu sağlamaktadır. Kanda insülin hormonu yoksa veya insülin hormonu olduğu halde hücrelerce emilemiyor ve etki gösteremiyorsa kandaki hücreye giremediğinden birikir ve şeker oranında yükselme meydana gelir. Aç karnına yapılan ölçümlerde eğer 126 mg/dl geçiyor ise bu durumda kişi şeker hastalığına yakalanmış diyebiliriz. Şeker aslında her insanda bulunmaktadır. Tabi ki de kişiden kişiye durumun seyri değişmektedir. Kişilerde bu durum yüksek veya düşük olabilmektedir. 2 tür şeker hastalığı mevcuttur. Tip 1 şeker hastalarında çok su içme ve buna bağı olarak idrara çok çıkma, çok yemek yemeğe karşın kilo verme eğilimi bulunmaktadır. Tip 2 şeker hastalarında bu belirtiler az görünmekte ve hastalık sinsi şekilde kişinin vücudunda başlar. Fakat bazı kişiler de bu gibi şikayetler görülmemektedir. Bazı hastalar da sık idrara gitme, aşırı açlık, halsizlik, zayıflama, görmede bulanıklık, kadınlarda vajinal kaşıntı, susuzluk, aşırı su içme eğilimi olmaktadır. 

Yüksek Şeker Hastalığı BelirtileriYüksek şeker hastalığı belirtileri
  • Çok su içme ve ağız kuruması,
  • Çok idrara gitme, 
  • Çok acıkma, 
  • Çok yemek yemeğe rağmen zayıflık ve halsizlik belirtileri,
  • Yaraların çok geç iyileşmesi,
  • Vajinal kaşıntı,
  • Ayaklarda uyuşma ve karıncalanma,
  • Horlama,
  • Tatlıya düşkünlük,
  • Yemeklerden sonra uykunun gelmesi,
  • Görmede bulanıklık,
  • Cildin kuru ve kaşıntılı olması,
  • Sinirlilik,
  • Uzun açlık durumlarında el ve ayak titremesi,
  • El ayalarında ve ayak altlarında yanma olarak sıralanabilir.
]]>
Ağız Kuruluğu Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/agiz-kurulugu-seker-hastaligi.html Wed, 07 Nov 2018 09:19:34 +0000 Ağız Kuruluğu Şeker Hastalığı, Ağız kuruluğu genellikle şeker hastalarında, boğaz enfeksiyonlarında ya da geniz eti ve burunda kemik olan kişilerde sık karşılaşılan bir durumdur. Ağız kuruluğuna neden olan şeker ha Ağız Kuruluğu Şeker Hastalığı, Ağız kuruluğu genellikle şeker hastalarında, boğaz enfeksiyonlarında ya da geniz eti ve burunda kemik olan kişilerde sık karşılaşılan bir durumdur. Ağız kuruluğuna neden olan şeker hastalığı üzerinden bu durumun belirtileri, tedavi yolları ve doğal beslenme imkanları hakkında bilgi verilecek olan bu yazımızı mutlaka incelemelisiniz. Sağlık asla ihmale gelmez ve ne kadar erken tedaviye başlanırsa o kadar olumlu yanıtlar alınır. 

Şeker Hastalığı Belirtileri Nelerdir
  • Ağız kuruluğu,
  • Halsizlik,
  • Baş dönmesi,
  • Titreme,
  • Mide bulantısı, 
  • Ağız kokusu,
  • Obezite,
  • Zayıflama ve giderek kilo verme, 
  • Sık sık idrara çıkma isteği, 
  • Yaraların uzun süre açık kalması. 
 Ağız Kuruluğunda Şeker Hastalığı İçin Ne yapmalı
  • Ağız kuruluğu pek çok şeker hastasının karşılaştığı sorunlardan birisidir. Bunun için şeker hastalarının bolca su tüketmesi gerekmektedir. Aynı zamanda şeker hastaları şeker hastalığın etkilerini de azaltarak ağız kuruluğu hissini minimalize edebilirler. 
  • Ağız kuruluğu için dişleri sık fırçalamalıdırlar. Çünkü ağız kuruluğuyla beraber boğaz ağrısı, ağız kokusu da görülür. Bu kişileri fizyolojik açıdan etkilediği gibi sosyal yaşamlarını da olumsuz etkiler. 
  • Kişilerin beslenmelerine muhakkak dikkat etmeleri gerekmektedir. 
  • Sebze ve meyve tüketmeledir. ıspanak, elma, portakal, havuç vb. 
  • Protein açısından zengin ama yağ oranı düşük gıdalar tüketmelidirler. Tavuk, balık, yumurta. 
  • Süt, yoğurt ve peynir tüketmeyi ihmal etmemelidirler. 
Kişiler ne kadar sağlıklı beslenir ne kadar iyi dinlenir ve düzenli bir yaşam belirlerse, yaşam kaliteleri de o oranda olumlu yönde gelişir. Sağlık ve sağlık sorunları birbirleriyle bağlantılı olup, fiziksel sorunlar psikolojik ve sosyal yaşamına etkiler. Ağız kuruluğu zamanla öksürük, boğazın tahriş olması, yutkunmada güçlük ve gıcık dediğimiz ardı kesilmeyen öksürüğün yaşanmasına yol açabilmektedir.
]]>
Zayıflatan Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/zayiflatan-seker-hastaligi.html Thu, 08 Nov 2018 00:31:21 +0000 Zayıflatan Şeker Hastalığı, Şeker hastalığı özellikle ülkemizde çok yaygın olan genç yaşlı demeden herkesin karşılaşabileceği sağlık sorunlarından biridir. İsmi oldukça sempatik görünse e kişilere yaşamı zehir ed Zayıflatan Şeker Hastalığı, Şeker hastalığı özellikle ülkemizde çok yaygın olan genç yaşlı demeden herkesin karşılaşabileceği sağlık sorunlarından biridir. İsmi oldukça sempatik görünse e kişilere yaşamı zehir eden, sürekli diyet halinde olmayı gerektiren ve ihmal edildiği durumlarda ciddi sağlık sorunlarının yaşanmasına yol açan bir hastalıktır. Özellikle sebepsiz yere kilo kaybetme şeker hastalığının en belirgin özelliklerinden biridir. 

Şeker Hastalığı Belirtileri
  • Şeker hastalığı kilo verdirir,
  • Uyku düzenini bozar,
  • Halsizlik hissi verir,
  • Sürekli idrara çıkma isteği uyandırır,
  • Baş dönmesi,
  • Mide bulantısı,
  • Açlık hissi,
  • Uyuşukluk ve unutkanlık... gibi daha sayılabilecek pek çok belirti vardır. 
Zayıflatan Şeker HastalığıZayıflatan Şeker Hastalığı İçin Ne yapılmalıdır
  • Şeker hastalığının en belirgin özelliklerinden biri olan zayıflama, ani veya  beklenmedik bir anda gerçekleşmişse kişinin ilk olarak bir hekime görünmesi ve kilo vermenin nedeninin araştırılması gerekir. Bunun nedeni eğer şeker hastalığı ise, kişinin öncelikle düzenli, dengeli ve enerji verecek özellikle protein yönünden zengin besinlerle beslenmesi gerekir. 
  • Balık, et, süt ve yoğurdun bolca tüketilmesi hem şeker hastaları için hem de kilo kaybının azaltılması ve vücudun birden çökmesine engel olmak için muhakkak gereklidir. 
  • Mineral yönünden eksikliklerin şeker hastalarında yaygın olduğu göz önünde bulundurulursa kişilerin su, soda, deniz ürünleri, sebzeler tüketilmelidir. 
  • Kişinin alkol ve sigara kullanmaktan kaçınması bağışıklık sistemi ve organların yıpranmaması açısından çok önemlidir. 
  • Düzenli ve kişiyi yormayan küçük çaplı yürüyüşler oldukça iyidir. 
  • Aynı zamanda fazla kilolar varsa, kişinin kalp rahatsızlıklarını da tetikleyebileceğinden kişinin diyet yapması gerekir. Fakat asla kişi midesini boş bırakmamalı sık aralıklarla, az ve minik porsiyonlar yemelidir. 
  • Çaya bol şeker atmaktan, yemeklere çok fazla tuz ve eklemekten uzak durmalısınız. 
  • Göz, diş, el ve ayaklarınızın sağlık durumunu kontrol edin ve ettirin. Kişisel bakımınız ve rahat giysiler giymeniz size rahatlık sağlayacaktır. 
  • Sosyal yaşamınızı çok fazla ertelemeyin. Stres attığınız, sıkıntılardan uzaklaştığınız ortamlarda zaman harcayın ve temiz havayı solumaktan vücudunuzu mahrum etmeyin. Evden çıkamıyorsanız bile günde en az iki kez, 15'er dakika evinizi havalandırın. 
]]>
Şeker Hastalığı Aşısı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-asisi.html Thu, 08 Nov 2018 08:21:05 +0000 Şeker hastalığı aşısı, insülin tedavisi gören hastalarda kullanılan ve pankreasta görülen beta hücrelerini koruyan, bu hücrelere insülin hormonu salgılayan bir aşıdır. Ancak, şeker aşısı nedir ve kimle Şeker hastalığı aşısı, insülin tedavisi gören hastalarda kullanılan ve pankreasta görülen beta hücrelerini koruyan, bu hücrelere insülin hormonu salgılayan bir aşıdır. Ancak, şeker aşısı nedir ve kimler kullanabilir

Şeker  hastalığı aşısının ismi,

Şeker aşısının ismi, TRX4 olarak bilinir. Aslında bir antikor olan aşı, pankreasta beta hücrelerini dağıtan ve çökerten T hücrelerine yapışıyor. Beta hücresi, T hücresinin saldırısından kurtulduğu anda insülin üretimine devam ediyor. Yaklaşık olarak 4 yıldır araştırmaları yapılmakta olan bu aşı, tip 1 diyabet meydana gelince 6 gün boyunca hastaya vuruluyor.

Aşı, tip1 diyabet hastalarında eğer ki yeni teşhis koyulursa kullanılabiliyor. Tip 1 diyabetiniz eski ise aşının size bir faydası olmaz. Aşının faydalı olması hususunda, pankreasta beta hücresi olması gerekiyor. Beta hücresi olmayan hastalarda aşının faydası olmaz. Araştırmaları henüz devam ettiği için piyasada satılmayan bir aşı, sadece doktorlar tarafından istenilirse kullanılabilir.

Şeker Hastalığı AşısıTip 1 diyabet nedir

Tip 1 diyabet, insülin kullanmasını gerektiren diyabettir. Genelde, zayıf, kilo kaybeden, aşırı susama ve sık tuvalete gitme ile kendini belli eder. Bu hastalar hayatları boyunca insülin kullanmak zorundadırlar yoksa hayatlarını kaybederler. Tip 1 diyabet, 300 çocuktan 1’inde ortaya çıkan bir hastalıktır.

Tip 1 diyabet, pankreasta görülen beta hücrelerinin bağışıklık sistemi tarafından harap edilmesi sonucunda oluşan aslında bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Pankreasta görülen beta hücreleri yabancı bir madde olarak algılanır.Bunun üzerine bağışıklık sistemi hızla yok etmeye çalışır. İnsülin hızla vücutta azalmaya başlar ve kanda insülin hormonu görülemez. İnsülin olmadığında, kanda bulunan şeker hücrelere giremez ve birikmeye başlar bu da hastanın hayatını riske atar. İşte, bu nedenle bu hastalar düzenli bir şekilde insülin kullanmak zorundadır. Çocukluk çağlarında daha fazla görülen tip 1 diyabet, ilerleyen yaşlarda kendini gösterebilir.

Tip 1 diyabetli hastalarda, çölyak, graves, hipotiroidi, addison hastalığı, pernisiyoz anemi çok sık karşılaşılan diğer hastalıklardır. Uzmanlar, çocuklarda tip 1 diyabetin ilerlememesi için, bebeğin ilk 6 ay anne sütü ile beslenmesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca, alerji yapan besinlere daha geç başlanması gerektiğini söylüyorlar. Şarküteri ürünleri tüketilmemeli, kilo verilmeli ve bol bol D vitamini alınmalıdır.

]]>
Tip 2 Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/tip-2-seker-hastaligi.html Fri, 09 Nov 2018 01:27:25 +0000 Tip 2 şeker hastalığı hücreler insüline direnç gösterdiğinde ortaya çıkan bir hastalıktır. İnsülin kandaki şekerin hücrelere geçişini sağlamaktadır. Normal durumda açlık kan şekeri 65-120 mg/dl arasında olmaktadı Tip 2 şeker hastalığı hücreler insüline direnç gösterdiğinde ortaya çıkan bir hastalıktır. İnsülin kandaki şekerin hücrelere geçişini sağlamaktadır. Normal durumda açlık kan şekeri 65-120 mg/dl arasında olmaktadır ancak şeker düzeyi 100 mg/dl'den yüksek olanlar diyabet adayı olarak gösterilmektedir. 125 mg/dl'den büyük olanlar tip 2 şeker hastalığı sahibidir. Tip 2 şeker hastalığı 40 yaş üzerindeki kişilerde görülmektedir. Tip 2 şeker hastalığı pankreasın yeterli düzeyde insülin salgılayamaması yada salgılanan insülinin yeterli derecede kullanılamaması sebebi ile kan şekerinin normali dışında yükselmesi durumudur. Tip 2 şeker hastalığının görülme sıklığı çok fazladır. Şeker hastası kişilerin %90'ı tip 2 şeker hastasıdır.

Tip 2 Şeker Hastalığının Belirtileri
  • Sık sık idrara çıkma
  • Ağız kuruluğunun çok olması
  • Çok su içme isteği
  • Sürekli açlık hissi
  • Ciltteki yaraların geç iyileşmesi
  • Cildin kuru ve kaşıntılı olması
  • Vücutta sık sık enfeksiyon olması
  • Ellerde ve ayaklarda karıncalanma, uyuşma olması
  • İştah artmasına rağmen sürekli kilo artması
  • Ciltte oluşan koyu lekeler
  • Halsizlik ve bulanık görme
  • Bilinç kaybı ve uyuklama
  • Vajina iltihabı ve erkeklerde iktidarsızlık

Tip 2 Şeker HastalığıTip 2 Şeker Hastalığının Tedavisi

Şeker hastalığı iyileştirilemez ancak doğru tedavi sayesinde hastalığın oluşturabileceği zararlar ve belirtileri etkisiz hale getirilebilir. Tip 2 şeker hastalığında tedavinin amacı kan şekerinin normal seviyede olmasını sağlamaktır. Tedavide hasta tip 2 şeker hastalığını kontrol etmeyi öğrenmeli ve egzersizlerini, diyetini, ilaçlarını düzenli kullanmalı, uygulamalıdır. Tip 2 şeker hastalığı tedavisinde hasta yalnızca ilaçları kullanmamalı aynı zamanda yaşam tarzını da değiştirmelidir. Tip 2 şeker hastalığının tedavisinde diyetin iki önemi vardır. Biri vücuda alınan glikoz seviyesini sınırlamak, ikincisi ise sağlıklı kiloyu kontrol altında tutmaktır. Tip 2 şeker hastaları karbonhidrat miktarı dengeli olan bir diyet uygulamalıdırlar. Glisemik endeksi düşük besinler tüketilmelidir. Fazla kan şekeri kas hücreleri tarafından yakılır ve kan şekeri kontrol altına alınmış olur. Bu durumda da insülin ve ilaç ihtiyacı azalır. Egzersiz yaparken aşırıya kaçmamak çok önemlidir. Çünkü fazla egzersiz kan şekerinde ani düşüşlere sebep olmaktadır. Kan şekeri sık sık kontrol edilerek tedavilerin işe yarayı yaramadığı, beslenmede olan değişikliklerin tip 2 şeker hastalığına etki edip etmediği gözlemlenmelidir. Bazı tip 2 şeker hastaların da beslenme ve egzersiz yeterli olurken bazı hastalarda ilaç tedaviye gerek duyulmaktadır. İlaç tedavisi de hastanın durumuna, gidişatına göre değişiklikler göstermektedir. İlaçlar ile kontrol altına alınamayan tip 2 şeker hastalığında insülin tedavisi de bazı durumlarda gerekli olabilmektedir.
]]>
Şeker Hastalığı Ayak Yaraları https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-ayak-yaralari.html Fri, 09 Nov 2018 11:21:48 +0000 Şeker hastalığı ayak yaraları, Şeker hastalarının çok büyük bir bütünün de ayak tabanlarında yaralar açılır. Çoğu zaman ayakta olan kişilerin yaraları enfeksiyon olması durumunda yada olmaması için
Şeker hastalığı ayak yaraları, Şeker hastalarının çok büyük bir bütünün de ayak tabanlarında yaralar açılır. Çoğu zaman ayakta olan kişilerin yaraları enfeksiyon olması durumunda yada olmaması için hastanede yatırılır. Bu hastalık kötü olmakla birlikte daha kötüsü de bacak kesilmelerine sebep olabiliyor. Böyle ayak yaraların da hızlı tedavi yapılması çok önemlidir.

Kimlerde ayak yarası gelişir 

Şeker hastası olan çoğu kişide ayaklarında yara oluşabiliyor. Özellikle yaşlı erkeklerde ve kadınlarda olmaktadır. Şeker hastalıklarına bağlı olan göz, böbrek, kalp hastalığı olan ve insülin kullanan çoğu kişide ayaklarında yara olma riski daha yüksektir. Bunlara destek veren sigara ve alkol ayakta yara oluşmasında büyük katkı da bulunur. 

Şeker hastalığı ayak yaraları nasıl oluşur 

Ayak yarası hastalarda bir çok faktörün bir araya gelmesi ile oluşmaktadır. Bu faktörlerden en önemlileri ise dolaşımın bozulması, ayakta şekil bozuklukları, tekrar tekrar olan tahrişler, ayakta duyunun azalması, yaralanmalar ve şeker hastalığının çok uzun bir zamandır olmasıdır. Hataların içindeki sinirlerin yüksek kan şekerinden zarar görmesi gibi durumlarda nöropati gelişir ve ayakta olan dokunma hissi ortadan kalkar. Bu olay ise hastaların bir çoğunda ağrı yapmadığı için olayın farkına varamazlar. Hastalar ayakları yandığında, bir yere vurduğunda, ayakkabı vurduğunda, bir şey battığında oluşan yarayı ve hiç hissetmezler. Bu şekillerde veya kendiliğinde de yara oluşmaktadır. Kötü yanı ise oluşan yaralar normal bir yara gibi kendiliğinden iyileşme göstermez ve tam tersi ilerler. Eğer yara iltihaplanırsa bu yaranın düzelmesi için daha da kötü olabilir. Bu hastaların yaşlı olduğundan ve bakıma muhtaç kişiler olduğundan ayaklarında oluşan yaraların fark edilmesini daha çok zora sokmaktadır. Çoğu kişi böyle ayak yaralarında oldukça sorunlu bir hal aldıktan doktora başvururlar. 

Şeker Hastalığı Ayak YaralarıŞeker hastalığı ayak yaraları nasıl tedavi edilir 

Şeker hastalarının ayakta yara oluştuğunda ilk hedef iyileşmenin kısa bir sürede sağlanmasıdır. İyileşme süresini ne kadar kısa tutarsak yaranın enfeksiyona dönüşme riskini daha aza indirmiş oluruz. Bu tedavinin yapılması için bazı faktörler vardır. Bunlar :
  • Ölü dokuların tamamen temizlenmesi 
  • Çok iyi bir şekilde pansuman ve bakım yapılması
  • Yara olan bölgeden baskı ve ağırlığın kaldırılması gereklidir
  • Enfeksiyonun olduğunca engellenmesi gerek
  • Kan şekerinin sık sık düzenlenmesi
Çoğu yara enfeksiyon değildir. Ama enfeksiyon olup olmadığını öğrenmemiz için çok dikkatli bir muayene olmamız ve tahliller ile enfeksiyon olup olmadığına bakılması gerekiyor. Eğer enfeksiyon olduğu ortaya çıkmış ise antibiyotik ile hızlı bir şekilde tedavisine başlanmalıdır. Yarayı oluşan enfeksiyonlardan korumak için yapılması gereken şeyler şunlardır :
  • Çıplak ayakla kesinlikle yürünmemesi gerekiyor
  • Kan şekerinin sürekli kontrol altında olması gerekli
  • Yara sürekli temizlenmesi gerekmektedir
  • Yara sık sık pansuman yapılmalı ve temiz tutulmalıdır
Yaranın hızlı bir şekilde iyi olması için yara ve bölgesine olan ağırlığı ve baskıyı ortadan kaldırmamız gerekiyor. Örneğin yürürken yara yere temas edecek şekilde yürünmemeli veya yara olan bölge için özel ayakkabılar giyinmelidir. Yatarken yara topukta ise yere temas edeceği bölgeye uygun bir malzeme bularak temas etmesini engellememiz gereklidir. Yara bakımı için son yıllarda çok fazla yeni ürün çıkmıştır. Yeni çıkan yara bakım ürünleri ile yara kapalı bir şekilde nemli bir ortamda olmalıdır. Yaranın üzerine kesinlikle antiseptikli solüsyonlar dökülmemesi gerekiyor. Ve yara bu şekilde daha hızlı bir şekilde enfek]]> Kan Şekeri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/kan-sekeri.html Fri, 09 Nov 2018 21:12:19 +0000 Kan şekeri, karbonhidratların en küçük parçası glikozdan oluşmaktadır. Vücuttaki tüm hücreler glikoz kullanmaktadır. Fruktoz ve galaktoz gibi monosakkaritlerin vücutta kullanılması için karaciğerde glikoza çevr Kan şekeri, karbonhidratların en küçük parçası glikozdan oluşmaktadır. Vücuttaki tüm hücreler glikoz kullanmaktadır. Fruktoz ve galaktoz gibi monosakkaritlerin vücutta kullanılması için karaciğerde glikoza çevrilmesi gerekmektedir. Sağlıklı bir kişide açlık halinde kandaki glikoz yoğunluğu 70-100 mg/dl olmalıdır. Yemek yedikten sonra ilk saatte 120-140 mg/dl oranına yükselir. Vücutta karbonhidrat emilimi tamamlandıktan iki saat içinde kandaki glikoz normal seviyelerine döner. Kompleks karbonhidratlar kan şekerini yavaş yükseltirken, basit karbonhidratlar kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olur. Karaciğer kan şekerinin düzenlenmesinde önemli bir görev üstlenmiştir. Yemekten sonra kan şekeri yükseldiğinde, insülin hormonunun salgılanması artar. Bağırsaklardan emilen şekerin çoğu karaciğerde glikojene çevrilerek depolanır. Kan şekeri şeker hastalığının tespit edilmesinde oldukça önemlidir.

Kan şekeri nasıl yükselir

Kandaki şekerin hücrelere girişinin insülin sağlar. Şeker hastası olan Tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri yüksekliği, insülin salgısının yetersizliğinden ya da vücuttaki insülin direncinden kaynaklanır. İnsülin direnci kandaki insülin miktarı yeterli olmasına rağmen, vücutta etkisini gösterememesidir. Şekerin hücrelere taşınamaması kanda birikmesine sebep olmaktadır. Bu şekilde kan şekeri seviyeleri yükselmiş olur.

Kan Şekeri

Kan şekeri neden önemlidir

Vücuttaki tüm hücreler yaşamak için enerjiye geresinim duyar. Enerji sağlanamadığında hücrenin yaşamı sona erdiği gibi, hücrenin ait olduğu canlıda yaşamını yitirir. Vücudun enerji kaynakları başta şeker olmak üzere, yağ ve proteinlerden oluşur. Fakat kan şekerinin önemi daha farklıdır.

  • Bazı hücreler enerji kaynağı olarak sadece glikozdan faydalanır. Kanda her zaman belirli oranda glikoz bulunmalıdır. Bu hücreler arasında sinir hücreleri, oksijen taşıyan kırmızı kan hücreleri ve erkek üreme hücresi spermler gelir. Kan şekeri düşüklüğünde bayılmanın nedeni sinir hücrelerinin ihtiyacı olan şekeri alamaması ve bu yüzden enerji elde edememesidir. Bu nedenle çalışamazlar ve vücudu yönetmekte zorlandıklarından, bayılma meydana gelir.
  • Vücutta enerjiyi en fazla tüketen hücreler kas hücreleridir. Bunlar vücudun ağırlığının yarısını meydana getirirler. Kas hücreleri diğer enerji kaynaklarından kullansalar bile, glikozu tercih ederler. Yani glikoz onlar için daha iyi enerji kaynağıdır.
  • Vücut ve kaslar daha fazla enerjiye daha hızlı bir şekilde ihtiyaç duyduklarında, glikoz daha faydalıdır. Bu şekilde daha hızlı enerji elde edebilirler. Glikoz yağlardan daha hızlı yakılır ve enerjiye dönüştürülebilir. Diğerleri bu kadar kısa sürede enerjiye dönüşemez.

Kan şekeri nasıl ayarlanır

Vücutta kan şekerini ayarlayacak hormonlar bulunmaktadır. Bunların içinde en önemlileri kan şekerinin yükselmesini önleyen ve düşüren insülin, diğeri ise kan şekerinin düşmesini önleyen ve yükselten glukagon hormonlarıdır. Bunun dışında glukagon hormonuna yardımcı olan ve özel durumlarda salgılanan adrenalin ile kortizol hormonları bulunmaktadır. Bunlarda kan şekerini yükselten hormonlardır.

Kan şekerinin ayarlanmasında önemli organlar nelerdir

Kan şekerinin kontrol altında tutulmasında önemli olan hormonları salgılayan pankreas ve şeker deposu olan karaciğer, kan şekeri ayarlanmasında oldukça önemlidir. Karaciğer insülin hormonunun getirdiği mesajla kandaki glikozu emerek, depo eder. Bu sayede kandaki şeker seviyesi düşer. Karaciğere depo edilen glikozu kana verdirten glukagon, glikoz yetersizse bunu ürettirir ve bu sayede kan şekerini yükseltir.

]]>
Şeker Hastalığı Belirtileri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-belirtileri.html Sat, 10 Nov 2018 12:43:24 +0000 Şeker hastalığının belirtileri, halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen tıptaki adı diyabet; vücudun karın bölgesinde, mide arkasında “pankreas” isimli bezin kan şekerini düzenlemek amacıyla salgıladığı, “insülin Şeker hastalığının belirtileri, halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen tıptaki adı diyabet; vücudun karın bölgesinde, mide arkasında “pankreas” isimli bezin kan şekerini düzenlemek amacıyla salgıladığı, “insülin” hormonunun dengesiz salgılanması olayıdır.

Kandaki şeker vücudun kullandığı enerjinin büyük bir kısmını karşılar. İnsülin hormonun vücudun anlık ihtiyacına göre salgılanamaması durumunda, şeker hücrelere giremeden kanda birikme yapar. Bu durumda hücreler zarar görür. Kısaca bu hormon dengesizliği, vücuda alınan Glikozun yani şekerin, kullanılamamasına neden olur. Şeker hastalığı iki türdür. Eğer insülin tamamen salgılanmıyorsa, Tip 1 Diyabet, eğer kısmen azsa veya salgılandığı halde, vücut dokuları direnç gösteriyorsa; Tip ‘ Diyabettir. Tip 1 diyabet genellikle çocuklarda ve genç nüfusta görülür. Genelde insülin tedavisi uygulanır. Tip 2 diyabet ise genelde 35 yaş üstü kesimde görülür. İlaç tedavisi, egzersiz, diyet gibi önleyici tedavi uygulanır. Ömür boyu süren bir hastalıktır. Vücuda giren glikozun kullanılamayan fazla miktarı deri altına yağ hücresi olarak depolanır. Bu durumda kilo almaya sebep olur. Fazla kiloda şekerin yükselmesine neden olur. Şekerin gündelik hayatta açlık; 120 mg/dl, tokluk; 140 mg/dl seviyelerinin üstüne çıkmaması gerekmektedir.

Şeker Hastalığı Belirtileri

Şeker Hastalığı Belirtileri;

  • Çok fazla ağız kuruluğu ve su içme isteği; hasta olan kişi özellikle uyku esnasında yataktan kalkacak kadar ağız kuruması ve su içme ihtiyacı duyar.
  • İştahın açılması ve çok yemek yeme; sekerli gıdalar başta olmak üzere devamlı bir şeyler yeme isteği baş gösterir.
  • Çok sık idrara çıkmak; günde çıkılması gerekenden fazla olarak ve özellikle uykuda iken sık idrara çıkma gerekliliği.
  • Ciltte kuruma; ciltte özellikle sararma ve kuruma meydana gelir. Çok belirgindir.
  • Sürekli halsizlik ve yorgunluk; bu belirti başka hastalıklarında belirtisi olduğundan üstteki belirtileri tamamlayıcı bir belirtidir.
  • Yaraların geç iyileşmesi; bu hastalığın bazı mineral ve vitamin eksikliğine sebep olmasından dolayı vücutta oluşan yaralar, ya geç iyileşir, yada hiç kapanmayabilir.
  • Bulanık görme; bu hastalığın en çok vurduğu organlardan biriside gözdür. Bulanık görmeden ziyade, şekeri devamlı yüksek seyreden birisinin görme duyusu yitebilir.
  • Yemeklerden sonra uyku gelmesi; yemek yedikten sonra kişinin kandaki glikoz oranı birden değiştiğinden bir anda uyuma hissi belirir.
  • Uzun açlıklarda el ayak titremesi ve sinirlilik hali; bu anlarda kandaki değerler değiştiğinden dolayı kişi olur olmaz olaylara sinirlenip, elleri ayakları titremeye başlar.
  • El ve ayaklarda yanma
  • Horlama,
  • Genital bölgede kaşıntı.

Şeker hastalığı; yukarıda belirttiğimiz gibi, belirtilerle başlar. Bu hastalığa yakalanmış kişi, eğer doktoru tarafından, verilen diyet ve ilaç programına riayet ederse uzun yıllar şeker hastalığını kontrol altında tutarak yaşayabilir. Ayrıca kişinin sinirlenmemesi gerekmektedir. Kişi sinirlendiği an dışarıdan bol miktarda şeker almış kadar hiperglisemi yani şeker yükselmesi veya hipoglisemi yani şeker düşmesi yaşanır. Kısaca halk arasında da denildiği gibi; şeker hastalığı zengin hastalığıdır. Hastalığa yakalanan kişi kaliteli bir yaşam  sürmek zorundadır. Aksi takdirde kişinin yaşamı komaya bağlı ölümle bile son bulabilir.

]]>
Seker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi.html Sat, 10 Nov 2018 16:37:52 +0000 Şeker hastalığı, insan vücudunda midenin arka tarafında pankreas adı verilen bir bez mevcuttur. Pankreas kan şekerini düzenleyen bazı hormonlar üretir. Pankreasın ürettiği hormonlardan biri de insülindir. İnsülin Şeker hastalığı, insan vücudunda midenin arka tarafında pankreas adı verilen bir bez mevcuttur. Pankreas kan şekerini düzenleyen bazı hormonlar üretir. Pankreasın ürettiği hormonlardan biri de insülindir. İnsülin üretiminin gerçekleşmemesi ya da yeterli düzende olmaması sonucu hücrenin enerjisini sağlamak gibi önemli bir işlevi gerçekleştiren şeker hücreye ulaşamaz. Hücreye ulaşamayan şeker kanda toplanarak olması gerekenden daha fazla olur. Bu durumda tüm hücreler zarar görür. Vücutta gereğinden fazla bulunan şeker bir nevi zehir demektir. Şeker hastalığı çevresel ya da genetik olarak gerçekleşebilir.

Şeker Hastalığının Belirtileri Nelerdir

  • Cilt kuruluğu
  • Vücutta oluşan yaraların uzun süre iyileşmemesi
  • İştah patlaması ve sürekli yemek yeme isteği
  • Göz kusurları (bulanık görme)
  • Kronik halsizlik, yorgunluk
  • Adet kesilmesi
  • Mide bulantısı ve kusma
  • Ağız kokusu
  • Sık aralıklarla idrara çıkma, özellikle geceleri sık sık idrar ihtiyacını karşılamak için uyanma
  • Aşırı su içme isteği

Şeker Hastalarında Hangi Hastalıklar Oluşabilir

Şeker, kanda mevcut olduğundan ve damarlarda dolaştığından dolayı damarlara zarar verebilir. Başta kalp, böbrek, beyin gibi hayati önem taşıyan organlara zarar verebileceği gibi, göz ve ayaklarda da hasara yol açabilir. Vücutta şeker oranı olması gereken düzeyden fazla olduğunda idrar ile şeker kaybı daha çok artar ve idrar miktarında artış yaşanır.

Şeker nedeni ile damarlarda hasar söz konusu olduğu zaman gerekli kan dokulara ulaşamaz ve felç, kalp krizi, gangren, görme kusurları ve hatta körlük riskinde artış yaşanabilir. Damarlarda mevcut hasar damar tıkanıklığına, böbreklerde oluşan hasar ise yüksek tansiyona yol açabilir.

Vücutta yaşanan sorun nedeni ile vücut şekeri kullanamadığında yağ ve proteinleri kullanmaya başlar. Bu sayede kişide ani kilo kaybı ve asit fazlalığı gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sorunlar ile karşı karşıya kalan hasta şeker komasına girerek hayati risk taşıyabilir.

Şeker Hastalığı Çeşitleri Nelerdir

Şeker hastalığı genel olarak iki başlık altında toplanır. Bu başlıklar hastalığın sebeplerine ve kişide hangi yaşlarda başladığına göre tespit edilir.

Seker Hastalığı

Tip 1 Şeker Hastalığı: Pankreasta insülin üreten hücreler işlevini yerine getiremez ya da insülin üretimine engel olan bazı hastalıklar oluşmuşsa tip 1 diyabet hastalığı söz konusu olur. Bu tip şeker hastalığının ortaya çıkması çok uzun sürmez. birkaç gün ya da birkaç hafta içinde oluşum gösterebilir. Tip 1 şeker hastalığının 3 önemli bulgusu vardır;

  • Kanda şeker düzeyi artar
  • Vücutta protein miktarı azalır
  • Karaciğerde kolesterol ve enerji yapımı için gerekli olan yağı vücut daha fazla kullanılmaya başlar.

Tip 1 şeker hastalığı genellikle 20 yaşın altında ortaya çıkar, insülin salgısı az ya da hiç olmaz ve hasta kilo kaybı yaşar.

Tip 2 Şeker Hastalığı: Tip 2 şeker hastalarında sorun insülin eksikliğinden daha çok insülinin gerektiği kadar etki gösterememesinden kaynaklanır. İnsülinin bağlanma yerinde hasar vardır veya bağlanma yeri sayısında gereğinden daha azdır. Tip 1 şeker hastalığına oranla daha fazla görülür ve genellikle erişkinlerde ortaya çıkar. Tip 2 şeker hastalığının başlama yaşı ortalama 40'lı yaşlardan sonradır. Dolayısı ile erişkin tipi diyabet hastalığı olarak tanımlanır. Tip 2 diyabet hastaları genellikle kiloludur.

Şeker Hastalığı İçin Kimler Risk Altındadır

  • Şeker hastalıkları arasında en sık rastlanılan tip 2 diyabettir. Bu hastalık için risk taşıyanlar;
  • Aile içinde şeker hastalığı olanlar
  • Hareketten uzak bir yaşam tarzı olanlar
  • Kanda yağ oranı fazla olanlar
  • Hipertansiyon hastaları
  • Hızlı yemek yiyenler ve sık sık açlık hissedenler
  • Şeker Hastalığı Nedir https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-nedir.html Sat, 10 Nov 2018 20:28:54 +0000 Şeker hastalığı nedir, pankreas tarafından üretilen insülinin yetersiz olması ya da hiç olmaması nedeniyle ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Toplumda yaygın olan ve giderek ortaya çıkma yaşı düşen şeker hasta Şeker hastalığı nedir, pankreas tarafından üretilen insülinin yetersiz olması ya da hiç olmaması nedeniyle ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Toplumda yaygın olan ve giderek ortaya çıkma yaşı düşen şeker hastalığı yani diyabet, uygun şekilde tedavi edilmediği takdirde, ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. İnsülin miktarının eksikliği yüzünden meydana gelen etkiler, besinlerin ve şekerin hücrelere iletilmemesinden dolayı kaynaklanır. Bu hastalık vücudun enerji kaynağı olan şekerin vücut tarafından kullanılamaması yüzünden kanda birikmesiyle oluşur. Şeker vücudumuzda bağırsaklar tarafından emilmesi için, küçük parçalara ayrılmaktadır. Şekerin kullanılabilmesini sağlayan bu basit hali glikoz olarak tanımlanır. Besinlerle vücuda alınan şeker, bağırsaklarda glikoza çevrilir ve hızlı bir şekilde emilerek kana karışmaktadır. Kanda olan şekerin dokulara geçmesini ve vücutta enerji kaynağı olarak kullanılmasını insülin adlı hormon sağlamaktadır. Pankreasta beta hücreleri tarafından üretilen insülin, şeker hastalarında insülin azlığından ya da olmaması yüzünden, glikoz halindeki şekerde kas ve dokularda gerektiği gibi kullanılamaz. Bu durumda kişide kan şekeri yükselir. Bu hiperglisemi olarak tanımlanır. Kanda bulunan şeker miktarı yani glikoz artış gösterdiğinde, şeker seviyesinin düşürülmesi için pankreastaki beta hücreleri daha fazla insülin üretmeye başlar. Bu durumda kandaki insülin seviyesi yükselmeye başlar. Bu hiperinsülinizm olarak tanımlanır.

    İnsülin genel olarak dokularda glikozun enerji kaynağı olarak kullanılmasını sağlamaktadır. Fakat şeker hastası olan kişilerde bu görev yerine getirilemez. Bu dokuların insüline karşı direnç göstermesi nedeniyle gelişir. Vücutta insülin direnci genellikle şeker hastalığı tam olarak ortaya çıkmadan önce başlar. İnsülin direnciyle başlamış ve hiperinsülinizme neden olan şeker hastalığı, Tip 2 diyabet ya da erişkin şeker hastalığı olarak tanımlanır. Şeker hastalarının % 90 oranı Tip 2 diyabettir. Bu genellikle erişkin yaşlarda ve fazla kilolu kişilerde daha fazla görülür. Şeker hastalığı bazı hastalarda hiç insülin üretimi olmadan ortaya çıkabilir. Bu hastalar genellikle çocukluk çağındaki kişilerde ortaya çıkmaya başlar, bazı kişiler doğuştan itibaren insüline bağımlı olur. Bu tür şeker hastalığı Tip 1 diyabet ya da çocukluk çağı şeker hastalığı olarak tanımlanır. 

    Şeker Hastalığı Nedir

    Şeker hastalığı belirtileri nelerdir

    • Ağız içinde kuruma
    • Sık idrara çıkma
    • Aşırı derece susama
    • Bulanık görme
    • Kilo kaybı
    • Halsizlik ve bitkinlik
    • Mide bulantısı
    • Elma çürüğü gibi ağız kokusunun oluşması
    • İdrar yolu enfeksiyonu
    • Yaraların geç iyileşmesi

    Bu tür belirtiler şeker hastalığının genel belirtileri içindedir. Kanda bulunan fazla şekerin atılması için, böbrekler devamlı olarak çalışır. Bu nedenle hastalar sık tuvalete çıkma isteği duyarlar. Ağız kuruluğunun olması, sık tuvalete çıkma nedeniyle vücutta oluşan su kaybının bir sonucudur. Böbreklerin sıvı atma çabası, fiziksel olarak kişinin ağız kuruluğu hissine neden olur. Bulanık görmede sıvı kaybı nedeniyle, göze yeterince sıvının ulaşmaması yüzünden kaynaklanır. Hücrelere enerji çin kullanılacak şekerin ulaşmaması ve kanda birikmesi nedeniyle, hastalarda halsizlik ve bitkinlik hissedilir. Bu hastalığın önemsenmemesi halinde görme kaybı, böbreklerin kaybı, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi etkiler meydana gelir.

    Şeker hastalığı en fazla kimlerde etkili olur

    Bu hastalığın oluşması için, bazı risk faktörleri bulunmaktadır.

    • Aile içinde şeker hastalığı öyküsünün olması
    • Aşırı kilolu olan kişiler
    • Hızlı yemek yiyen ve çabuk acıkanlar
    • Kandaki yağ oranı yüksek olanlar
    • Hareketsiz bir yaşam sürenler
    • Yaşın ilerlemesi

    Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerde diyabet daha sık görülmektedir. Aşırı kilo insa]]> Tip 1 Diyabet https://www.sekerhastaligi.gen.tr/tip-1-diyabet.html Sun, 11 Nov 2018 03:09:37 +0000 Tip 1 diyabet, bu tür diyabet insülinin tamamına yakınının olmaması ile yaşanmaktadır. Rahatsızlık çok erken yaşlarda başlayabilir, ancak daha geç yaşta ortaya çıkabilir. Hastaların çoğunda insülin üreten be Tip 1 diyabet, bu tür diyabet insülinin tamamına yakınının olmaması ile yaşanmaktadır. Rahatsızlık çok erken yaşlarda başlayabilir, ancak daha geç yaşta ortaya çıkabilir. Hastaların çoğunda insülin üreten beta hücrelerini öldüren veya insülini etkisiz duruma getiren antikor denilen yıkıcı kan ürünleri vardır. Yapılan araştırmalarda, hastaların bir kısmında yaşamın ilk yıllarında herhangi bir bulgu vermeden kan şekerinin normal düzeylerde seyrettiği belirlenmiştir. Hastalara yapılacak antikor testlerinde, bu hastalığa yatkınlık antikorların varlığıyla tespit edilmektedir. Bazı araştırmalarda ise, insülin üretilmediği ve yaşam boyu insüline bağımlı olan hasta gruplarının bir kısmında, insülin yıkımına ya da beta hücrelerinin ölümüne neden olan antikorların olmadığı tespit edilmiştir. Bu hastalarda Tip 1 diyabet  hastası olarak gruplandırılmaktadır.

    Tip 1 diyabet sınıflandırılması

    Tip 1A: Bu bağışıklık sisteminin pankreasta olan beta hücrelerine ve insüline karşı yok edici etkiyle savaştığı bir diyabettir. Hastalar hızlı bir şekilde ciddi insülin eksikliğine doğru gider.

    Tip 2B: Bu idiopatik yani sebebi belirsiz diyabettir. Bu türde antikor bulunmamaktadır. Koma ile kendini gösteren rahatsızlık tedavi edildikten sonra, ağızdan alınan diyabet ilaçlarıyla tedaviye devam edilir.

    Tip 1 diyabeti klinik formları

    Çocukluk çağında ortaya çıkış: Tip 1 diyabet genellikle çocukluk çağında ortaya çıkmaktadır. Bu hastalar insüline bağımlı bir yaşam sürmektedir. Bunun altında yatan etken, erken dönemde ortaya çıkan insülin ile GAD antikorlarıdır. Bu hastaların annelerinde de genellikle Tip 1 diyabet bulunmaktadır. Bu etki bebeklerin henüz anne karnındayken antikorlara sahip olmasına neden olur. Plasentadan geçen antikorlar giderek azalmakta ve ilk birkaç ay içinde bebeğin kanında tespit edilmektedir. Tip 1 diyabetli çocuklarda genellikle antikorlar 9. ay ile 3 yaş arasında meydana gelmeye başlar. İlk antikorlar genellikle insüline karşı meydana gelmektedir. Bu yüzden hastalarda klinik bulguların oturması ilk faz insülin salgısındaki yetersizlikten olur. İlk faz insülin salgısının bozulma oranı kadar, hastalığın şiddeti artış gösterir.

    Erişkin çağda ortaya çıkış: Tip 1 diyabet her yaşta kişiyi etkisi altına alabilir. Hastalık yıllarca sessiz kalarak, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Hastaya tanı konulduğu zaman ilk faz insülin birinci persantilin altında olur. Yapılan araştırmalarda Tip 2 diyabet hastalarının % 5-30 oranında Tip 1 diyabet olduğu belirlenmiştir. Erişkin bir kişide Tip 1 diyabet yavaş seyirli olur. Bu hastalar diyabetli hastaların % 10 unu oluşturmaktadır.

    ]]>
    Gizli Şeker https://www.sekerhastaligi.gen.tr/gizli-seker.html Sun, 11 Nov 2018 12:47:36 +0000 Gizli şeker, şeker hastalığının ciddi evrelerinden önce var olan ve genellikle kendisini gizleyen bir rahatsızlıktır. Bu açlık şekerinin 150 mg/dl üzerinde olmasını ifade etmektedir. Belirtileri arasında halsizlik Gizli şeker, şeker hastalığının ciddi evrelerinden önce var olan ve genellikle kendisini gizleyen bir rahatsızlıktır. Bu açlık şekerinin 150 mg/dl üzerinde olmasını ifade etmektedir. Belirtileri arasında halsizlik, yorgunluk, ağız kuruluğu, su tüketiminin artması, kilo kaybı gibi etkiler olmasına rağmen, bunların görülmesi gizli şeker tanısı konulmasına yeterli gelmez. Bu sorun kan şekeri ölçümüyle de tespit edilemez. Gizli şeker rahatsızlığı, şeker yükleme testiyle belirlenebilir ve insanların fazla üzerinde durmadığı, dikkatinden kaçan belirtilerle yaşanır. Normal glikoz toleransı üst sınırıyla, diyabet arasındaki bu süreç peridiyabetik dönem yani gizli şeker olarak tanımlanır. Bu kişilerde peridiyabetik olurlar. Bundan şeker hastalığına geçiş genellikle yıllar alan bir süreçtir. Bu rahatsızlığın en önemli özelliği kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini arttırmasıdır. Bu nedenle sıkça kan şekeri kontrolünün yapılması gerekir.  

    Gizli şeker nasıl anlaşılır

    Kişide sıkça idrar yolu enfeksiyonu olması, tedavilere rağmen şikayetlerin devam etmesi, sıkça meydana gelen yaralar, mantar, enfeksiyon gibi sorunlar, yaraların geç iyileşmesi, tatlı yeme isteği, terleme, öfkelenme ve birden sinirlenme, açlık yüzünden baş ağrısı, çarpıntı, yemekten sonra halsizlik, konsantrasyon güçlüğü, hafıza kaybı gibi etkiler gizli şekerin belirtileri olarak değerlendirilebilir. Vücut ağırlığı normalin üzerinde olduğunda ve 45 yaşın üzerinde olan kişilerde, gizli şeker tanısı için test yaptırmaları önerilir. 45 yaşından küçük olan bireylerde, diğer risk faktörlerinin varlığı çok önemlidir. Bu risk faktörleri arasında, yüksek tansiyon, düşük kolesterol düzeyi, ailede diyabet olması, 4,5 kg üzerinde bebek doğurma, gestasyonel diyabet gibi etkenler yer alır. Gizli şeker tanısı konulan hastalar 2 yılda bir Tip 2 diyabet açısından test yaptırmayı ihmal etmemelidir.

    Gizli şeker tanısı nasıl konur

    Hastalarda yukarıdaki belirtilerin olması kesin olarak gizli şekeri tanımlamaz. Bunun için şeker yükleme testinin yapılması gerekir. Kişiye verilen 75 gramlık şeker yükleme testiyle alınan sonuç 140 miligramın üzerinde bulunursa, gizli şeker tanısı, 200 miligramın üzerinde olursa şeker hastalığı tanısı koyulur. Fazla kilolu ve yüksek tansiyonu olan kişiler şeker hastalığı açısından her zaman risk taşımaktadır. Uzmanlara göre, insanlar özellikle 45 yaşından sonra şeker testlerini mutlaka yaptırmalıdır.

    Gizli Şeker

    Gizli şekerden korunmak ve etkisi azaltmak için ne yapılmalıdır

    Sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeninin olması şeker hastalığına yakalanma riskini azaltır. Erken yapılan tespitle şeker hastalığının sağlığı olumsuz etkilemesine engel olunabilir. Gizli şeker tanısı konulursa, uygun bir tedaviyle bundan kurtulmak mümkün olabilir. Hastalığın belirtileriyle kişide bel çevresinde yağlanma, iyi kolesterolde azalma, trigliserit seviyesinde yükselme, yüksek tansiyon ve ürik asit artışı gibi etkiler meydana geldiğinde, kişinin kalp hastalığına yakalanma riski yükselir. Kadınlarda bel çevresinin 88 cm yi, erkeklerde 100 cm yi geçmesi halinde, bel çevresinde yağlanma meydana gelir. Bu şeker hastalığı ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini arttırır. Genetik olarak ailede bu hastalıkların bulunması riski daha fazla arttırır. Bu riskin yükselmesi hastaları kalp krizi ve ölüme kadar götürebilir. Bu nedenle egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, kilo kontrolü yapmak gizli şeker ve şeker hastalığından korunmak için önemlidir.

    ]]>
    Tip 2 Diyabet https://www.sekerhastaligi.gen.tr/tip-2-diyabet.html Mon, 12 Nov 2018 12:18:33 +0000 Tip 2 diyabet, şeker hastalığının bulguları sonucunda yapılan kan şekeri ölçümüyle ya da rutin kan testleri sırasında şekerin yüksek çıkmasıyla teşhis edilmektedir. Glikoz vücut için çok önemli enerji kayna Tip 2 diyabet, şeker hastalığının bulguları sonucunda yapılan kan şekeri ölçümüyle ya da rutin kan testleri sırasında şekerin yüksek çıkmasıyla teşhis edilmektedir. Glikoz vücut için çok önemli enerji kaynağıdır. Hücrelerin tamamı glikozu enerji kaynağı olarak kullanmaktadır. Yemeklerden sonra bağırsaklardan emilen glikoz direkt olarak kana geçer. Bu yüzden yemek sonrasında kan şekeri hemen yükselme gösterir. Bu artışla birlikte pankreasta beta hücrelerinden insülin hormonu salgılanmaya başlar. Glikozun hücreler tarafından enerji kaynağı olarak kullanılmasını sağlayan insülin hormonudur. Bu döngüyle birlikte kan şekeri seviyesi normal değerlerinde tutulur.

    Glikoz en basit şekildeki kullanılabilir ve vücut için hayati önem taşıyan biyolojik şekerdir. Çünkü vücuttaki organlar özellikle beyin glikozla çalışmaktadır. Sadece çok uzun süren açlık dönemlerinde beyin tarafından keton adı verilen bir tür protein yıkım ürünleri kullanılabilir. Kaslarda glikozu en fazla tüketen organlar arasında yer alır. Kandaki şekerin yükselmesi, glikoz birikimine sebep olur. Bu hiperglisemi olarak tanımlanır. Bu insülinin yetersizliğinden ya da etkisiz kalmasından dolayı, kasların glikozu alamamasından olur. Kasların glikoza kapılarını açabilmeleri için, insüline ihtiyaçları vardır. Çünkü kas hücrelerinin üstünde reseptör denilen kilitler bulunur. Bunlar normalde insülini tanır. Kapıları açarak, glikozun kas hücresine girmesine neden olur. Tip 2 diyabet hastalarında bu metabolizma bozulur, hücrelerin üzerindeki reseptörler kilitlerini değiştirirler. Bu yüzden kandaki glikoz düzeyi artış gösterir ve hiperglisemi ortaya çıkar.

    Tip 2 Diyabet

    Tip 2 diyabet bulguları nelerdir

    Bu rahatsızlık kanda basit kan şekeri glikozun yüksekliğiyle seyretmektedir. Kan şekeri yüksek seyrettiğinde ve kaslar tarafından tüketilmediği zaman idrarla atılmaya başlar. Bu şekilde şekerle birlikte suda idrara geçer. Hastalarda sıkça idrara çıkma eğilimi olur. Bu hastalarda sıvı kaybı oluşacağından, susama hissi oluşur, tükürük salgısı azalır ve ağız kuruluğu meydana gelir. Suyun azalması cildin gerginliğini azaltır ve kuruma meydana gelir. Bu etkiyle birlikte oluşan sinir hasarına bağlı hissizlik gelişir. Bu yüzden en fazla ayaklarda olmak üzere yaralar ve enfeksiyonlar oluşmaya başlar. Kaslar ihtiyacı olan enerjiyi alamadığından, hastalar daha fazla yemek yemeye başlar, fakat açlık hissini gideremezler. Sık acıkmalarına bağlı iştahları artar, ancak kilo kaybı yaşarlar. Bu etki enerji sıkıntısı çeken vücudun, kasları ve yağları yıkıma uğratması yüzünden oluşur. Kandaki yüksek orandaki şeker tüketilmediğinde, vücuttaki organlarda kalıcı şekilde hasar meydana getirmeye başlar.

    Tip 2 diyabet belirtileri nelerdir

    • Sıkça idrara çıkma
    • Aşırı derecede susama ve su içme isteği
    • Ağız kuruluğu
    • Ciltte kuruma ve gerginliğin azalması
    • Ani kilo kaybı
    • Aşırı acıkma hissi ve yemek yeme
    • Mide bulantısı ve kusma
    • Bulanık görme
    • Ağız kokusu
    • Sıkça enfeksiyonlara maruz kalma
    • Yaraların geç iyileşmesi
    • Kadınlarda adet bozukluğu
    • Erkeklerde iktidarsızlık ve cinsel güçte azalma

    Tip 2 diyabet tanı kriterleri nelerdir

    Kandaki şeker seviyesi normalde 100 mg/dl altında olmalıdır. 100 ve 125 mg/dl arasındaki değerlerde açlık kan değerinde bozulma olduğu düşünülür. Bu kişiler pre diyabetik yani gizli şeker hastasıdır. Burada diyabet henüz olmamıştır, ancak bu diyabetin bir alt basamağıdır. Yakında Tip 2 diyabet başlayacaktır. Tip 2 diyabet tanısı için, açlık kan şekeri değerinin 126 mg/dl ve üzerinde olması gerekir. Bu hastalarda 2 saatlik şeker yükleme testlerinde, 2. değer 200 mg/dl ve üzerinde olacaktır.

    ]]>
    Diyabet Ameliyatı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/diyabet-ameliyati.html Tue, 13 Nov 2018 11:04:30 +0000 Diyabet ameliyatı, metabolizmanın yeniden düzenlendiği sindirim sistemiyle alakalı cerrahi bir operasyondur. Uygulanan ameliyat metabolik cerrahi yöntemiyle yapılır. Bu ameliyatlar çok sayıda operasyondan oluşur. Daha Diyabet ameliyatı, metabolizmanın yeniden düzenlendiği sindirim sistemiyle alakalı cerrahi bir operasyondur. Uygulanan ameliyat metabolik cerrahi yöntemiyle yapılır. Bu ameliyatlar çok sayıda operasyondan oluşur. Daha öncesinde obezite cerrahisi olarak yapılan ameliyatlar, hastaların daha sonra tekrar verdikleri kiloları geri alması yüzünden kapsamı genişletilerek uygulanmıştır. Bu kapsam dahilinde ince bağırsakların işlevi kısıtlanarak uygulanmaya başlanmıştır. Ameliyatta ince bağırsakların bir kısmı devre dışı bırakılarak, hastaların kilo vermesi sağlanmıştır. Bu şeker hastalığı başta olmak üzere, yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları, kolesterol yüksekliği gibi rahatsızlıkların giderilmesinde etkili olmuştur. Diyabet ameliyatıyla hastalar kilo vermeden önce, kan şekeri seviyeleri düzelmeye başlar. Ameliyatla metabolizmada bazı değişiklikler yapılmakta ve zayıflamanın yanı sıra metabolik etki sağlanmaktadır. 

    Şeker hastalığı neden ameliyatla tedavi edilmektedir

    Bu hastaların genellikle kilo sorunları bulunmaktadır. Bu yüzden diyet programına uymaları gerekmektedir. Ancak şeker hastalarının sadece % 7 oranı 2 yıl süreyle diyet programına uyar. Diyet, egzersiz, ilaç kullanımı ve insülin gibi uygulamalar hastaların günlük korunmalarında etkilidir. Bunları sürekli uygulamayan kişiler sürekli risk taşırlar. İlaç tedavisi ise, hastaların kontrol altında tutulmasını sağlar. Diyabet ameliyatı sayesinde şeker hastalığının olumsuz etkilerinden kurtulmak mümkün olabilir.

    Diyabet ameliyatının avantajları nelerdir

    Diyabet ameliyatının bir obezite ameliyatı olarak görülmemesi gerekir. Metabolik sendrom kapsamında olan Tip 2 diyabet hastalarını tedavi edecek bir ameliyattır. Ameliyatla bağırsaklarda emilim bozukluğu ya da kısıtlaması oluşmaz. Hastalar ameliyattan sonra 6 ayla 1 yıl içinde, serbest diyet programıyla, vitamin ve mineral takviyesine gerek olmadan, normal yaşantılarına dönebilirler. Ameliyatın 3. günüyle birlikte sulu gıdalara başlanabilir. Ağızdan alınan gıdalarla birlikte, günde bir tablet kalsiyum ve 2 ölçek vitamin şurubu alınması gerekir. Hastalar ameliyattan önce kullanmış oldukları tansiyon ve kolesterol ilaçlarını bırakır. Hastaların bir bölümünde metabolik etki birkaç hafta ile birkaç ay arasında ortaya çıkabilir. Ameliyattan sonra bir yıl geçince, hastalar herhangi bir vitamin ya da mineral desteğine gerek duymazlar.

    Diyabet Ameliyatı

    Diyabet ameliyatı kimler için uygundur

    Uygulanan ameliyat sadece Tip 2 diyabet hastalarına yapılabilir. Tip 2 diyabetin sebep olduğu metabolik sendrom tedavisi ameliyatla sağlanmaya çalışılır. Bunun yanında, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği, obezite gibi rahatsızlıklarda tedavi edilmektedir. Hastalarda düzelme ve iyileşme etkileri meydana gelir. Ancak hastalarda bazı farklılıklar olabilir. Bu farklılıklar diyabetin başladığı dönem, hastanın kullandığı ilaçlar, pankreasın insülin üretme miktarı, alınan insülin dozu gibi etkenlerden oluşur. Ameliyat hormonal mekanizmalarda değişim yaparak, insülinin üretilmesini ve etkisini arttırır. Kişideki insülin direncini kontrol almada etkili olur. Ameliyat 18-65 yaş arasındaki şeker hastalarında uygulanabilir.

    Diyabet ameliyatından sonra hastaların yaşamı

    Ameliyat emilim kısıtlamasına neden olmaz. İnce bağırsakların mesafesinde belirgin bir değişim olmaz. Bu yüzden gıdaların bağırsaktaki özümsenme kapasitelerinde azalma olmaz. Besinler içeriğiyle tam olarak emilerek, kullanıma sunulur. Hastalar eskiden olduğu gibi açlık hissine kapılmaz. İlk önceleri biraz iştahsızlık olabilir. Bunlar geçici etkiler olduğundan, 1-2 ay içinde düzen sağlanır. Daha enerjik olan hastalar, ameliyattan sonra bol su içmelidir. Ancak iştahı baskılayan etki nedeniyle, susama ihtiyacı duyulmaz. Fakat 1-2 ay bol su içmeye özen gösterilmelidir. 3 ay sonra yumuşak ve iyi pişmiş katı gıdalar yenilmeye başlaya]]> Şeker Hastalığı İçin Şifalı Bitkiler https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-icin-sifali-bitkiler.html Tue, 13 Nov 2018 18:17:54 +0000 Şeker hastalığı için şifalı bitkiler, doğa her zaman için şifayı içinde barındırmaktadır. Hem hastalıklardan korunmak için, hem de tedavileri destekleyici değişik bitkisel kürlerden faydalanılabilir. Doğada Şeker hastalığı için şifalı bitkiler, doğa her zaman için şifayı içinde barındırmaktadır. Hem hastalıklardan korunmak için, hem de tedavileri destekleyici değişik bitkisel kürlerden faydalanılabilir. Doğada çok sayıda bitkinin kan şekeri üzerinde olumlu etkileri vardır. Şifalı bitkilerin kullanılması için mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. Çünkü bitkiler birbiriyle etkileşim içinde olabilir, gebelik ya da emzirme dönemlerinde bitkilerin kullanılması sakıncalı olabilir ya da kişinin kullanmış olduğu ilaçlarla bitkiler olumsuz etkileşimde olabilir. Bunlara dikkat ederek, doğadan destek alınabilir.

    Şeker hastalığına faydalı şifalı bitkiler

    • Çemen otu tohumu: Bu şifalı bitki kan şekerini ve kolesterolü dengeli bir şekilde tutan bileşiklerden meydana gelmiştir. Yapısında altı bileşik kan şekerini kontrol altında tutarak, kötü kolesterolü düşürür.
    • Soğan ve sarımsak: Şeker hastalığında kan şekerini düzenleyici etkileri olan soğan ve sarımsak her zaman tüketilebilir. Günde 1-2 diş sarımsak yutulması hem şeker hastalığında, hem de genel sağlık açısından faydalıdır.
    • Tarçın: Bu şifalı bitki kan şekerini düşüren bir özelliğe sahiptir. Pankreasta insülin salgılanmasını arttırmaktadır. Sütün ya da çayın içine 1 çay kaşığı tarçın koyarak, 40 gün boyunca devam edilebilir.
    • Zeytinyağı: Bitkisel yağların içinde hastalar için en faydalısı zeytinyağıdır. Yemek ve salatalarda zeytinyağı kullanımı tercih edilmelidir.
    • Keten tohumu: Bir litre suyun içine konulan 1 yemek kaşığı keten tohumu, kısık ateşte su yarı yarıya azalıncaya kadar kaynatılır. Bunun gün içinde 3 defa içilmesi halinde, kan şekerini düşürecektir.
    • Kudret narı: Bu şifalı bitkiyi meyve olarak, suyunu içerek, balla birlikte tüketerek, 1 ay süreyle kullanabilirsiniz. 1 ay süreyle düzenli şekilde alındığında, kan şekerinin düzenlenmesinde etkili olur. Bu karışım balla birlikte hazır aktarlarda bile satılmaktadır.
    • Acı kabak: Bu bitkinin tohumları, yaprağı, bitki özü şeker hastaları için tavsiye edilmektedir.
    • Mango: Hastalar için çok faydalı olan mango, bu özelliğini suyundan değil, lifli ekstresinden alır. Hastalıktaki olumlu etkiyi bağırsaklardaki şeker emilimini en aza indirerek, kan şekerini düzenlemesiyle yapmaktadır.
    • Ayrık otu: Bu bitki A ve B vitamini açısından oldukça zengindir. Şeker hastalığına iyi geldiği gibi, karaciğerin tüm hastalıklarına karşı faydalıdır.
    • Tere: Bu bitki şeker hastalığından koruyucu bir etki yapar.
    • Yer fıstığı: Kan şekerini düşürücü etkiye sahiptir.
    • Salatalık: Bu sebze kan şekerini dengeleyici etki yapar.
    Şeker Hastalığı İçin Şifalı Bitkiler

    Şeker hastalığı için bitkisel kürler

    Karahindiba kökü kürü: 100 gram saf zeytinyağı içinde karahindiba kökünü 2 gün süreyle bekletin. Bu karışımın yağlı suya dönüşmesi gerekir. Daha sonra bunu kaynatmadan ocakta ısıtın. Her gün hazırladığınız kürü sabahları ve geceleri aç karnına 1 tatlı kaşığı içmelisiniz.

    Enginar yaprağı kürü: 1 su bardağı kaynamış suyun içine, 5 gram kuru enginar yaprağı koyun. Ağzını kapatarak karışımı demlenmeye bırakın. Ilındıktan sonra bunu içebilirsiniz. Bu kürün 3 hafta süreyle içilmesi tavsiye edilir. Enginar yaprağını çaylarınızın içine koyarak, yaptığınız kürü destekleyebilirsiniz.

    Zeytin yaprağı kürü: Zeytin yaprağını ince bir şekilde kıyıp, 1 litre suda kaynatın. Daha sonra 5-6 dakika demlenmeye bırakın. Bunu sabah ve akşam 1 fincan olarak içmenizi tavsiye ederiz.

    ]]>
    Hamilelikte Diyabet https://www.sekerhastaligi.gen.tr/hamilelikte-diyabet.html Wed, 14 Nov 2018 03:27:59 +0000 Hamilelikte diyabet, gebe kadınların hamilelik sürecinde özellikle ikinci trimesterde ve sonrasında diyabet hastalığının olması halinde, gebelik şekeri olarak tabir edilen gestasyonel diyabet görülür. Hamilelik döne Hamilelikte diyabet, gebe kadınların hamilelik sürecinde özellikle ikinci trimesterde ve sonrasında diyabet hastalığının olması halinde, gebelik şekeri olarak tabir edilen gestasyonel diyabet görülür. Hamilelik döneminde bebeğin gelişimi sırasında glikoz metabolizması değişimlere uğrar. Plasentanın salgılamış olduğu HPL hormonu hamilelikte bebeğe yeteri kadar glikoz sağlayabilmek için, kandaki şekeri düşüren etkiyi frenler. Bu etkiyle hamilelikte doğal hiperglisemi eğilimi meydana gelir. Bu değişimler bazen  patolojik boyutlara ulaşabilir. Anne adayı 24. haftada daha etkili olan HPL hormonu nedeniyle, diyabetik bir duruma gelmiş olabilir. Hamilelikte diyabet şeker hastalığı bulunan kadınlarda % 5 oranında görülmektedir. Bu süreçte görülen şeker hastalıkları % 90 oranında gestasyonel diyabet özelliği gösterir.

    Hamilelikte diyabet gelişme riski yüksek olan anne adayları

    • Önceden ölü doğum yapan, anomalisi olan bebek doğuran, 4 kilodan ağır bebek doğuran ve çok sayıda düşük yapmış anne adayları
    • Önceki gebeliğinde hamilelik şekeri sorunu olmuş anne adayları
    • Hamileliğe fazla kiloyla başlayan anne adayları
    • Hamilelikte 35 yaşın üzerinde olan anne adayları
    • Ailesinde diyabet hastalığı olanlar
    • Sıkça idrar yolu enfeksiyonu geçiren anne adayları
    • Hamileliğinde fazla kilo alan anne adayları
    • Bebeğin ani şekilde ölmesi durumunda
    • Hamilelikte amnios sıvısında artış olması
    • Bebeğin normalden ağır olması halinde
    • İdrar testinde glikoz belirlenen anne adaylarında diyabet gelişme riski daha fazla olur.

    Hamilelikte DiyabetHamilelikte diyabet tanısı nasıl konur

    Hamilelikten önce şeker hastalığı olmayan ya da belirti meydana gelmeden, bu dönemdeki glikoz değerlerinde olan yükselme yüzünden hamilelikte diyabet ortaya çıkabilir. Hamilelikte diyabet tanısı koyulan kadınlarda, risk faktörleri olmaz. Bu yüzden hamilelikte 24. ve 28. haftalara arasında her gebe kadına diyabet açısından tarama testleri uygulanmalıdır. Şeker yükleme testi olarak bilinen bu tarama testleri sayesinde, anne adayına kesin tanı konulabilir. Diyabet bazen hamilelik öncesi dönemde olabilir. Fakat bazı anne adaylarında hamilelikte ortaya çıkan bir sorundur.

    Hamilelikte diyabetin tedavisi nasıl yapılır

    Hamilelik döneminde diyabet tanısı konulan anne adaylarına uygulanacak tedavi diyeti ya da insülin kullanımını kapsar. Bu dönemde diyabet hastalarının ağızdan kullandığı ilaçlar kullanılmaz. Uygulanan tedaviyle kan şekeri normal seviyelerine iner. Bu sayede bebeğin gebelikte ve doğumda herhangi bir tehlikeye maruz kalmasına engel olunur. Hamilelikte diyabet kontrol altına alınmadığı takdirde, anne adaylarında böbrek enfeksiyonu, vajinal mantar gibi rahatsızlıkların oluşması, bebeğin anne karnında kaybedilmesi, bebekte anomali gibi olumsuz etkiler oluşabilir. Doğumda bebekte solunum sorunları görülebilir. Bu yüzden anne adaylarının diyabet tedavisini aksatmaması ve kan şekerini kontrol altında tutması gerekir.

    ]]>
    Hipoglisemi https://www.sekerhastaligi.gen.tr/hipoglisemi.html Wed, 14 Nov 2018 10:33:54 +0000 Hipoglisemi, kan şekerinin normal değerlerin altında olması tıpta hipoglisemi olarak tanımlanır. Bu tek başına bir hastalık olmasa da, vücuttaki başka bir sorunun belirtisi olarak yaşanmaktadır. Kan şekerinin 55 mg/ Hipoglisemi, kan şekerinin normal değerlerin altında olması tıpta hipoglisemi olarak tanımlanır. Bu tek başına bir hastalık olmasa da, vücuttaki başka bir sorunun belirtisi olarak yaşanmaktadır. Kan şekerinin 55 mg/dl altına düşmesi hipoglisemi varlığını gösterir. Kan şekeri besinlerin sindirim sisteminde parçalanmasıyla oluşan ve hücrelerin kullanılması için ortaya çıkan basit şekerleridir. Bu glikoz olarak tanımlanır. Hipoglisemi olduğunda, karaciğerde depolanan glikoz salınmıyor ve kan şekerinizde yükselme olmuyordur. Kan şekerinin alt değeri 70 mg/dl olarak kabul edilir. Ancak bu kişiye göre farklılık gösterebilir. Vücut organların, salgı bezlerinin ve hormonların aracılığıyla, bu değeri belirli bir aralıkta tutar. Herhangi bir hastalıkta ya da kötü beslenme gibi etkenlerde kan şekerini dengeleyen mekanizma bozulabilir. Kan şekerinde yükselme olursa, diyabet belirtilerinden olan hiperglisemi meydana gelir. Fakat diyabetli kişilerde hipoglisemi atakları daha yaygındır. Bunun nedeni fazla miktardaki insülin kan değerlerinin düşmesinde etkili olur. Bu insülin reaksiyonu olarak tanımlanır. Daha çok insülin iğnesi kullanan kişilerde görülür. 

    Hipoglisemi belirtileri nelerdir

    Hipoglisemi tedavi edilmediğinde, kalıcı nörolojik hasarlara ve ölüme gidecek etkilere sebep olabilir. Bu yüzden sıkça kan şekerini ölçtürmekte fayda vardır. Beyin için önemli bir yakıt olan kan şekerinin düşmesi, beraberinde çok sayıda belirti gösterir. Etkiler fiziksel ve psikolojik olarak görülebilir. Aşırı terleme, baş ağrısı, titreme, baş dönmesi, konuşma bozuklukları, unutkanlık, halsizlik, çarpıntı, kaygı gibi belirtiler kan şekeri düşmesinin belirtileri arasındadır.

    Hipoglisemi nedenleri nelerdir

    Vücut glikozu hızlı tüketiyorsa, kana fazla miktarda insülin pompalanıyorsa, glikoz kana yavaş karışıyorsa kan şekerindeki düşme nedeniyle hipoglisemi atakları meydana gelebilir. Bunlara sebep olacak etkenler ise;

    • Şeker hastalarının fazla miktarda insülin alması
    • Diyabet ilaçlarının yan etkisi
    • Öğünleri atlamak
    • Alkol tüketiminin fazla olması
    • Aşırı derecede egzersiz yapılması
    • Organ yetmezliği
    • Hormon eksikliği
    • Tümörler
    • Aç kalmak ya da oruç tutmak
    • Genetik etkenler
    • Düzensiz beslenme
    • Kullanılan bazı ilaçlar
    • Yoğun stres ve kaygı durumu
    • Yetersiz karbonhidrat alımı
    • Mide ve bağırsak ameliyatları sonrası
    • Bazı zayıflama ameliyatları
    • Otoimmün hastalıklar

    HipoglisemiHipoglisemi tedavisi nasıl olur

    Hipoglisemi tedavisi kan şekerinin düşmesini gidermek ve altta yatan nedenin tedavi edilmesini hedefler. İlk aşamada kan şekerindeki düşmeye karşı şeker yeme, meyve suyu içme ya da glikoz tabletleri alma gibi önlemler alınır. Hastadaki belirtiler daha ciddi olursa, ağızdan şeker alınamıyorsa, hastaya glukagon iğnesi yapılabilir. Kan şekerinin düşmesine neden olan etken, hastanın muayene edilmesiyle belirlenebilir. Fakat uygulanan tedaviler genellikle hipoglisemiyi tam olarak tedavi edemez. Bu yüzden hastaların bu atakları önleyici tedbirler alması gerekir. Bu şekilde kan şekeri dengede tutulabilir. 

    Hipoglisemide beslenme önerileri

    Hastalar öncelikle öğün atlamamaya dikkat etmelidir. Yemekleri her gün aynı saatte yemek faydalı olur. Un ve basit şekerlerden uzak durulmalıdır. Pekmez, pirinç, unlu tatlı, beyaz makarna, reçel ve bal gibi yiyecekler tüketilmemelidir. Bulgur, tam buğday ekmeği, kepekli makarna gibi ürünler tüketilebilir. Yemeklerden sonra tatlı ve meyve yenmemesi gerekir. Ara öğünlerde meyvenin yanında fındık, peynir gibi protein kaynakları tüketilebilir. Meyve suları içilmemelidir. Alkol tüketiminden kaçınılmalıdır. Sebze ve protein tüketilmeye dikkat edilmelidir.

    ]]>
    Tokluk Kan Şekeri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/tokluk-kan-sekeri.html Wed, 14 Nov 2018 11:39:38 +0000 Tokluk kan şekeri, yemeklerden sonra kandaki şeker oranını veren değerdir. Bu ölçüm ana öğünlerden iki saat sonra yapılan bir testle ya da şeker yükleme testiyle belirlenir. Açlık kan şekeri değeri ise, en az 8 Tokluk kan şekeri, yemeklerden sonra kandaki şeker oranını veren değerdir. Bu ölçüm ana öğünlerden iki saat sonra yapılan bir testle ya da şeker yükleme testiyle belirlenir. Açlık kan şekeri değeri ise, en az 8 saatlik açlıktan sonra ölçülecek değerdir. Normalde kan şekeri değeri 140 mg ile 200 mg arasında olmalıdır. Kan şekerinin bu değerlerin üzerinde ve altında olması halinde, kişilere diyabet hastalığı tanısı konur. Bu değerlerdeki az miktar oynama normal bir değişim olarak değerlendirilmektedir. Sağlıklı kişilerdeki insülin salgılanması iki farklı şekilde olur. Bunlar yemekle birlikte başlayarak, hızla salınan insülin ve yemekten daha geç başlayan insülin salgılanması şeklinde olur. Tip 2 diyabet hastalarında yemekle başlayan hızlı insülin salgılanması bozulduğundan, tokluk kan şekeri yükselir. Yemekten iki saat sonra yapılan kan şekeri ölçümüyle, tokken kan şekerin yükselme değeri ölçülür. Tokluk kan şekerinin yüksek olması, yemeklerden sonra yapılan ölçümün 140 mg/dl seviyesinin üzerinde çıkmasıyla söz konusu olur. Bu yükseklik damar çeperlerinde hasar yapacağından, damar sertliği oluşmasına neden olur. Bu etkiyle kalp, beyin ve bacakların beslendiği damarlarda hasarlar meydana gelir. Tokluk kan şekerinin yüksek olması, kalp ve damar hastalıkları açısından en önemli risk faktörüdür. Bu oran kişilerde açlık kan şekerinin normal çıkmasın rağmen, yüksek çıkabilir. Bunun iyi takip edilerek, ileride oluşabilecek hasarların önlenmesi gerekir. 

    Tokluk kan şekeri yüksekliğinin belirtileri nelerdir

    • Ağız kuruluğu olması
    • Çok su içme isteği ve sıkça idrara çıkma ihtiyacı
    • Devamlı olarak açlık hissetmek ve açlığa karşı tahammülsüz olmak
    • Halsizlik ve bitkinlik hissi
    • Bulanık görmek

    Tokluk kan şekeri değeri ne zaman riskli duruma gelir

    • Açlık kan şekeri 100 mg/dl ya da daha altındaysa
    • Yemekten 2 saat sonra ölçülen değerin 140 mg/dl altında olması. Kişinin diyabetik olarak değerlendirilebilmesi için, açlık kan şekerinin 125 mg/dl ya da daha üzerinde, tokluk kan şekeri değeri ise, 200 mg/dl üzerinde olmalıdır.
    • Diyabet hastalığının önceki aşaması olan bozulmuş glikoz toleransının 100 ile 125 mg/dl arasında ya da 141 ile 200 mg/dl arasında olması
    • Diyabetik kişilerde 125 mg/dl altında, 200 mg/dl üstünde olması halinde

    Tokluk Kan ŞekeriTokluk kan şekeri tedavisi nasıl olur

    Bu tedavinin temel olarak iki prensibi bulunmaktadır. Öncelikle vücudun ihtiyacından fazla karbonhidrat alımı yapılmamalıdır. Diğeri ise, vücutta yetersiz miktarda olan insülini ilaçla desteklemek gerekir. Tip 1 diyabet hastalarında insülin olmadığından, gerekli miktarın dışarıdan alınması gerekir. Tip 2 diyabette ise, insülin miktarı yetersiz olduğundan, vücutta insülin salınımı yaptıracak ya da vücutta insülinin etkisini arttıracak ilaçlarla destek olunmalıdır. Bunun dışında doktora danışılarak, bitkisel ürünlerden faydalanılabilir. Bu şifalı bitkilerin arasında kan şekerini düşüren zencefil, kan şekerini kontrol altına alabilecek çemen, diyabet tedavinde etkili olan aloe vera, kan şekerini düşüren siyah ve yeşil çay etkili olur. Bunun dışında lifli besinlerin tüketimine önem verilmelidir. Özellikle havuç, yulaf ezmesi, fasulye, keten tohumu gibi yiyecekler tüketilmelidir.

    ]]>
    Diyabet https://www.sekerhastaligi.gen.tr/diyabet.html Wed, 14 Nov 2018 18:29:17 +0000 Diyabet, kan şekerinin yüksekliğiyle seyreden bir metabolizma hastalığıdır. Diyabeti kavrayabilmek için, vücudun işlevlerini yerine getirirken enerjiyi nasıl sağladığının bilinmesi gerekir. Vücutta enerji ihtiyac Diyabet, kan şekerinin yüksekliğiyle seyreden bir metabolizma hastalığıdır. Diyabeti kavrayabilmek için, vücudun işlevlerini yerine getirirken enerjiyi nasıl sağladığının bilinmesi gerekir. Vücutta enerji ihtiyacı besinlerdeki karbonhidratlardan, yağ ve proteinden sağlanır. Sindirim sisteminde öğütülerek kan dolaşımına geçen besin öğelerinin içinde en önemlisi basit bir şeker olan glikozdur. Glikoz vücutta beyin başta olmak üzere, tüm organların ve dokuların enerji kaynağıdır. Ancak glikozun enerji sağlaması için, kan dolaşımından hücrelere giriş yapması gerekir. Hücrelerin içine girmesi içinde, pankreastan salgılanan insülin hormonuna ihtiyaç duyulmaktadır. Pankreastan salgılanan insülin miktarının yetersiz olması ya da insülinin etki gösterememesi halinde, kan şekerinde yükselme meydana gelerek diyabet hastalığının ortaya çıkması sağlanır. Diyabet sadece kan şekeri yüksekliği olarak değerlendirilmemelidir. Çünkü erken dönemde teşhis edilmez, düzenli bir tedavi uygulanmaz ise, vücuttaki tüm organlarda hasara neden olabilir.

    Diyabet belirtileri

    • Halsizlik ve yorgunluk hissi
    • Ağız kuruluğu, çok su içme ve susuzluk hissi
    • Sıkça idrara çıkma
    • Yaraların geç iyileşmesi
    • Cildin kuruması ve kaşıntılı lezyonların olması
    • Enfeksiyonlardan sıkça etkilenmek
    • Görmede bulanıklık
    • Açlık hissi ve aşırı yemek yeme

    Diyabet için risk faktörleri

    • Aşırı kilo, obezite
    • Ailede diyabet öyküsü
    • Gebelikte gestasyonel diyabet ya da iri bebek doğumu
    • Yaşın ilerlemesi
    • Hareketsiz yaşa tarzı
    • Yüksek tansiyon ve hiperlipidemi

    Diyabet tipleri nelerdir

    Tip 1 diyabet: Bu pankreastan salgılan insülin yetersizliğine ya da yokluğuna bağlı olarak gelişen diyabettir. Her yaştaki kişiyi etkilese de, en fazla 30 yaşın altındaki kişilerde etkili olur. Ani şekilde başlayan belirtiler dikkate alınmadığında, hastalar kendini kaybederek, koma durumuna girebilir. Bu diyabetin tedavisinde şeker düşüren hapların yerine, insülin kullanımı şarttır.

    Tip 2 diyabet: Bu tür diyabet toplumda oldukça sık görülmektedir. Öyle ki diyabetlilerin % 90 oranı Tip 2 diyabet hastasıdır. Hastalığın gelişiminde insülin salgısının bozukluğu ve insüline karşı vücutta oluşan direnç etkili olur. Hastalarda genellikle diyabet belirtileri görülmediğinden, rastlantı durumunda tanı konabilir. 45 yaş üzerindeki fazla kilolu kişilerde daha fazla etkili olmaktadır.  

    Diyabet

    Diyabet tedavisi nasıl yapılır

    Hastalığın tedavisinde hastaların eğitimi, egzersiz, düzenli beslenme ve doğru ilaç kullanımı etkili olmaktadır. Bunların uyum içinde uygulanması son derece önemlidir. Diyabet için risk faktörlerinden olan obezite ve fiziksel aktivitenin az olması, hastaların bu etkilerden kurtulmasını zorunlu kılmaktadır. Diyabetik hastalar ve bu riski taşıyan kişiler yaşları, fiziksel kapasiteleri ve mevcut sağlık sorunları dikkate alınarak, düzenli şekilde egzersiz programı uygulamalıdır. Bu kişilere yaşına, kilosuna uygun, fiziksel aktivitesine göre uygun bir beslenme programı uygulanır. Diyetisyen eşliğinde diyabetik diyet uygulayan hastalar kan şekerini kontrol altında tutabilir. Bu yapılanlara rağmen hastalarda kan şekeri düşürülemezse ya da kontrol altına alınamazsa, şeker düşüren hapların kullanılması gerekir. Bu doktor tarafından hastanın durumuna göre seçilecek ilaçlarla ve uygun dozda yapılır. Tip 1 diyabet hastalarında şeker düşürücü haplar kullanılmaz. Bunun yerine insülin kullanımı söz konusudur. Tip 2 diyabet hastalarında ise, kan şekeri regülasyonu, egzersiz, diyet ve şeker düşürücü haplar yetersiz kaldığında, insülin tedavisi uygulanır. Ayrıca ameliyat olacaklarda, hamilelerde, ağır enfeksiyon geçirenlerde ve ayak yarası olan kişilerde de insülin tedavisi yapılır.

    ]]>
    Hipoglisemi Tedavisi https://www.sekerhastaligi.gen.tr/hipoglisemi-tedavisi.html Thu, 15 Nov 2018 13:39:41 +0000 Hipoglisemi tedavisi, diyabetin akut komplikasyonları arasında olan hipoglisemi, kan şekeri seviyesinin normal değerlerinin altına düşmesidir. Bu insülin kullanan hastalarda daha sık görülmesine rağmen, şeker düşür Hipoglisemi tedavisi, diyabetin akut komplikasyonları arasında olan hipoglisemi, kan şekeri seviyesinin normal değerlerinin altına düşmesidir. Bu insülin kullanan hastalarda daha sık görülmesine rağmen, şeker düşürücü hap kullanan hastalarda dikkatli olmadığı zaman şeker düşüklüğü görülür. Bunun dışında yemeklerin ve ara öğünlerin zamanında yenmemesi ya da az yenmesi, fazla egzersiz yapılması ya da uygun olmayan dönemlerde egzersiz yapılması ve alkol kullanımı hipoglisemi nedeni olabilir.

    Hipoglisemi tedavisi nasıl yapılır

    Herkeste farklı belirtilerle ortaya çıkan hipoglisemi, genellikle açlık hissi, titreme, soğuk terleme, sinirlilik gibi etkilerle kendini gösterir. Buna önlem alınmadığında, hastada bulanık görme, şuur ve konsantrasyon bozukluğu ve şuur kaybına gidecek kadar etkili olur. Bazı hastalarda direkt olarak şuur kaybı gelişebilir. Bu nedenle kan şekeri ölçümleri daha sık yapılarak, atakların önlenmesi gerekir. Hipoglisemi belirtileri hisseden kişilerin yapacağı ilk şey kan şekerini ölçtürmektir. Kan şekerinin 70 mg/dl altında olması halinde, hipoglisemi varlığı kesinleşmiş olur. Bu durumda hemen basit şeker alınmalıdır. Hastalar hemen 2-3 adet kesme şeker, 1 çay bardağı meyve suyu ya da 2 tatlı kaşığı toz şeker tüketmelidir. Belirtiler 10-15 dakika içinde düzelmezse ya da giderek kötüleşirse, yeniden aynı miktarlarda basit şeker alınmalıdır. Daha sonra yemek vakti geldiyse yemek yenmeli ya da ara öğün yapılmalıdır.

    Hipoglisemi Tedavisi

    Diyabet eğilimi olduğunda, glukagon enjeksiyonu hastalara anlatılmalıdır. Glukon kan şekerinde şuur kaybına sebep olacak kadar düşme olduğu durumlarda uygulanan ve karaciğerden kana şeker salınımının olmasını uyaran bir ilaçtır. Kişilerde kan şekeri düştükten sonra, bilinç kaybı gelişirse ağızdan herhangi bir  şey yemeleri mümkün olmaz. Bu tedaviyi kişi kendi başına yapamayacağından, mutlaka yanında olan bir yakını bu tedaviyi uygulamalıdır. Bu yüzden glukagon enjeksiyonunun yapılışını hastanın yanında olabilecek bir yakını öğrenmelidir. Eczanelerde glukagon hazır olarak bulunmaktadır. Bu enjektör içine çekilerek, kas içine enjekte edilir. Hipoglisemi halinde olan hastalar çoğunlukla yapılan glukagon enjeksiyonuna 15-20 dakikada cevap verir. Bu süre içinde hastadan bir yanıt alınamazsa, bilinci açılmazsa yapılan enjeksiyon tekrar edilmelidir. Acil olarak profesyonel destek alınmalıdır.

    Hipoglisemi hastalarda insülin zamanında meydana gelmiş ise, ilk önce kan şekerini normal ısıda yükseltir. Bu yüzden hemen 2-3 adet kesme şeker alınmalıdır. Bundan 10 dakika sonra yemek yenmelidir. Yemek yedikten yarım saat sonra, kan şekeri ölçümünde normal değer tespit edildiğinde doktora danışarak insülin miktarı azaltılarak uygulanmalıdır.

    ]]>
    Şeker Hastalığının Zararları https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaliginin-zararlari.html Thu, 15 Nov 2018 16:08:02 +0000 Şeker hastalığının zararları, şeker hastalığı kontrol altına alınmadığı zaman vücuttaki tüm organlara zarar verebilir. Kan şekerinin normalin altında seyretmesi halinde hastalarda hipoglisemi ataklarına, kan Şeker hastalığının zararları, şeker hastalığı kontrol altına alınmadığı zaman vücuttaki tüm organlara zarar verebilir. Kan şekerinin normalin altında seyretmesi halinde hastalarda hipoglisemi ataklarına, kan şekerinin normalden fazla yükselmesi halinde hiperglisemi ataklarına neden olabilir. Bu ataklar şeker hastalığının akut komplikasyonu arasındadır. Bu etkenler hastalarda halsizlik, titreme, baş ağrısı, soğuk terleme, görmede bulanıklık ve şuur kaybı gibi olumsuz etkilere neden olabilir. Bunların dışında kontrolsüz bir şeker hastalığı kalp hastalıklarına, felç, böbrek hastalıklarına, sinir zedelenmesi, göz sorunları, cilt problemleri, diş sorunları gibi çok sayıda olumsuz etkilere neden olabilir.

    Kalp ve damar hastalığı: Diyabetin en yaygın hastalıklarından kalp ve damar hastalığı hastalığın kronik komplikasyonları arasındadır. Hastalarda kan şekerinin yüksek seyretmesi nedeniyle özellikle kalbin beslendiği koroner damarlarda, beynin kan dolaşımını yapan damarlarda tıkanıklar meydana gelerek, kalp krizi gibi olumsuz etkilere neden olabilir. Bunların önlenmesi için, kan şekerinin, tansiyon ve kolesterol düzeylerinin belirli sınırlarda tutulması gerekir. Kilo verme, düzenli egzersiz ve beslenme düzeni oluşturulmalıdır.

    Şeker Hastalığının Zararları

    Felç (inme): Vücutta tek taraflı olarak meydana gelen ani güç kaybı, kolda, yüzde ya da ayakta uyuşukluk, konuşma güçlüğü, gözlerde bulanıklık, baş dönmesi gibi etkilerle yaşanır. Şeker hastalarının bu belirtilere maruz kalması halinde acilen sinir hastalıkları ya da felç doktorına gitmesi gerekir.

    Diyabetik nefropati (Böbrek hastalığı): Şeker hastalarının böbrek hastalığı açısından, her yıl idrar testi yaptırarak kontrol edilmesi gerekir. Böbrek fonksiyonlarının izlenmesi için, temel kreatinin kan testinin uygulanması gerekir. Böbrek hastalıklarının önlenmesinde, tansiyonun kontrol altında tutulmasının büyük önemi bulunmaktadır. Hastaların 130/80 seviyesinin altında tansiyon değerleri olması gerekir.

    Diyabetik nöropati (Sinir zedelenmesi): Şeker hastalığı hastalarda zaman içinde uyuşukluk, yanma, acı gibi etkilere neden olabilir. Bu etkiler sinir zedelenmesine bağlı oluşmaktadır. Ciltte uyuşukluk giderek büyüyerek, ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir. Ciltte oluşabilecek küçük yaraların hastalar tarafından iyi takip edilmesi gerekir. Ellerde ve ayaklarda kızarıklık, nasır, çatlak ve cilt dökülmesi gibi etkiler her gün kontrol edilmelidir.

    Diyabetik retinopati (Göz sorunları): Şeker hastaları göz sağlıkları açısından, her yıl düzenli olarak kontrolden geçmelidir. Gözün arka bölümünde yer alan retina incelenerek, diyabetin zararları kontrol edilmelidir. Tip 1 diyabet hastaları teşhisten sonra 3-5 yıl içinde, Tip 2 diyabet hastaları ise teşhisin ardından, göz muayenelerine başlamalıdır. Zaten göz sorunları olanlar ise, daha sık göz doktoruna gitmelidir. Hamile olan şeker hastaları da sıkça göz doktoruna gitmelidir. Gebelik şekerinde bu kontrollere gidilmesi gerekmemektedir.

    Gastroparezi (Mide felci): Mide felci riskini arttıran şeker hastalığı, mideye giden sinirlerin felç olmasına sebep olur. Bu mide içeriğinin boşalmasını zorlaştırdığından, kan şekeri kontrolünü engeller. Bunun ilaçlarla ve beslenmeyle düzeltilmesi mümkündür. Hastalar düzenli kontrollerle erken teşhise yardımcı olabilir.

    Sertleşme sorunu: Erkekler için sertleşme sorununa yani iktidarsızlık sorununa neden olabilen şeker hastalığı, bu etkisini kan şekerinin kontrol edilmemesi halinde gösterebilir. Sigara içememek, egzersiz ve diyet yaparak, stres azaltılarak bu sorun kolayca açılabilir.

    Cilt sorunları: Hastaların bir kısmı diyabet kaynaklı cilt sorunları yaşayabilir. Kandaki yüksek şeker seviyesi mantarların büyümesine uygun bir ortamdır. Bu vücudun kendisini onarma]]> Hipoglisemi Diyeti https://www.sekerhastaligi.gen.tr/hipoglisemi-diyeti.html Thu, 15 Nov 2018 18:32:06 +0000 Hipoglisemi diyeti, kan şekeri normalden düşük olan kişilerin uygulaması gereken bir diyettir. Yemek yiyinceye kadar huzursuzluk, bitkinlik ve halsizlik çeken kişiler, gün içinde açlık atakları çeken kişiler, öğle Hipoglisemi diyeti, kan şekeri normalden düşük olan kişilerin uygulaması gereken bir diyettir. Yemek yiyinceye kadar huzursuzluk, bitkinlik ve halsizlik çeken kişiler, gün içinde açlık atakları çeken kişiler, öğleden sonra baş ağrısı çeken, baş dönmesi olan, çabuk sinirlenen ve kontrolünü kaybeden, yemeklerden sonra uykusu gelen kişilerin kan şekerinin düşük olduğu söylenebilir. Yemek sonrasında kan şekerinin yükselmesi ve insülin hormonunun fazla salgılanmasıyla kan şekerinde olan düşme reaktif hipoglisemi olarak tanımlanır. Bu düzensiz ve aşırı insülin salgılanmasına işaret eder. Kan şekerini hızla yükselten besinlerin aç karnına tüketilmesi terleme, aşırı acıkma hissi, yeniden gıda yeme isteği uyandırır. Hipoglisemi nedeniyle devamlı tatlı tüketimi ile kilo artışı olur. Bu kişilerde açlık kan şekeri değerleri normal çıkar. Kan şekeri normalde 70-110 mg/dl değerleri arasındadır. Hipoglisemi tanısı için, şeker yükleme testi yapılmalıdır. Bu sorun düzensiz beslenen, aşırı miktarda hızla kilo alıp veren, öğün atlayan ve ailesinde şeker hastalığı bulunan kişilerde daha fazla görülür. Hipoglisemi tanısı konulduktan sonra, mutlaka diyetle tedavi edilmelidir. Çünkü ileride oluşacak şeker hastalığının habercisi olarak kabul edilir.

    Hipoglisemi diyetinde nelere dikkat edilmelidir

    Fazla olan kiloların verilmesi hedeflenmelidir. Uzun süre aç kalmamaya dikkat edilmeli, tatlı tüketiminden kaçınılmalıdır. Özellikle aç karnına tatlı yenmemelidir. Öğünler atlanmamalı ve düzenli bir beslenme sağlanmalıdır. Her besin grubu yeterince tüketilmelidir. Kan şekeri yemekten sonra 3 saat içinde düşmeye başlayacağından, 3-4 saatte bir az ve sık yemek yenilmelidir.

    Hipoglisemi Diyeti
    • Ana ve ara öğünler sırasında karbonhidrat ve protein tüketimi bir arada yapılmalıdır.
    • Kan şekerini hızla yükselten ve sonradan hızla düşüren basit karbonhidratların yani bal, reçel, çay şekeri, tatlı, pekmez, pasta gibi yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalıdır.
    • Bulgur, kepekli ekmek, kepekli pirinç gibi posa içeriği yüksek olan karbonhidratlar tüketilmelidir.
    • Posa yönünden zengin olan sebzeler ve salata çeşitleri tüketilmelidir.
    • Ara öğünlerde meyvelerin yanında, süt, fındık, yoğurt, peynir ile kompleks karbonhidratlar yani çavdar, kepek ve buğdaylı ürünler tüketilmelidir.
    • Alkol tüketimi kan şekerini hızla yükseltip, düşürdüğünden tüketiminden kaçınılmalıdır.
    • Düzenli yapılacak egzersizler kan şekerini dengeleyecektir. Ancak egzersiz öncesinde, karbonhidrat içeren kepekli sandviç, kepekli makarna, meyve, ayran gibi bir besin alınmalıdır. Çünkü aç karnına yapılan egzersiz kan şekerinde düşmeye neden olur.
    • Rafine edilmeyen tahıllardan, beyaz un içeren gıdalardan kaçınılmalıdır.
    • Yenilecek sütlü tatlılarda tatlandırıcı kullanılmalıdır.
    • Meyve suyu yerine, kabuklu meyveler yenilmelidir. Bunların yanında protein tüketilmelidir.
    ]]>
    Şeker Hastalığı Diyeti https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-diyeti.html Fri, 16 Nov 2018 08:20:22 +0000 Şeker hastalığı diyeti, şeker hastaları beslenme düzenlerinde istediği her türlü yiyeceği yiyemezler. Bu rahatsızlık bir metabolizma hastalığı olduğundan, glikozun hücrelere girememesi sorunu yaşanmaktadır. Şe Şeker hastalığı diyeti, şeker hastaları beslenme düzenlerinde istediği her türlü yiyeceği yiyemezler. Bu rahatsızlık bir metabolizma hastalığı olduğundan, glikozun hücrelere girememesi sorunu yaşanmaktadır. Şeker hastalarında hücrelerde glikoz kapısı açılmamaktadır. Toplumda giderek artan şeker hastalığının görülmesinde, beslenmede yağ ve şeker oranı fazla yiyeceklere ağırlık verilmesinin etkisi büyüktür. Bunun yanında hareketsiz bir yaşam tarzı ve obezite sorunları da, diyabete zemin hazırlamaktadır. Şekerli gıdaların tüketilmesi ise, obezite sorununun artmasında etkendir. Bu hastaların % 85-90 oranında insülin direnci bulunmaktadır. Şeker hastalığı oluşma riski yüksek olan kişilerde, obezite olması hastalığın gelişimini hızlandırır. Şeker hastası olanlar öncelikle şeker tüketimini sınırlandırmalıdır. Kiloların fazla olanı verilmelidir. Bu nedenle uygun bir şeker hastalığı diyeti yapılmalı ve beslenme düzene sokulmalıdır. Diyet listesi hastanın genel durumuna, kilosuna, yaşına ve beslenme kültürüne göre düzenlenmelidir.

    Şeker hastalığı diyetinde nelere dikkat edilmelidir

    Gıda türlerinin hepsine yer verilmelidir: Vücudun ihtiyacı olabilecek şeker, nişasta, yağ ve protein içeriği olan besinler orantılı olarak tüketilmeye çalışılmalıdır. Meyve ve sebze, süt, ekmek gibi besinlerin içinde olan şeker ve nişasta vücudun ihtiyacı olan enerjiyi sağlayacaktır. Şeker içeriği yüksek olan besinlerin tüketimi sakıncalıdır. Bunlar yüksek kan şekerine neden olacağından, diyetin içeriğine alınmamalıdır. Vücuttaki dokuları onaran ve enerji elde edilmesinde kullanılan protein, belirli oranlarda tüketilmelidir. Bu nedenle diyette süt ve süt ürünleri, tavuk, et ve balık gibi yiyeceklere yer verilmelidir. Yetişkinlerde şeker hastalığı sırasında vücut ağırlığının 0,8 oranında protein ihtiyacı vardır. Bu oranlarda uygun protein tüketilmelidir. Diyet listesinde az miktarda yağda bulunmalıdır.

    Posa içeriği yüksek olan besinler tüketilmelidir: Bitkisel yiyeceklerin insanlarda sindirim enzimleriyle parçalanamayan kısımları posa olarak tanımlanır. Bunlar iki farklı türde olur. Bazıları suda eriyen, bazıları ise suda erimeyen posadır. Suda eriyen posalar, vücuttaki karbonhidrat sindirimini yavaşlatmaktadır. Ayrıca glisemi oranındaki yükselmeyi önlerler. Suda erimeyen posalar ise, yiyeceklerin bağırsaklara geçişinin hızlandırır ve bağırsaklardaki hareketi arttırır. Bu nedenle posa içeriği olan besinler, bağırsak hareketlerini düzenler, kabızlığı önler, kanda kolesterol ve trigliserit oranını düşürür. Şeker hastalığı diyetinde posalı yiyecekler mutlaka yer almalıdır.

    Şeker Hastalığı Diyeti

    Tuz miktarı azaltılmalıdır: İnsanlar beslenme düzenleri içinde genellikle ihtiyaçlarından fazla tuz tüketirler. Bu sebeple tansiyonlarının yükselmesine sebep olurlar. Şeker hastalığında yüksek tansiyonun olması son derece risklidir. Bu yüzden tuz oranı sınırlandırılmalıdır.

    Yağ oranı azaltılmalıdır: Diyetin içeriğinde yağ oranı az olmalıdır. Daha çok hayvansal yağların tüketilmesine çalışılmalıdır. Bu önlem kandaki kolesterol seviyesinde düşmeye neden olacaktır.

    Şeker hastalığı diyeti örnek menü

    Sabah kahvaltısı: Kibrit kutusu kadar az yağlı peynir, 1 tane katı pişmiş yumurta, 1 adet salatalık, 1 adet domates, 1 adet yeşil biber, 1 dilim tam buğday ekmeği ve şekersiz çay ya da kahve

    Ara öğün: 1 porsiyon mevsim meyvesi ve küçük kase az yağlı yoğurt

    Öğle yemeği: 1 porsiyon sebze yemeği, 3 tane köfte, mevsim yeşilliklerinden hazırlanan salata, 1 dilim tam buğday ekmeği, 2 yemek kaşığı pilav ya da makarna

    Ara öğün: 1 porsiyon mevsim meyvesi ve 1 su bardağı az yağlı ayran

    Akşam yemeği: 3 tane köfte, 1 porsiyon sebze yemeği, mevsim salata, 1 kase çorba, 1 dilim tam buğday ekmeğ]]> Hamilelikte Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/hamilelikte-seker-hastaligi.html Fri, 16 Nov 2018 08:42:59 +0000 Hamilelikte şeker hastalığı, hamilelik dönemi anne adayları açısından özel bir dönem olarak kabul edilir. Bu süreçte anne adayları için bir çok hastalığa yakalanma riski bulunmaktadır. Bunların arasında olan Hamilelikte şeker hastalığı, hamilelik dönemi anne adayları açısından özel bir dönem olarak kabul edilir. Bu süreçte anne adayları için bir çok hastalığa yakalanma riski bulunmaktadır. Bunların arasında olan şeker hastalığı, anne adayında gebelikten önce olabileceği gibi, gebeliğe bağlı olarak ortaya çıkabilir. Şeker hastalığı her iki durumda mutlaka tedavi edilmelidir. Bu hastalık pankreastan salgılanan insülinin yetersiz olması yüzünden oluşan metabolik bir hastalıktır. Vücutta karbonhidrat, protein ve yağ mekanizmaları bozulmakta, kandaki glikoz oranı artmaktadır. Geçmişte diyabetik olan kadınların hamile kalmamaları tavsiye edilse de, günümüzde bu hastalığın tedavisi hakkında ilerleme kaydedildiğinden, anne adayları hamilelik döneminde tedavi edilebilmektedir. Fakat şeker hastalığıyla komplike olan gebeliklerde konjenital anomali olması ve komplikasyon gelişimi normal gebeliklere göre daha yüksektir. Gelişmiş tanı ve tedavilerle, komplikasyon hızı düşürülebilmektedir.

    Şeker hastalığı insülin eksikliği ve insülin direnciyle ya da ikisiyle birlikte gelişmiş hiperglisemi ile karakterize olmuş metabolik bir hastalıktır. Hamilelikte bu türlerin hepsi görülebilir. Bunlardan biri insülin bağımlısı Tip 1 diyabet, diğeri insülin bağımlısı olmayan Tip 2 diyabet, bir diğeri ise gestasyonel diyabettir. Tip 1 diyabet ve Tip 2 diyabet hamilelik öncesi varken, gestasyonel diyabet sadece hamilelikte gelişen tiptir. 

    Hamilelikte fizyolojik değişimler

    • Hamilelik döneminde glikoz mekanizması önemli değişimlere uğrar. Açlık kan seviyesi düşük olur ve yemekten sonraki değerler daha yüksektir.
    • Hamileliğin ilerlemesiyle birlikte glikoz toleransı progresif olarak düşer.
    • Şeker hastası olmayan kadınlar hamilelikte iki kat fazla insülin üretir, diyabetik olanlarda ise insülin gereksinimi ortaya çıkar.
    • Hamlelikte başlayan gestasyonel diyabet, bu dönemde görülen diyabetin % 90 ını oluşturur.
    • Gestasyonel diyabeti olan hamilelerde insülin direnci normal hamilelere göre daha şiddetli olur. Ayrıca insülin sekresyonunda da bozukluk olur.
    • Gestasyonel diyabetik olan gebelerin çocuklarında konjenital anomaliler olmaz. Ancak bebeğin içinde olduğu amnios sıvısında fazlalık, erken doğum riski ve gebelik haftasına göre daha iri bebek gibi etkileri olur.
    Hamilelikte Şeker Hastalığı

    Hamilelikte gestasyonel diyabette klinik bulguları

    • Gestasyonel diyabet genellikle bulgu vermez. Çoğunlukla ikinci trimesterde karbonhidrat metabolizması ile insülin duyarlılığında olan değişimlerle tetiklenerek açığa çıkar.
    • Şeker hastalığına rutin biyokimyasal taramalarda tanı konulabilir.
    • Bebeğin anne karnında ölmesiyle ya da bebeğin doğumuyla yapılacak biyokimyasal testlerle teşhis edilebilir.
    • Ailesinde diyabet öyküsü olanlar, daha önceki gebeliklerinde gestasyonel diyabet olanlar, yaşı ilerlemiş olanlar ve obez olanlarda, şeker hastalığı daha fazla görülebilir.
    • Gestasyonel diyabet hamilelikte tansiyon yüksekliği, idrarda protein atımı ve ödemle seyreden preeklampsi riskini arttırır.
    • Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde glikoz toleransı bozulduğundan, kadına tarama yapılır.
    • Bütün kadınlara 50 gram glikoz tolerans testi 26. ve 28. gebelik haftalarında tarama olarak yapılır. Tarama testi sonucu pozitif çıkarsa, kesin tanı koyabilmek için 100 gram glikoz tolerans testi uygulanır.

    Hamilelikte şeker hastalığı tedavisi nasıl yapılır

    Anne adayının gebelik haftasına ve kilosuna göre uygun kalori hesabı yapılır. Hesaplanan kalori belirli oranda protein, karbonhidrat ve yağa ayrılır. Anne adayının ara ve ana öğünlerde alması gereken kalorilere göre, diyet regülasyonu uygulanır. Bu diyetisyen eşliğinde, doktorla birlikte yapılır. Ayrıca günlük egzersiz programı uygulanır. Bu şekilde kontrol altına alınamayan şeker hastalığında, insülin teda]]> Diyabet Nedir https://www.sekerhastaligi.gen.tr/diyabet-nedir.html Sat, 17 Nov 2018 00:56:41 +0000 Diyabet nedir, diyabet yani şeker hastalığı ciddi sorunlara neden olabilen ve toplumda sıkça görülen metabolik bir hastalıktır. Pankreasın salgıladığı insülin yetersizliğinden ya da etkisizliğinden oluşur. İns Diyabet nedir, diyabet yani şeker hastalığı ciddi sorunlara neden olabilen ve toplumda sıkça görülen metabolik bir hastalıktır. Pankreasın salgıladığı insülin yetersizliğinden ya da etkisizliğinden oluşur. İnsülin olmadığında, yiyeceklerle alınan şeker ile diğer besin unsurları bunlara ihtiyaç duyan hücrelerin içine giremez. Sonuçta hücreler ihtiyacı olan şekeri alamaz, kanda olan şeker oranları normal seviyelerin üzerine çıkar. Kandaki şekerin yükselmesi, vücutta zehir etkisi yapar ve tüm hücrelerin tahrip olmasına neden olur.

    Vücut devamlı olarak kanda belli miktarda şekere ihtiyaç duymaktadır. İnsülin ise kan dolaşımında olan glikozun hücrelere taşınmasını sağlar. Hücrelerde olan glikoz ise, günlük yaşamı devam ettirecek enerji kaynağı olarak gereklidir. Diyabet hastalarındaki metabolik bozukluk, kanla taşınan glikozun hücrelere girememesi ile meydana gelir. Normal  şartlarda besinlerden elde edilen ve karaciğerde depolanan glikoz kana salındığında, pankreasın ürettiği insülin hormonu sayesinde hücrelere girer ve enerjiye dönüşür. Hücrelerin üstünde maddelerin içeriye girişini sağlayan kapılar bulunmaktadır. Bu kapılar normal şartlarda kilitli olur. Ancak uygun anahtar olduğunda açılır. Diyabette glikoz kapısı açılmamaktadır.

    Diyabet Nedir

    Diyabet belirtileri nelerdir

    • Sıkça idrara çıkma
    • Aşırı susama ve sıkça acıkma hissi
    • Bulanık görme
    • Halsizlik ve bitkinlik
    • Ani şekilde kilo kaybı
    • Mide bulantısı ve kusma
    • Nefes kokusu
    • Sıkça idrar yolu enfeksiyonu
    • Adetten kesilme
    • Ciltte kuruluk ve kaşıntı
    • Yaraların geç iyileşmesi 

    Diyabet tanısı nasıl konur

    Diyabet tanısı hastalara yapılacak kan testleriyle konur. Gece açlığı sonrasında, hastalara sabahleyin açlık kan şekeri ölçümü yapılır. Normalde sağlıklı kişilerde açlık kan şekeri 65-100 mg/dl arasında çıkar. 126 mg/dl üzerinde olan açlık kan şekeri ve 200 mg/dl üstünde olan kan şekeri, diyabet hastalığını gösterir. 101-125 mg/dl ile 141-199 mg/dl arasındaki değerler ise, şüpheli olanlardır. Bu durum gizli şeker hastalığı olarak tanımlanır. Hastalarda bu seviyelerde kan şekeri olduğunda, şeker yükleme testi yapılır. Günün herhangi bir saatinde açlık ve tokluk fark etmeden yapılacak testte 200 mg/dl üzerinde kan şekeri düzeyinin çıkması diyabet hastalığına işaret eder.  

    Diyabet hastalığı konusunda araştırılması gereken kişiler

    • Fazla kilolu ve 45 yaşın üzerinde olan kişiler
    • Fiziksel açıdan hareketsiz bir yaşam sürenler
    • Genç yaşta olup, fazla kilolu olanlar
    • Ailesinde diyabet öyküsü olanlar
    • 4,5 kg üzerinde bebek doğuran kadınlar
    • Hamilelik şekeri olan kadınlar
    • İyi kolesterolü 35 mg/dl altında olanlar
    • Trigliserit oranı 250 mg7dl üzerinde olan kişiler
    • Yüksek tansiyon hastası olan kişiler

    Diyabet tanısı konulduktan sonra neler yapılmalı

    Diyabet tanısı konulan kişiler öncelikle bu hastalıkla barışık olmayı öğrenmelidir. Hastalar yaşamlarında kendilerini kontrol etmeyi bilmelidir. Tedavi ve takip yöntemlerini uygulamalıdır. Kan şekerini normal seviyelerde tutmak için, egzersiz ve diyet uygulanmalıdır. Doktorun önereceği şeker düşüren ilaçlar düzenli kullanılmalıdır. Diyabet hastalığı ilaç kullanılarak tedavi edilebilen bir hastalık değildir, sadece kan şekerinin kontrol altında tutulmasını sağlar. Tedavi aksatılırsa, hastalığın zararlı etkileri devam eder.

    ]]>
    Tip 1 Diyabet Nedir https://www.sekerhastaligi.gen.tr/tip-1-diyabet-nedir.html Sun, 18 Nov 2018 00:55:50 +0000 Tip 1 diyabet nedir, bu tip diyabet insülin hormonunun mutlak eksikliğine bağlı meydana gelen şeker hastalığıdır. Her yaşta etkili olmasına rağmen, en fazla çocukluk ve erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Bu yüzde Tip 1 diyabet nedir, bu tip diyabet insülin hormonunun mutlak eksikliğine bağlı meydana gelen şeker hastalığıdır. Her yaşta etkili olmasına rağmen, en fazla çocukluk ve erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Bu yüzden juvenil diyabet olarak ta anılır. Toplumumuzda olan şeker hastalarının % 10 kadarı Tip 1 diyabet hastadır. 

    Tip 1 diyabet sebepleri  nelerdir

    Normal sağlıklı kişilerde vücudu dışarıdaki etkenlerden koruyan bir bağışıklık sistemi bulunmaktadır. Herhangi bir sebeple bu sistemin çalışması saptığında, kendi hücrelerini bir yabancı olarak algılayarak, saldırması ve tahrip etmesiyle oluşan hastalıklar ise otoimmün hastalıklar olarak tanımlanır. Tip 1 diyabet hastalığı da, otoimmün hastalıklarındandır. Sebebi belli olmayan bir şekilde harekete geçen bağışıklık sisteminin insülin yapımını sağlayan pankreastaki beta hücrelerini tahrip etmesiyle, tahribatın % 80 seviyelerine ulaşmasıyla birlikte Tip 1 diyabet ortaya çıkmaya başlar.

     

    Tip 1 diyabet açısından riskli olanlar kimlerdir

    Ailede yakın akrabalarında Tip 1 diyabet olan kişiler, ailesinde en az 4 tane Tip 2 diyabet hastası olan kişiler, gebelik döneminde diyabet olan kişilerde Tip 1 diyabet gelişme riski daha fazladır.

    Tip 1 diyabet belirtileri nelerdir

    Keton cisimciklerin üretilmesi nedeniyle, hastalarda bulantı ve kusma, karın ağrısı, yorgunluk, derin solunum ve aseton kokusu, dalgınlık, baygınlık hissi ve kilo kaybı gibi belirtiler ortaya çıkar. Hastalarda bu belirtilerin ortaya çıkması için, pankreastaki beta hücrelerinde olan yıkımın hızı ve süresi önem taşır. Bu tahribat aylar, yıllar boyu devam edebilir. Yıkım sırasında vücut enerji ihtiyacını kendi protein ve yağlarından karşılar. Yağların aşırı yıkımıyla meydana gelen son ürünler yani ketonlar, vücuda çok zararlıdır. Bunar birikim yaparak, ketoasidoz adı verilen acil durumu oluşturur. Ketoasidoz etkileri arasında, karın ağrısı, aşırı halsizlik, hızlı solunum ve yorgunluk vardır. Bu durumda acil olarak doktora gidilmesi gerekir.

    Tip 1 Diyabet Nedir

    Tip 1 diyabet tedavisi nasıl olmalıdır

    Bu tip diyabetin kesin tedavisi insülin kullanımıdır. Vücuttaki insülin yeterli olmadığından, insülin etkisini veya salınımını arttıran ilaçlar etkili olmaz. Mutlaka eksik olan insülin dışarıdan alınmalıdır. İnsülin protein yapısında bir hormon olduğu için, midede sindirilmektedir. Bu yüzden ağızdan alınamaz. Sadece enjeksiyonla vücuda alınabilir. Hastaların insülin ihtiyacı yaşa, boya, ağırlığa, besin tüketimine ve fiziksel aktiviteye göre belirlenir. Ayrıca stres, hastalık ya da bazı ilaçlar insülin dozunu etkileyebilir. İnsülin +4 ile +8 derecede saklanmalıdır. Bu yaşamı yoğun ve aktivitesi fazla olan kişilerde biraz sorun olabilir. Bu yüzden klasik enjektörler yerine kalem enjektörler kullanıma sunulmuştur.

    Tip 1 diyabette aciliyet gerektiren sorunlar nelerdir

    Tip 1 diyabet hastaları düzenli beslenerek, egzersiz yaparak ve insülin tedavisiyle yaşamlarına sorunsuz devam edebilir. Fakat insülin yeterli düzeyde, yeterli dozda ve zamanında kullanılmadığında, hastaların kan şekeri seviyesi yükselir. Bu durum hiperglisemi olarak tanımlanır. Bunun tersine insülini aşırı kullanan, beslenmesine dikkat etmeyen, alkol kullanan, aşırı egzersiz uygulayan hastaların kan şekeri birden düşebilir. Bu hipoglisemi olarak tanımlanır.

    ]]>
    Tip 2 Diyabet Nedir https://www.sekerhastaligi.gen.tr/tip-2-diyabet-nedir.html Sun, 18 Nov 2018 03:29:01 +0000 Tip 2 diyabet nedir, bu diyabet tipi genellikle 40 yaş üstü erişkinlerde görülmektedir. Burada pankreasta insülin üretimi yetersiz ya da üretilmiş olan insülin etkili olmamaktadır. Hastalarda sık idrara çıkma, aşı Tip 2 diyabet nedir, bu diyabet tipi genellikle 40 yaş üstü erişkinlerde görülmektedir. Burada pankreasta insülin üretimi yetersiz ya da üretilmiş olan insülin etkili olmamaktadır. Hastalarda sık idrara çıkma, aşırı susama, açlık duygusuyla fazla yemek yeme ve buna rağmen kilo kaybı gibi belirtiler bulunur. Hastalarda bu belirtilerin etkisiyle yorgunluk, bulanık görme, yaraların geç iyileşmesi, ciltte kuruluk ve kaşıntı, sıkça enfeksiyonlara maruz kalma, ele ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, ağız kuruluğu, cinsel sorunlar gibi etkiler oluşur.

    Tip 2 diyabet açısından riskli kişiler kimlerdir

    Sebebi bilinmeyen bu tip diyabet genellikle 40 yaş üstü kişilerde görülse de, bazı risk faktörleri olduğunda hastalığın görülme olasılığı daha fazla olur. Bunlar;

    • Aşırı kilolu olan obezler
    • Ailesinde yakın akrabalarında diyabet öyküsü olanlar
    • Hamilelik döneminde diyabet gelişmiş ve 4,5 kg üzerinde bebek doğurmuş olanlar
    • Yaşamında stresli yaşayanlar
    • Bir hastalıktan dolayı stres altında olanlar
    • Düzenli beslenme alışkanlığı olanlar

    Bu risk faktörlerinin en az iki tanesini taşıyan kişiler, diyabet konusunda tarama testleri yaptırmalıdır. Ömür boyu tedavisi devam edecek olan Tip 2 diyabet, eğitim, diyet, egzersiz ve oral yoldan alınan antidiyabetik ilaç ve insülin tedavisinin uygulanmasını gerektirir. Tip 2 diyabet hazırlayıcı etkenler, metabolik bozukluk ve kalıtsal yatkınlık olmadan sadece aşırı şeker alımı ile oluşmaz. Sağlıklı bir kişinin fala miktarda şeker tüketmesi, bu hastalığın ortaya çıkmasını sağlayan bir etken kabul edilmez. Yukarıdaki etkenlerin dışında kronik pankreas iltihabı, hipotiroidi, pankreas tümörleri, ameliyatları akromegali gibi bazı rahatsızlıklar Tip 2 diyabete neden olabilir.

    Tip 2 Diyabet Nedir

    Tip 2 diyabet tedavisi

    Hastalarda ilk aşamada beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesine, yaşam tarzının düzenlenmesi ve uygun egzersiz programlarının yapılmasıyla bir tedavi planı yapılır. Bu uygulamalarla hastanın kan şekeri normal değerlerde tutulamadığında, oral yoldan ilaç tedavisine başlanır. Fakat bunlara rağmen kan şekeri normal seviyelere inmezse, insülin alımına başvurulur. Uygulanan diğer tedavilere uygun dozda insülin ilave edilir.

    Tedavide insülin alımına ne zaman başlanır

    Hastaların beslenme planıyla, egzersizlerle, şeker düşüren ilaçların kullanımıyla, kan şekeri normal seviyelerine düşürülemediğinde, ameliyat olması gereken hastalarda, ameliyat sürecinde, hamilelik döneminde, ağır enfeksiyon dönemlerinde, ayak yarası olan hastalarda, diyabete bağlı gelişen zararların olmasında, hastaların gecikmeden insülin alımına başlatılması gerekir.

    Hastalar evde kan şekeri takibini nasıl yapmalıdır

    Hastalar ağızdan şeker düşürücü ilaç ya da insülin kullansalar bile, haftada belirli günlerde kan şekerini ölçtürmesi gerekir. Bu değerler doktorunuza hastalığınızı değerlendirme açısından fikir vermektedir. Bu yüzden insülin kullanan Tip 2 diyabet hastaları kahvaltı, öğlen, akşam ve gece yatmadan önceki öğünden evvel dört defa glukometre yani şeker ölçüm cihazıyla kan şekeri ölçümü yapmalıdır. Haftada kaç defa şeker ölçümü yapılacağına hastanın doktoru karar verecektir. Kişinin hastalığına, yaşam şartlarına uygun kan şekeri ölçüm programı hazırlanacaktır.  

    ]]>
    Reaktif Hipoglisemi https://www.sekerhastaligi.gen.tr/reaktif-hipoglisemi.html Sun, 18 Nov 2018 16:17:47 +0000 Reaktif hipoglisemi, yemek sonrasında kan şekerinin düşük olması, yaşamın olumsuz etkilenmesi, enerjinin düşmesine neden olan, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi etkileri olan, iş veriminin düşmesine neden olan, ki Reaktif hipoglisemi, yemek sonrasında kan şekerinin düşük olması, yaşamın olumsuz etkilenmesi, enerjinin düşmesine neden olan, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi etkileri olan, iş veriminin düşmesine neden olan, kişileri öfkeli, kızgın ve sabırsız bir duruma getiren rahatsızlıktır. Toplumda çok yaygın rastlanmasına rağmen, önemsenmeyen bir durumdur. Genellikle kilo veremeyen kişileri etkilemektedir.

    Reaktif hipoglisemi hangi belirtileri verir

    • Gün içinde açlık atakları ve şekerli gıdalara saldırma
    • Öğleden sonra baş ağrısı
    • Gece uykusundan uyanma ve uyuyamama, kötü rüya görme ve sürekli yorgunluk
    • Öğleden sonra kahve içme ya da şeker yeme eğilimi
    • Baş dönmesi
    • Yemeğe kadar halsizlik, yemek geciktiğinde bitkinlik, yemek yendikten sonra etkilerin düzelmesi, yemek geciktikçe ellerde titreme ve çarpıntı etkilerinin olması
    • Duygusal olma, çabuk sinirlenme ve kontrolü kaybetme
    • Yemeklerden sonra uyku basması, uyuklama

    Bu etkilerin görülmesi dengesiz beslenme, karbonhidratlı, nişastalı ve şekerli gıdaları fazla tüketmekten, stresten, aşırı kafein alımından ya da ailede kalıtsal şeker hastalığı olması gibi etkilerden kaynaklanır. Kilolu olan kişilerde hipoglisemi atakları daha çok görülse de, normal kiloda olup egzersiz yapmayan, depresyon geçiren kişilerde kan şekeri düşüklüğüne maruz kalabilir. Kan şekerindeki düşüklük genellikle sabah 11.00 ile öğleden sonra saat 16.00 gibi olur. Hastalar gün içinde bu saatlerde kendilerini daha yorgun hissederler. Bu nedenle kek, çikolata, pasta gibi besinlere yönelirler. Bunları tükettikten sonra belirtiler düzelmeye başlar. Öğle yemeğinde tüketilen tatlı ve nişastalı gıdalarda öğleden sonra etkisini gösterir. Kan şekerinde düşme başlar. Sabah ve öğle yemeklerinde protein tüketenlerde bu etkiler fazla görülmez. Kan şekeri düşmesinde sonra yenilen tatlı besinler bir saat kadar geçici rahatlama sağlar. Daha sonra yeniden kan şekerinde düşme olur. Kişiler bu iniş çıkışlarla birlikte daha fazla şekerli besin tüketmeye başlar. Sabahları daha huzursuz olur, kavga ve tartışma eğilimi gösterir. Yemek yedikten sonra düzelme başlar. Diyet yapan kişilerde, diyette baş dönmesi ve açlık atakları yaşadıklarından, diyeti bırakırlar. Kan şekeri düşmesinin önlenmesi için, sebze ve meyve, tam tahıl ürünleri tüketilmelidir. Hastalar üç ana öğün ile üç ara öğün tüketmelidir. Bu ataklar hastada stres hormonlarının yani adrenalin salgılanmasını arttırır, panik atak, anksiyete ve depresyon etkileri gösterebilir.

    Reaktif Hipoglisemi

    Reaktif hipoglisemi hastaları glisemik indeks diyeti uygulamalıdır

    Glisemik indeksi yüksek besinler yani nişastalı gıdalar, basit şekerler, baklava, reçel, börek, patates gibi yiyecekler oldukça azaltılmalıdır. Besinlerin glisemik indeksi öğrenilmeli ve buna göre tüketilmelidir. Kilo vermek için hastaların bu diyeti uygulaması gerekir. Şeker yükü fazla olan yani glisemik indeksi yüksek olanlar beslenme listesinde olmamalı ya da çok az yer almalıdır. Bunların yerine tam buğday ekmeği, yulaf, kepek ekmeği gibi şeker yükü düşük olanlar tüketilmelidir. Bu diyet kişiye özel düzenlenmelidir. Hastalarda yapılan kan testleriyle reaktif hipoglisemi tanısı konulduysa, yaşam koşullarına uygun olan özel bir diyet planlanmalıdır. Bu hastalar yemeklerini az ve sık yemeli, yemekler sıcak ya da soğuk olmamalı, yemekten önce ve sonra dinlenmeli, yemekte sıvı almamalı, sıvılar yemekten 45 dakika önce ve sonra alınmalı, meyve günde 2 porsiyondan fazla tüketilmemeli, yemekten sonra bir süre sırt üstü yatarak dinlenmelidir.

    ]]>
    Gestasyonel Diyabet https://www.sekerhastaligi.gen.tr/gestasyonel-diyabet.html Sun, 18 Nov 2018 22:09:03 +0000 Gestasyonel diyabet, hamilelikle başlayan yada gebeliğin bir döneminde ortaya çıkan ve kan şekerinin normalin üzerine çıkmasıyla yaşanan, karbonhidrat metabolizması bozukluğudur. Hastaların çoğu doğumdan sonra esk Gestasyonel diyabet, hamilelikle başlayan yada gebeliğin bir döneminde ortaya çıkan ve kan şekerinin normalin üzerine çıkmasıyla yaşanan, karbonhidrat metabolizması bozukluğudur. Hastaların çoğu doğumdan sonra eski sağlıklı durumlarına geri döner, ancak bu kadınlar ileride şeker hastalığına adaydır. Bu nedenle daha fazla dikkatli olmaları gerekir. Hamilelik döneminde hormonal seviyelerde yaşanan değişimle birlikte, vücuttaki kan şekerini düzenleyen insülin hormonunda iki farklı dönem yaşanır. Bunlar;

    Hamileliğin ilk yarısında: Bu dönemde açlık kan şekeri hamilelikten önceki dönemden daha düşük seviyede olur. Yemek yedikten sonra kan şekerinde daha yavaş düşüş meydana gelir. Bu süreçte olan gelişmeler, kan şekerinin düşük seyretmesine neden olur.

    Gestasyonel Diyabet

    Hamileliğin ikinci yarısında: Bu dönemde metabolik etki tam tersine dönmektedir. Kan şekerini düzenleyen insülin hormonuna karşı direnç gelişmeye başlar. Bununla birlikte kan şekerinde yükselme meydana gelir. Bu yükselme bazı gebelerde normal seviyelerden daha fazla olur. Bu gestasyonel diyabet yani gebelik şekeri olarak tanımlanır. Bu rahatsızlık herhangi bir yakınması olmayan hamilelerde, gebelikte artan metabolik yük sebebiyle ortaya çıkan ve gebeliğin bitmesiyle ortadan kaybolan bir şeker hastalığıdır. Gebelikte bu tür şeker hastalığı dışında, önceden şeker hastalığı olan ya da olduğu halde bunu bilmeyen anne adayları olabilir. Bu tür gebelerin kan şekerinin düzenlenmesi için, diyet ve egzersiz dışında, insülin kullanımı gereklidir.

    Gestasyonel diyabet hangi sıklıkla görülür

    Diyabetli kadınların kontrolsüz kan şekeri seviyeleri olduğundan, metabolik etkiler yüzünden gebe kalabilme şansları düşük olur. Ancak insülin tedavisinin uygulanması nedeniyle doğurganlık oranları, diyabetli kadınlarda da normal kadınlardaki seviyeye ulaşmıştır. Gebelikte gestasyonel diyabet görülme oranı ise yaklaşık % 3-5 kadardır.

    Gestasyonel diyabet açısından riskli olan anne adayları kimlerdir

    • Şeker hastalığı açısından genetik yatkınlığı olan kadınlar
    • Aşırı kilolu olanlar
    • Daha önceden 4,5 kg üzerinde bebek doğurmuş olanlar
    • Doğumsal anomalisi olan bebek doğuranlar, ölü doğum yapanlar
    • Gebeliğinde 35 yaşın üzerinde olanlar
    • Açlık kan şekeri 105 mg/dl üzerinde, tokluk kan şekeri 120 mg/dl üzerinde olan kadınlar

    Gestasyonel diyabetin sonuçları

    Düşük (Abortus): Gebeliğin özellikle ilk üç ayı içindeki kontrolsüz kan şekeriyle birlikte düşük sıklığı artmaktadır.

    Bebeğin anne rahminde ölmesi (İntrauterin fetal ölüm): Kontrolsüz ve uzun süreli diyabeti olan, böbrek ve göz gibi organlarda hasar oluşan ve damarsal hasarı olan anne adaylarında bu risk oldukça yüksektir.

    Polihidramniyos: Bu bebeğin anne rahmindeki kesede amnios sıvısındaki yüksekliktir. Bu sorun diyabeti olan anne adaylarında % 20 oranında görülmektedir. Bu durumda erken doğum ve plasentanın erken ayrılması olabilir.

    Preeklampsi: Bu gebelikte tansiyon yükselmesiyle seyreder. Diyabetik anne adaylarında daha sık oluşur.

    Bebekte olan anomaliler: Gebelikten önce ve sonrasında kan şekeri seviyesi kontrol altına alınamazsa, bebekte kalp anomalileri, yemek ve soluk borusu anomalileri, barsak kısalığı sendromu gibi sorunlar daha sık görülür.

    Anne adayında idrar yolu enfeksiyonu, vajinal mantar enfeksiyonu: Diyabetli anne adaylarında bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle, bu tür enfeksiyonlar sıkça görülür.

    Anne ölümü: Bu nadir bir etki olsa da, gebelikte kan şekeri kontrol altına alınmamış kadınlarda, preeklampsi, şeker koması gibi etkilerle görülebilir.

    Doğum ve sonrasında gelişen sorunlar: İri bebek doğumu nedeniyle kanama ve yırtıklar]]> Çocuklarda Şeker Hastalığı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/cocuklarda-seker-hastaligi.html Mon, 19 Nov 2018 21:40:15 +0000 Çocuklarda şeker hastalığı, her yaştaki çocuklarda etkili olabilir. Çocukluk döneminde en fazla görülen kronik hastalıklardan biridir. Ancak çocuklarda tanı geç yaşlarda konulmaktadır. Kandaki şeker seviyesi yaş Çocuklarda şeker hastalığı, her yaştaki çocuklarda etkili olabilir. Çocukluk döneminde en fazla görülen kronik hastalıklardan biridir. Ancak çocuklarda tanı geç yaşlarda konulmaktadır. Kandaki şeker seviyesi yaşamı tehdit edecek boyuta geldiğinde, diyabet olduğu anlaşılmaktadır. Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastası çocukların erken dönemde teşhis edilmesi, olası komplikasyonların önlenmesine yardımcı olmaktadır. Ancak şeker hastalığının büyüklere mahsus olduğu düşünüldüğünden, çocuklarda teşhis edilmesi gecikmektedir. Ancak alınacak önlemler sayesinde, çocuklar sağlıklı bir yaşam sürebilir. Çocuklarda görülen şeker hastalığı hem kendilerine, hem de ailelerine olumsuz etkiler yapmaktadır. Ancak iyi bir eğitimle çocukların normal yaşantılarını sürmeleri, yaşıtlarıyla vakit geçirmeleri, eğitim hayatlarına devam etmeleri sağlanabilir. Bu hastalıktan en az zararla çıkabilirler. Diyabetle yaşamak zorunda olan çocuklar, bu sıkıntılardan psikolojik destek, ailenin duyarlı olması ve öğretmenlerinin desteğiyle kurtulabilirler.

    Çocuklarda şeker hastalığı neden görülür

    Bu hastalık genellikle 40 yaş üstü kişilerde etkili olsa da, günümüzde daha çok şişman ve hareketsiz çocuklarda etkili olmaya başlamıştır. Çocuklarda Tip 2 diyabet görülme sıklığı giderek artmaktadır. Bu artışın sebebi genellikle beslenme alışkanlıklarındaki değişime bağlanmaktadır. Yüksek yağ içeriğine sahip gıdaların tüketilmesi, lifli besinlerin tüketiminin azalması, ev yemeklerinden çok hazır yiyeceklerin tüketilmesi gibi etkenler diyabetin çocukları etkilemesinde etkilidir. Şeker hastalığı tanısı konulan çocukların % 85 oranı kiloludur. Kilolu olan çocukların şeker hastalığı riski altında olduğu kabul edilmektedir. Şişmanlık dışında çocuklarda şeker hastalığı görülmesinin nedenleri ise;

    • Ailede Tip 2 diyabet öyküsünün olması
    • Etnik özelikler
    • Yüksek kan basıncı
    • Kan yağlarında bozukluk
    • Fiziksel aktivitenin az olması
    • Doğumda düşük kilolu ya da fazla kilolu doğmuş olmak

    Çocuklarda Şeker HastalığıÇocuklarda şeker hastalığı tedavisi nasıl olur

    Çocuklarda Tip 2 diyabet gelişimi yavaş bir seyir izler. Genellikle ergenlik çağına geldiklerinde ortaya çıkmaya başlar. Bu yaşlarda insülin duyarlılığının azalması bunda etkili olabilir. Bu yaşlardaki çocukların vücutlarında % 30 oranında değişim olmaktadır. Tip 2 diyabet, Tip 1 diyabete göre çocuklarda benzer bulgular gösterse de, bu daha hafif seyreder. Büyüklerde görünen belirtilerin hepsi çocuklarda görülmeyebilir. Bu yüzden çocuklarda şeker hastalığı daha fazla zarara neden olmaktadır. Tanı konulduğu zaman, çocuklarda şeker hastalığına bağlı hasarlar oluşmaya başlamış olur. Yani kalpte zararlar, kan yağlarının artışı ve yüksek tansiyon gibi etkiler çocukları da etkilemeye başlar. Çocuklarda da diyabet tedavisi yetişkinler gibi yaşam boyu olsa da, bazı zorluklar içerir. Çünkü çocuklar henüz büyüme aşamasındadır. Çocuklarda henüz yemek yeme bilinci daha farklı şekildedir. Hastalığın bilincine varmaları oldukça güç olur. Tedavide çocuğun çevresindeki kişilerin desteği oldukça önemlidir. Hem tedavi açısından, hem de bunun takibi açısından, evde, okulda ve arkadaşlarının ortamında şeker hastası çocuklara destek olmak gerekir. 

    Çocuklarda diyabet tedavisi sırasında yaşanan zorluklar 

    • Yemek zorunda oldukları yemek çeşitlerinde ve aktivitelerde zorlanmaları
    • İnsülin yapılırken ve şeker ölçümü sırasında canının yanması
    • Hipoglisemi ataklarının yaşanması
    • Okul ve çevresinde yaşanan zorluklar
    • Arkadaşlarıyla bir arada yaşadıkları sıkıntılar
    • Kan şekerini ayarlamayı öğrenmede yaşanan zorluklar
    • Ergenlik çağına geldiklerinde, insülin hassasiyetinin artması
    • Olgunluğa geçiş sırasındaki zorluklar
    • Korkuları ve depresyon riski 

    Tip 1 diyabet hastası çocuklar gün içinde üçten fazl]]> Şeker Hastalığı Tedavisi https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-tedavisi.html Tue, 20 Nov 2018 14:21:13 +0000 Şeker hastalığı tedavisi, günümüzde henüz tam olarak iyileştirmeye yönelik yapılamamaktadır. Fakat hastalığın etkilerinin azaltılması için, etkin bir tedavi uygulanabilmektedir. Hastaların doğru beslenmesi, uyg Şeker hastalığı tedavisi, günümüzde henüz tam olarak iyileştirmeye yönelik yapılamamaktadır. Fakat hastalığın etkilerinin azaltılması için, etkin bir tedavi uygulanabilmektedir. Hastaların doğru beslenmesi, uygun ilaçları kullanması ve iyi bir bakım uygulanması halinde, sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmesi sağlanmaktadır. Bu şekilde oluşabilecek komplikasyonlarda azaltılmaktadır. Etkin bir şeker hastalığı tedavisi, kan şekerinin normale yakın seviyelerde tutulmasıyla gerçekleşir.

    Şeker hastalığı tedavisi neleri içerir

    Kontrollü diyet: Tüketilen besinler kan şekeri seviyesini yükseltmektedir. Diyabet hastaları kontrollü bir diyetle birlikte, karbonhidrat içeren besinleri kısıtlı tüketmek zorundadır.

    Fiziksel aktivite: Egzersiz yapmak kan şekerini düşüren etki yapar. İnsülinin yaptığı gibi, vücutta kan şekerinin etkin bir şekilde kullanılmasını sağlar. Aynı zamanda hastaların kilo vermesine yardımcı olur.

    İlaçlar: Şeker hastalığının tedavisinde insülin ve ağızdan alınan tabletler kullanılmaktadır. Tip 1 diyabet hastaları yaşamlarını sürdürebilmek için, her gün en az 2-3 defa insülin yapmalıdır. Tip 2 diyabet hastaları ise kan şekerini düşürmek için, ağızdan alınan hipoglisemik ilaç kullanırlar. Bazı hastalar ise, insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duyarlar. Hastalarda insülin, diyet, ağız yoluyla alınan ilaçların ve egzersizin dengesi iyi kurulmalıdır. Bu dengenin kurulması için, şeker hastasına yaşam boyu bir disiplin gerekecektir. Kan şekeri düzeylerinin olabildiğince normal seviyelerde tutmak, komplikasyonları geciktirmede ve önlemede oldukça yararlıdır. 

    Şeker Hastalığı Tedavisi 

    Şeker hastaları sağlıklı yaşam tarzı oluşturmalıdır

    Şeker hastaları diğer insanlar gibi yaşamlarını sürdürebilir. Bunu yapmaları için, diyabeti kontrol altına almaları gerekir. Yani diyabetin kendilerini kontrol etmelerine izin vermemeleri gerekir. Sağlıklı bir yaşam tarzı oluşturmaları için, dengeli bir diyet uygulamaları, fiziksel aktiviteler yapmaları, ilaçlarını düzenli olarak kullanmaları ve sosyal yaşamlarını düzenlemeleri gerekir. Sağlıklı bir yaşam tarzı sadece şeker hastalarına değil, sağlıklı insanlara da tavsiye edilmektedir. Çünkü bu Tip 2 diyabetin önlenmesine yardımcı olacaktır.

    Dengeli bir diyet: Şeker hastalığında kan şekeri kontrolünde önemli bir görevi olan sağlıklı bir beslenme düzeni kurulmalıdır. Diyabetin ilaçlar ile tedavi edilmesi halinde bile, dengeli bir diyet programı uygulanmalıdır. Sağlıklı bir beslenme düzeni sadece kan şekerini kontrol etmeye değil, kiloyu korumaya ve kalp hastalıklarını önlemeye faydalı olur. Yenilen besinlerin her biri kan şekerini etkiler. Besinlerin iyi seçilmesi hastalığın önlenmesinde anahtar görevini görür. 

    Fiziksel egzersiz: Günümüzde toplumdaki kişilerin çoğu inaktif bir yaşam sürmektedir. Fiziksel aktivitelerin yapılması herkes için önemlidir. Sağlıklı bir yaşam sürmek için fiziksel aktiviteler yaşamın bir parçası haline getirilmelidir. Kalori yakmaya, vücuttaki yağları azaltmaya ve kas yapısının artmasına neden olur. Kan şekerinin düşürülmesine ve kan şekerinin etkin bir şekilde kullanılmasına yardımcı olur. Kişiler kendilerini psikolojik olarak daha iyi hisseder. 

    Farmakolojik yardım: Kan şekeri seviyesini azaltan madde insülindir. Vücutta insülin üretilmediğinde, bunun dışarıdan alınması gerekir. Tip 1 diyabet hastaları sorunsuz yaşamak için, yoğun insülin tedavisine ihtiyaç duyar. Planlı bir yaşam, kan şekerini kontrol altına almak ve buna uygun şekilde insülin dozunu ayarlamaları gerekir. Bunun için doktoruyla iyi iletişim kurmaları gerekir. Tip 2 diyabette vücutta bir miktar insülin üretilmektedir. Ancak bu miktar yeterli gelmemektedir. Hastalar kan şekerini düşürebilmek için, oral hipoglisemik ilaç kullanmak zorunda kalırlar. Bazen insülin enjeksiyonun]]> Şeker Hastalığı Bitkisel Tedavi https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-bitkisel-tedavi.html Tue, 20 Nov 2018 19:47:54 +0000 Şeker hastalığı bitkisel tedavi, şeker hastası olan kişiler yaşamları boyunca diyet, egzersiz, ağızdan alınan şeker düşürücü ilaç ve insülin kullanımıyla yaşamlarını sürdürmek zorundadır. Bu hastalığ Şeker hastalığı bitkisel tedavi, şeker hastası olan kişiler yaşamları boyunca diyet, egzersiz, ağızdan alınan şeker düşürücü ilaç ve insülin kullanımıyla yaşamlarını sürdürmek zorundadır. Bu hastalığın tam olarak iyileştirilmesi için herhangi bir tedavi yolu bulunmamaktadır. Ancak uygulanan tedaviler hastalığı yani kan şekerini normal seviyelerde tutmaya yardımcı olur. Bu sayede hastalar normal yaşamlarını sürebilirler. Bu tedaviler uygulanırken doğadaki şifalı bitkilerden faydalanarak, kan şekerini kontrol altında tutmak için destek almak mümkün olabilir. Bunları doktorunuza danışarak kullanmanızı tavsiye ederiz.

    Şeker hastalığında kullanılan şifalı bitkiler

    Tunus baklası: Halk arasında çemen otu, boya otu, boy otu gibi isimlerle de bilinen bu şifalı bitki, şeker hastalarına oldukça faydalıdır. Bu konuda aktif olan çekirdeğin yağı alınmış bölümüdür. Bitkinin açlık ve tokluk sırsında glikoz ve kötü kolesterolü düşürdüğü belirlenmiştir. Ayrıca iyi kolesterolü yükseltmektedir. Şeker hastalarının diyetinde çemen otu tozu ya da yağı alınan çemen otu çekirdeği tozu mutlaka bulunmalıdır. Şeker hastalarının zayıflamasına engel olarak, güçlenmelerini sağlamaktadır. Ayrıca hastalığın ilerlemesini durdurur.

    Arpa çimi: Çimlendirilerek kullanılan arpa, içeriğinde enzimler ve B vitaminleri içermektedir. Bu vitaminler şeker hastalarının sinir sisteminin normal çalışmasını sağlar. Kandaki ve idrardaki şekeri düşürür, idrara çıkmayı azaltır. Ağır hastalarda günlük insülin sarfiyatını azaltır, daha hafif hastalarda insülin ihtiyacını ortadan kaldırır. Diyabeti olan hamilelerde, çocuklarda ve yaşlılarda oldukça faydalıdır. Özellikle insülinin etkisiz kaldığı hastalara tavsiye edilir. Bu bitkiyi kullanmak için, çimlendirilen peygamber arpasını kurutup, öğütün. Yemek aralarında 1-2 tatlı kaşığı suyla birlikte içebilirsiniz. Dilerseniz yemeklerinize ilave edebilirsiniz. 

    Şeker Hastalığı Bitkisel Tedavi

    Yulaf: Şeker hastaları için hem besin, hem de bitkisel ilaç olarak kullanılabilir. Kandaki ve idrardaki şekeri, üre miktarını düşürür. Sinir sistemini onarır. Bunun şifalı etkisinden faydalanmak için, yemek aralarında 1 su bardağı suyun içinde, 1 tatlı kaşığı yulaf ezmesini kısık ateşte pişirerek, içebilirsiniz. Bu uzun sürelide kullanılabilir.

    Mersin yaprağı: Bu bitkide kandaki ve idrardaki şekeri düşürür, kataraktı önler, nefesin aseton kokusunu önler, erkeklerde şekerin etkisi olan iktidarsızlığa iyi gelir. Hastaların insülinin kullanmasını önleyebildiği gibi, daha az miktar kullanılmasını sağlar. Vücutta doğal insülin görevi görür. Özellikle direnç kazanmış şeker hastaları için oldukça faydalıdır. Bitkinin kullanımı ise, kurutulmuş toz olarak her yemekten önce 1 kahve kaşığı tozu, 1 çay bardağı suya koyarak içilebilir. Ayrıca 1 litre kaynamış suya, 1 yemek kaşığı yaş ya da kuru yaprağı koyarak, demleyip yemekten önce 1 çay bardağı içebilirsiniz. Kan şekeri çok yükseldiyse, 2 çay bardağı içilebilir.

    Okaliptüs: Bu bitkinin yaprakları şeker hastaları niçin faydalıdır. Kan şekerinin düşürülmesinde etkilidir. Kullanımı niçin, 1 litre suyun içine 20 gram kuru ya da yaş yaprağını koyarak ısıtın. Bir dakika kadar kaynadıktan sonra, 15 dakika demleyin. Bunu yemeklerden 15 dakika önce 1 çay bardağı içebilirsiniz. Toz halinde kullanılacaksa, 1 çay bardağı suyun içine yarım tatlı kaşığı koyarak içilebilir. Bu günde 2-4 bardak içilebilir.

    Karadut yaprağı: Bu bitki özellikle Balkan ülkelerinde şeker düşürmek için kullanılmaktadır. Kan şekerini düşürür ve kadınlarda şeker kaynaklı genital bölge kaşıntısını tedavi eder. Kullanımı için, yemeklerden önce 1 çay bardağı suyun içine 1 tatlı kaşığı karadut yaprağının kurusunu koyarak içebilirsiniz.

    Ceviz yaprağı: Bu bitkide şeker hastaları için oldukça faydalıdır. Kanda H]]> Diyabet Belirtileri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/diyabet-belirtileri.html Wed, 21 Nov 2018 17:39:42 +0000 Diyabet belirtileri, kanda yüksek şeker değerlerine sebep olan diyabet yaşam boyu sürecek kronik bir hastalıktır. Vücuttaki kan şekerinin dengelenmesi için pankreasta üretilen insülin hormonu şeker hastalarında yet Diyabet belirtileri, kanda yüksek şeker değerlerine sebep olan diyabet yaşam boyu sürecek kronik bir hastalıktır. Vücuttaki kan şekerinin dengelenmesi için pankreasta üretilen insülin hormonu şeker hastalarında yetersiz üretilmekte, hiç üretilmemekte ya da vücutta insülin direnci meydana gelmektedir. Bu durumda besinlerdeki şekerin, karaciğerde depolanan şekerin enerjiye dönüşmesini sağlayan mekanizma sekteye uğramaktadır. Vücutta şeker dengeleri bozulduğunda, bazı belirtiler hissedilmeye başlar. Hastalık belirtileriyle birlikte çok sayıda sendrom meydana gelmektedir.

    Diyabet belirtileri nelerdir

    • Çok sık idrara çıkılması
    • Çok susama
    • Bulanık görme
    • Halsizlik ve bitkinlik hissedilmesi
    • Beklenmeyen kilo kaybı
    • Acıkma hissi
    • Mide bulantısı ve kusma
    • Nefes kokusu
    • Sıkça idrar yolu enfeksiyonu
    • Adetten kesilme
    • Ciltte kuruluk ve kaşıntı
    • Yaraların kolay iyileşmemesi

    Her gün öğünlerde yenilen besinler sindirim sonrasında glikoz şekerine dönüşmektedir. Bu gün içinde kanda belirli miktarda tutularak harcanır. Kanda şekerin belirli oranda tutulması, çeşitli organlardan salgılanan hormonlarla olur. Bu hormonlar tiroit, hipofiz, böbrek üstü bezi ve pankreastan salgılanır. Pankreastan salgılanan insülindeki bozukluk, kandaki şekerin kullanımını engeller ve kanda şeker seviyesi yükselmeye başlar. Hastalar yemek yese de, beslenemez hale gelir. Kandaki şekeri düşüren hormonlar bir arada çalıştıkça, vücut kendini sağlıklı hisseder. Özellikle yaşla birlikte organlarında yaşlanması, çalışmalarını bozar. Genç yaşlarında düzenli beslenmeyenler, abur cubur yiyeceklere meraklı olanlar pankreaslarının daha fazla yorulmasına neden olurlar. Bu yüzden genellikle orta yaştaki kişiler diyabet hastası olur. Açlık kan şekeri normal olarak 80-120 mg/dl değerleri arasında olur. Tok olunduğunda bu seviye 170 mg/dl düzeyine kadar çıkar. Ancak vücutta sistem düzgün çalıştığında, bu oran kısa sürede düşürülür. Kandaki şeker oranı uzun süre 140 mg/dl üzerinde olursa, şekerin fazlalığı böbreklerle idrar yoluyla dışarıya atılır. Bu idrarda şeker çıkmasına neden olur. Sağlıklı bir kişide idrarda şeker olmaması gerekir.

    Diyabet Belirtileri

    Sık idrara çıkma (poliüri): Hastalarda bu belirti devamlı olarak vardır. Buna kan şekerinin yükselmesi sırasında böbreklerin emme işlevini yerine getirememesinden ve sürekli fazla olan şekeri atmak için uğraşması neden olur. Genellikle kandaki şeker oranı 180 mg/dl seviyesine geldiğinde, idrarla şeker atılmaya başlanır. Uzun yıllar diyabetin etkisinde olan kişilerde, bu değer fazla yükselmeden idrarda şeker çıkmayabilir. İdrarda şekerin atılımı sırasında, vücuttaki sıvıda atılır. Bu yüzden meydana gelen sıvı kaybıyla aşırı susama (polidipsi) hissi meydana gelir. Bu etkiyle hastalar ağız kuruluğu yaşar.

    Bulanık görme: Bu belirti susuzluk çekilmesi sırsında gözde olan glikoz ve su seviyesindeki değişimle meydana gelir. Hücreler glikozu yeteri kadar alamadıklarından, hastada halsizlik ve bitkinlik meydana gelir. Vücut bu eksiği yerine koyabilmek için, vücuttaki yağları yakmaya başlar. Bununla beraber hastada kilo kaybı meydana gelir. Aynı zamanda aşırı acıkma hissi oluşur. Yağ hücrelerinde bozulma ve ketonların oluşumu gerçekleşir. Ketonlar idrarla birlikte atılmaya başlar. Kan şekerinde yükselme devam ettiğinde, ciltte enfeksiyonlar görülmeye başlar. Şekerin yükselmesi bakterilerin üreyebilmesi için, uygun ortamı hazırlar. Şeker yüksekliği sinirlerde hasara neden olduğundan, geceleri ayak ağrıları ile kramplar oluşur.

    ]]>
    Diyabette Beslenme https://www.sekerhastaligi.gen.tr/diyabette-beslenme.html Thu, 22 Nov 2018 17:19:40 +0000 Diyabette beslenme, diyabet bir beslenme bozukluğu olduğundan, bu bozulmayı yeniden bilinçli olarak düzenlemek gerekir. Tedavi olarak hastalara verilen insülin, geçici bir süre işlev görmektedir. Hastaların asıl tedavi Diyabette beslenme, diyabet bir beslenme bozukluğu olduğundan, bu bozulmayı yeniden bilinçli olarak düzenlemek gerekir. Tedavi olarak hastalara verilen insülin, geçici bir süre işlev görmektedir. Hastaların asıl tedavisi kendi yediği besinleri bilinçli şekilde tüketmesinden geçer. Şeker hastalarının bu sebeple yağlı ve proteinli gıdaları fazla tüketmesi doğru değildir. Süt, et, yumurta gibi gıdaların fazla tüketilmesi ileride damar sertliği ve gut hastalığı gibi sorunlara neden olur. Yağ oranını fazla almak ise hastaların aseton komasına girmesine neden olur. Hastalar uyku ilacı, ağrı kesici ilaç alırsa, tuz oranı yüksek beslenirse, alkol alırsa sağlıkları kötüye gider. Bu maddeler yorgun karaciğere, kalp ve damarlara hasar verir.

    Diyabet hastaları beslenmede nelere dikkat etmelidir

    Hastalar diyabeti sürekli olarak kontrol altında tutmak zorundadır. Bu yüzden diyabet hastaları belirli oranlarda taze sebze ve meyve tüketmelidir. Bu vücutlarındaki atık maddelerin azalmasına ve böbreklerin yorulmamasına neden olur. Yani beslenme içinde gıdalar, en az atık madde bırakacak olanlardan seçilmelidir. Mümkünse sebze ve meyveler çiğ tüketilmelidir. Yemeklerden 5-10 dakika önce limonlu ve zeytinyağlı mevsim salatası tüketilmelidir. Bu salatanın tüketilmesi, salgı bezlerini ve pankreası çalıştıracaktır. Aynı zamanda insülin sarfiyatını azaltacaktır. Yemeklerde salatalar daha önce tüketilmelidir. Bunun düzenli olarak yapılması halinde, insülin kullanımı azaltılabilir, hatta kesilebilir. Çiğ olarak tüketilen sebze ve  meyveler, hastaların susuzluğunu giderecektir. Hastalar günde 40-60 gram sorbitol ya da fruktoz adlı şeker tüketebilirler. Tatlılarını, çay ve kahvelerini bunlarla hazırlayabilirler. Bu hastalara güç kazandıracaktır.

    Diyabette Beslenme
    • Şeker hastaları sarf edebilecekleri kadar besin almaya özen göstermelidir. Bu miktarın az ya da çok olması sakıncalıdır.
    • Günlük tüketilecek besinler yağ, şeker ve protein olarak 3-5 öğüne eşit olarak bölünmelidir.
    • Kandaki şeker oranı yükselmedikçe insülin ihtiyacı olmaz. Bu yüzden hastaların besinlerini az ve sık yemesi gerekir. Öğünlerde gıdalar karıştırılarak yendiğinde, bunlar farklı saatler içinde kana şeker olarak geçer.
    • Hastalar kilolarını normal seviyelerde tutmalıdır. Çünkü hastaların çoğunluğu şişman kişilerden oluşur.

    Diyabette gıda maddelerinin seçimi nasıl olmalı

    Karbonhidratlı besinler: Bunlar vücuda şeker veren gıdalar olduğundan, hastalar belli oranlarda tüketmelidir. Bu oran 200-250 gram arasında değişir. Şeker veren gıdaların içinde en önemlileri hububatlardır. Bunları kepekli undan yapılan yiyeceklerden tercih etmek gerekir. Çünkü kepekli unun hazmı uzun sürer ve kana şeker olarak yavaş geçer. Aynı zamanda bol miktarda B vitamini içerir. Beyaz un ise, vücuttaki insülin sarfını arttırır, B vitaminlerinin tüketimine sebep olur. Hububat dışında şeker veren besinler fasulye, nohut soya, mercimek gibi bakliyatlar, enginar, yer elması gibi sebzelerdir. Mevsime göre çiğ sebze ve meyve tüketilerek, aseton artışı ve koma önlenmelidir.

    Proteinli besinler: Hastalar vücutta az miktarda atık bırakacak proteinli besinleri tercih etmelidir. Bunların arasında et, tavuk, balık, beyaz peynir, süt, yumurta, yoğurt yer alır. Şeker hastaları en iyi proteini yoğurt,süt, beyaz peynir ile yumurtadan alabilir. Soya fasulyesi ve kuru yemişlerde belirli oranlarda tüketilebilir.

    Yağlar: Hastalar sıcaklık ve kimyevi işlem görmeyen yağları tercih etmelidir. Ancak yağ oranı düşük tutulmalıdır.

    ]]>
    Şeker Hastalığına İyi Gelen Meyveler https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligina-iyi-gelen-meyveler.html Fri, 23 Nov 2018 07:28:04 +0000 Şeker hastalığına iyi gelen meyveler, şeker hastası olan kişiler genellikle sağlıklı olan kişiler gibi aynı besin maddelerini tüketebilir. Ancak bunların miktarını doğru ayarlamaları gerekir. Şeker hastaları i Şeker hastalığına iyi gelen meyveler, şeker hastası olan kişiler genellikle sağlıklı olan kişiler gibi aynı besin maddelerini tüketebilir. Ancak bunların miktarını doğru ayarlamaları gerekir. Şeker hastaları içeriğinde şeker olsa da, meyve tüketebilir. Ancak tüketecekleri meyvelerin miktarına dikkat etmelidirler. Meyveler hastalara yaşamlarını sağlıklı olarak devam ettirebilmeleri için, enzimler, doğal lifler ve temel besin maddeleri içerir. Genel kanı olarak, meyvelerin şeker hastalarına faydalı olmadığı düşünülür. Bunun nedeni şeker ve insülin seviyelerindeki bağlantıdandır. İnsülin kandaki glikozu yani şekeri hücrelere taşımakta ve kan şekerinin enerji olarak kullanılması için glikojen olarak muhafaza etmektedir. Diyabetik kişilerin vücudu yüksek miktarda şeker ve karbonhidratla başa çıkamayacak kadar doğal insülin üretiminden yoksundur.

    Şeker hastalarının tüketebileceği meyveler nelerdir

    Şeker hastaları meyve tüketiminde miktarına dikkat ettikleri gibi, meyvelerin glisemik indeksine bakmalıdır. Tüketecekleri meyvelerin düşük ya da orta glisemik indeksi olmalıdır. Hastaların çoğu doğal insülin üretimi sayesinde meyve şekerlerini metabolize eder. Glisemik indeksi düşük olan meyveler arasında kiraz, çilek, elma, erik ve armut bulunur. Bu meyveler şeker hastaları tarafından tüketilebilir. Hurma kurusu, karpuz gibi meyvelerin glisemik indeksi daha yüksek olsa da, bunlar az miktarlarda tüketilebilir. Meyve suları ise, daha çok konsantreden yapılanların glisemik indeksi yüksek olur. Bunlar mümkün olduğu kadar az tüketilmelidir.

    Şeker hastaları ne kadar meyve tüketmelidir

    Hastaların meyve tüketiminde porsiyonlara dikkat etmesi gerekir. Bu aynı diğer besin maddelerin tüketiminde yapıldığı gibi olmalıdır. Uzmanlar bu konuda 15 gramdan fazla karbonhidrat içermeyen miktarların hastalar tarafından tüketilebileceğini belirtiyorlar. Buna göre yarım muz, iki kaşık kuru üzüm, bir avuç ahududu tüketilebilir. Hastalar meyve tüketimini kısa süreye sıkıştırmamalıdır. Bunu gün içine yayarak tüketmeleri gerekir. Belirli aralıklarla yemeleri gereken meyveleri yiyebilirler. Bir defada fazla miktarda meyve tüketiminin yapılması, insülin bağımlısı olan hastalar için sorun teşkil edebilir. Meyvelerin çoğu kan şekeri üzerinde riskli bir duruma neden olmasa da, tüketimine özen gösterilmesi gerekir. 

    Şeker Hastalığına İyi Gelen Meyveler

    Şeker hastaları lifli meyveler tüketebilir mi

    Meyvelerin bir kısmında, meyve şekeri fruktoz dışında lif de bulunmaktadır. Özellikle elma ve portakalda lif oranı yüksektir. Şeker hastaları beslenmelerinde yeteri kadar lif sağlamakta zorlanabilir. Çünkü doğal lif yönünden zengin olan besinlerin çoğu nişasta, şeker veya glisemik indeksi yüksek yiyeceklerdir. Meyve tüketimi hastaların tatlı, kek, pasta, çörek gibi besinleri tüketmesini engelleyebilir. Yemek aralarında bir elma, kuru üzüm gibi meyve tüketmek, kan şekerindeki ani yükselmelere engel olur. Şeker hastaları meyve tüketmekten çekinse de, meyveleri uygun miktarlarda rahatça tüketebilirler. Ancak meyve suyu yerine, meyveler tüketilmelidir. Çünkü meyve sularında daha fazla şeker bulunmaktadır. Taze meyvelerde ise şeker lifle kaplıdır. Vücudun ihtiyacını gidermek için, az şeker içeriği olan çilek, yaban mersini, kayısı, greyfurt, portakal, şeftali, erik, kantalup kavunu, böğürtlen gibi meyveler tüketilebilir. He meyvede karbonhidrat oranı farklı olduğundan, tüketilecek meyvelerin oranı da farklı olmalıdır.

    ]]>
    Diyabet İlaçları https://www.sekerhastaligi.gen.tr/diyabet-ilaclari.html Sat, 24 Nov 2018 03:15:29 +0000 Diyabet ilaçları, diyabet hastaları pankreasları yeterince insülin üretemediğinden ya da hiç üretemediğinden, insülinin etkisiz kalmasından ötürü insülini dışarıdan almak zorunda kalırlar. Diyabet hastaları or Diyabet ilaçları, diyabet hastaları pankreasları yeterince insülin üretemediğinden ya da hiç üretemediğinden, insülinin etkisiz kalmasından ötürü insülini dışarıdan almak zorunda kalırlar. Diyabet hastaları oral yoldan metfomin, glimepiride, pioglitazone, stagliptin gibi ilaçlarla enjeksiyon halinde insülin kullanırlar. Tip 2 diyabet hastaları ağızdan şeker düşürücü ilaç ve insülin alırken, Tip 1 diyabet hastaları iğneyle insülini dışarıdan alır. İnsülin iğneyle cilt altına verilir. Etkisine göre 3 tip insülin bulunmaktadır. İnsülin tipi ve günlük doz kandaki şekerin oynama durumuna, yeme şekline, öğün adedine, gebeliğe ya da diğer hastalıklara göre doktor tarafından belirlenir. İnsülinin fazla miktarda alınması, hastaların kan şekerini düşürüp komaya girmelerine neden olur.

    İnsülin iğnesi nereye yapılır

    İnsülinin vurulacağı yer oldukça önemlidir. Kan damarlarının ve sinirlerin olduğu bölgelere iğne yapılmamalıdır. Cilt altına ve kaslara dalmayacak şekilde iğne yapılmalıdır. İğne yapılan yerlerde, genellikle kadınlarda yağ düğmecikleri oluşur. Bu yüzden aynı bölgeye ayda bir gelecek şekilde iğne yapılmalıdır. İnsülin iğnesi köpürtülmeden, iki el arasında yuvarlanarak şırıngaya çekilmelidir.

    Diyabet İlaçları

    İnsülin tedavisindeki komplikasyonlar

    İnsülin iğnesi yapıldığında, bölgede ağrıya ve acıya neden olmamalıdır. Bu etkiler oluyorsa, insülin yeterince oda ısısına gelmeden yapılmış ya da iğne sinire gelmiş olabilir. Ayrıca bölgede iğne yapıldıktan sonra kanama olmamalıdır. Bu iğnenin damara geldiğini işarete eder. Temiz bir iğne apse oluşumuna neden olmaz. Bazı diyabetiklerde ise, insülin alerjisi görülebilir. Bu vücutta kaşıntı ve kızarıklık etkisi gösterir. Dudaklarda, gözlerde ve boğazda ödem oluşabilir. Bu etkilerde insülin tipinin değiştirilmesi gerekir.

    İnsülin kullanımında şekerin aniden düşmesi

    Bu insülin kullanan hastalarda en fazla rastlanan ve tehlikeli olan bir durumdur. Bu hastaların komaya girmesine neden olabilir. Hastalarda şekerin aniden düşmesi halinde;

    • Önce açlık hissedilir ve bu his bir süre sonra geçer.
    • Mide ağrısı, bulantı ve aşırı gaz olur
    • Ruhen ve bedenen bitkinlik hissedilir, hasta kendini güçsüz ve düşünemez halde bulur
    • Baş ağrısı, baş dönmesi ve göz kararması olur
    • Yalpalayarak yürüme, ellerde titreme olur
    • Hasta bir yere oturma, uzanma ihtiyacı duyar, uyuklama hali görülür.
    • Yüzde kızarma ve solgunluk olur
    • Soğuk terleme ve kalp çarpıntısı olur

    Bu belirtiler ani şeker düşmesinde bir arada ya da tek olarak görülebilir. Hastalar bu şekilde dikkatlerini toplayamaz, çevresindekilere öfkeli olur ve toplum içine giremez. Hastaya bir bardak şekerli su verilirse, hemen etkisini gösterir. Belirtiler yok olmaya başlar. Şekeri düşenlerin uykusu dinlendirici olmaz ve çok rüya görürler. Komaya girdiklerinde titrerler, yıkılırlar. Bazı hastalarda beyinde tahribat olur, felç gelişebilir.

    Ağız yoluyla alınan şeker düşürücü ilaçları kimler kullanabilir

    Tip 1 diyabet hastası olmayan kişiler kan şekerini kontrol altında tutabilmek için, ağızdan alınan şeker düşürücü ilaçlara ihtiyaç duyar. Yani Tip 2 diyabet hastaları bu ilaçları kullanabilir. Bu tip diyabet hastalığında, kan şekerini kontrol etmek için insüline ihtiyaç duyulmaz. Tip 1 diyabet hastalarının tedavisinde bu ilaçlar yer almaz.

    Oral ilaçlar nasıl etki eder

    Oral yoldan alınan ilaçlar insülin olmadığı için, uygulanan tedavi diyet ve egzersizlerle desteklenmelidir. İlaçlar her gün aynı saatlerde ve yemek öncesi kullanılmalıdır. İlaçları kullananlar alkol almamalıdır. Bu ağır şeker düşmesine ve yüzde kızarıklığa neden olabilir. İlaçların vücuttaki etkisi ise;

    • İnsülin üreten pankreası uyararak, insülinin daha fazla üretilmesi sağlar.
    • Hücrelerin insüline duyarlılığını arttırarak, glikozun]]> Şeker Hastalığı Neden Olur https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-neden-olur.html Sat, 24 Nov 2018 23:10:24 +0000 Şeker hastalığı neden olur, kandaki şeker seviyelerinin yükselmesine neden olan şeker hastalığı, yaşam boyu etkili olan metabolik bir hastalıktır. Hastalarda kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olan insülin horm Şeker hastalığı neden olur, kandaki şeker seviyelerinin yükselmesine neden olan şeker hastalığı, yaşam boyu etkili olan metabolik bir hastalıktır. Hastalarda kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olan insülin hormonu pankreas tarafından yeterince üretilmemekte ya da hiç üretilmemektedir. Bazı hastalarda ise vücutta insülin direnci gelişmiştir.

      Besinlerin enerjiye çevrilmesi

      Tüketilen yiyeceklerin sindirimi sırasında, kan şekeri olarak bilinen glikoz kan dolaşımına girer. Glikoz vücutta enerji üretilmesini sağlayan bir yakıt kaynağıdır. Pankreasta beta hücreleri tarafından üretilmektedir. İnsülin vücutta glikozu kan dolaşımından alıp kaslara, dokulara, hücrelere ulaştırmaktadır. Bununla vücudun enerji üretmesine yardımcı olmaktadır. Bu döngüde aksaklık olduğunda, yani glikoz hücrelere giremeyip kanda birikmeye başladığında, kandaki şeker oranı yükselmeye başlar. Bir kişinin şeker hastası olduğunu belirleyen değerler ise; açlık kan şekeri değerinin 100-125 mg/dl arasında olursa gizli şeker, 126 mg/dl üzerindeki açlık kan şekeri oranı ise şeker hastalığı olarak kabul edilir. Şeker hastalığının aileden yani kalıtsal olarak ve çevresel etkenlerden kaynaklandığı kabul edilir. 

      Şeker Hastalığı Neden Olur

      Şeker hastalığının nedenleri nelerdir

      Şeker hastalarında kan şekeri seviyeleri yüksek olur. Bunun nedeni ise, vücutta kan dolaşımında olan glikozun kas, yağ, karaciğer hücrelerine taşınmasının gerçekleştirilememesidir. Buna sebep;

      • Pankreasın yeteri kadar insülin üretememesi
      • Hücrelerin insüline normal yanıt vermemesi
      • Bu durumların ikisinin bir arada olması 

      Şeker hastalığı sebepleri ve risk faktörleri farklı olan iki tipte gelişebilir. Bunlar Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalığıdır. Tip 1 diyabet hastalığı herhangi bir yaşta etkili olabilir. Fakat daha çok çocukları ve genç erişkinleri etkiler. Bu tip diyabet pankreasta insülin hormonunu üreten beta hücrelerinde bağışıklık sisteminin kendi hücrelerini tanımaması nedeniyle zedelenmesiyle oluşur. Bu insüline bağımlı olan diyabettir. Toplumda görülen şeker hastalarının % 10' u bu tip diyabet hastasıdır. Tip 2 diyabet ise, genellikle erişkinlerde ve şişman kişilerde etkili olur. Bu hastalarda insülin salgılanmasından çok, dokularda olan insülin reseptörlerindeki direnç yüzünden glikoz metabolizmasında bozulma meydana gelmektedir. Bu tip diyabetin genetik yatkınlıkla geliştiği de düşünülmektedir. Bu hastalar başlangıçta uzun dönem insülin ihtiyacı duymazlar. Bu nedenle insüline bağımlı olmayan diyabet olarak tanımlanır. Toplumdaki şeker hastaların % 90 oranı Tip 2 diyabet hastasıdır.

      Şeker hastalığının bulguları nelerdir

      Hastalığa bağlı klinik bulgular, vücutta yağ, protein ve karbonhidrat metabolizmasının bozulmasıyla görülmeye başlar. İnsülin eksikliğinin ya da insülin direncinin olmasıyla hücrelere giremeyen glikoz belirli bir seviyeyi aşınca, idrarla atılmaya başlar. Böbreklerle atılan idrarda glikozla birlikte, sıvı miktarı artış gösterir. Bu çok ve sıkça idrar yapmaya neden olur. Vücut sıvı miktarını karşılayabilmek için, daha fazla su içer. Vücut enerji için glikozu kullanamadığında, yağ ve protein depolarını kullanmaya başlar. Bu arada iştah artar, ancak kilo kaybı da hızlanır. Bunun dışında çabuk yorulma, cilt enfeksiyonu, bulanık görme gibi belirtiler oluşmaya başlar.

      Vücutta çeşitli bezlerin çalışması ve gereken hormonları üretebilmeleri için, bazı minerallerin alınması gerekir. Bu mineraller az miktarda gerekli olsa da, kişiler bunları besinler aracılığıyla almalıdır. Bu minerallerin  bulunduğu yiyecekler tüketilmediği zaman, şeker hastalığı ve diğer hastalıklar meydana gelebilir. Bu nedenle insanların beslenmesine özen göstermesi gerekir.

      ]]>
      Hipoglisemi Nedir https://www.sekerhastaligi.gen.tr/hipoglisemi-nedir.html Sun, 25 Nov 2018 05:52:39 +0000 Hipoglisemi nedir, beyin ve sinir hücreleri çalışmak için oksijene ihtiyaç duyar. Hücrelerin normal çalışmasını sağlamak için, oksijen kadar şeker ihtiyacı da vardır. Kan şekerinin normal seviyeleri olan 70-100 m Hipoglisemi nedir, beyin ve sinir hücreleri çalışmak için oksijene ihtiyaç duyar. Hücrelerin normal çalışmasını sağlamak için, oksijen kadar şeker ihtiyacı da vardır. Kan şekerinin normal seviyeleri olan 70-100 mg/dl değerlerinin altına düşmesi halinde, beyin tarafından adrenerjik aktivite denilen bir reaksiyon başlayarak, kan şekerinin yükselmesi için stres hormonları salgılanmaya başlar. Bu yüzden kişide çarpıntı, huzursuzluk, sinirlilik, fenalık hissi, ateş basması, terleme ve titreme gibi yakınmalar oluşur. Hipoglisemi yemek yedikten 2 saat sonra gelişim gösterir. Bazı durumlarda oruç tutma gibi uzun açlıklarda hipoglisemi ataklarını tetikleyebilir. Unlu ve şekerli yiyeceklerin tüketiminden sonra daha çok görülen taklar, kilolu kişilerde de etkili olur. Kadınlarda da erkeklere göre daha fazla etkili olur. 

      Hipoglisemi neden gelişir

      Vücuttaki şeker metabolizmasından sorumlu olan insülin hormonu, kanda bulunan şekerin hücrelere girmesini sağlayan anahtar vazifesi görür. Şekerli besinlerin tüketimi nedeniyle, insülin salgılanmasında artış meydana gelir. Bu etki yemekten sonra kan şekerinde düşüklüğe neden olur. Mide bağırsak ameliyatları, hormonal yetersizlikler ve bazı ilaçlarda hipoglisemi gelişimini tetikleyebilir. Genç kadınlardaki adet düzensizliği, kilo fazlalığı, tüylenme gibi semptomları olan polikistik over sendromu insülin direncine sebep olduğu gibi, hipoglisemi ataklarını tetikleyebilir. Alkol kullanımı vücudun kendisini hipoglisemiden koruma mekanizması olan karaciğerdeki şeker çıkışını baskılar. Alkolün aşırı tüketimi ise, karbonhidrat alımı yetersiz olan kişilerde hipoglisemiye sebep olur. Karbonhidrat alımı yeterli olmayan kişilerin uzun ve yorucu egzersiz yapması da, hipoglisemi gelişimini tetikler.

      Hipoglisemi Nedir

      Hipoglisemi bulguları nelerdir

      Kişilerde açlığa karşı tahammülsüzlük, aç olunduğunda sinirlilik, yorgunluk, gerginlik, uyku hali, baş ağrısı, tatlı krizi, enerji kaybı gibi etkiler gelişir. Hastaların açlığa karşı dayanıklılıkları düşmüştür. Hipoglisemi kan şekerinin 60 mg/dl altına düşmesiyle tanımlanır. Ancak bazı kişilerde kan şekeri 70-80 mg/dl olduğunda bile, hipoglisemi atakları görülebilir. Belirtiler karbonhidrat alımıyla düzeldiğinden, hastalar genellikle şekerli, unlu, nişastalı, çikolatalı yiyecekleri tüketerek kilo alma eğilimi gösterir. Yemeklerden sonra uyku basması, terleme, çarpıntı, konsantrasyon güçlüğü, bulanık görme gibi sorunlar yaşanabilir. Geceleri terleme, uykudan uyanma, uykusuzluk çekme yaygındır. Sıkça tekrarlayan kan şekeri düşmesi, hastalarda panik atak ve depresyon yaşanmasına neden olabilir.

      Hipoglisemi tanısı nasıl konur

      Toplumda fast food tarzı beslenmenin artması, doymuş yağlar açısından zengin gıdaların tüketilmesi, unlu ve şekerli besinlerin yenmesi Tip 2 diyabet ve obezitenin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Hipoglisemi atakları da bunlarla paralel bir artış gösterir. Tip 2 gelişiminden önce aşırı insülin salgısı nedeniyle hipoglisemi gelişebilir. Hastalara tanı koyabilmek, şeker düşüklüğü bulguları görüldüğünde 2-3 defa ölçülen kan şekerinin normal değerlerinin altında çıkması, bulguların şeker tüketimi sonrasında düzelmesi etkili olur. Aynı zamanda hastalara oral glikoz tolerans testi uygulanır. Hipoglisemi yemeklerden 2 saat sonra gelişmeye başladığından, 4 saatlik test yapılmalıdır. Hastalara metabolik ve hormonal testlerde uygulanmalıdır.

      Hipoglisemi tedavi edilebilir mi

      Hastaların yaşam tarzında bazı değişiklikler yapması faydalı olabilir. Özellikle lifli, karbonhidratlı, yağ ve proteinli besinlerin dengeli tüketilmesi ve egzersiz programı uygulanması sayesinde, kan şekeri kontrol altına alınabilir. Bununla hastalarda kilo kontrolü sağlandığı gibi, kandaki şeker ile insülin dengesi de kurulur. Gerektiği takdirde insülin direncini azaltacak ilaçlar metabolizma hastalıkları uzmanı tarafından önerileb]]> Şeker Hastalığı Ameliyatı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-ameliyati.html Sun, 25 Nov 2018 12:12:31 +0000 Şeker hastalığı ameliyatı, metabolik cerrahiyle ince bağırsağın son kısmının baş kısmıyla yer değiştirilmesiyle yapılan cerrahi bir tedavidir. Pankreasın beta hücrelerinin insülin hormonu ürettiği, ancak vü Şeker hastalığı ameliyatı, metabolik cerrahiyle ince bağırsağın son kısmının baş kısmıyla yer değiştirilmesiyle yapılan cerrahi bir tedavidir. Pankreasın beta hücrelerinin insülin hormonu ürettiği, ancak vücutta bu insülinin kullanılamadığı yani Tip 2 diyabet hastaları ameliyatla tedavi edilmektedir. 18-65 yaş arası hastalara uygulanan ameliyattan sonra, 3-4 ay içinde diyetsiz bir beslenme düzenine geçilebilir. Ameliyat sonrasında ince bağırsakta salgılanan GLP-1 adlı hormonun uyarılması sağlanır. Bu sayede pankreasta insülin üretiminden sorumlu olan beta hücrelerinin sayısı arttırılır ve buna bağlı olarak insülin hormonu üretimi artar. İlaç ve egzersiz programlarını uygulayan, ilaç kullanan ve kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutan hastalara bu ameliyat uygulanmaz. Tüm çabalara rağmen kan şekerinin kontrol edilemediği hastaların organ hasarıyla karşılaşması için, ameliyat önerilmektedir. Tip 1 diyabet hastalarına bu ameliyat yapılmamaktadır.

      Şeker hastalığı neden ameliyatla tedavi edilmektedir

      Şeker hastaları genellikle kilo fazlalığı olan kişilerdir. Hastalar buna uygun şekilde diyet yapmalıdır. Ancak hastaların çok az bir bölümü diyet yapar.  Diyet, egzersiz, insülin ve ilaç kullanımı hastaların günlük olarak kan şekerini kontrol etmelerine yardımcı olur. Bu tedavi seçeneklerini sürekli olarak uygulamayan hastalar her zaman risk altındadır. Şeker hastalığı ameliyatı yapılarak hastaların sağlıklarına kavuşması sağlanır. Ameliyat metabolizmada oluşan ve geri dönüşümü sağlanabilen sorunları düzeltmektedir. Etkisini çok kısa sürede gösterdiğinden, diğer tedavi yöntemleriyle kıyaslanamaz. Kan şekerinde oluşan düzensizlikleri gidererek, şekerin normal seviyelerde olmasını sağlar. Hastaların yüksek tansiyon, kolesterol gibi sorunlarının düzeltilmesinde etkili olur.

      Şeker Hastalığı Ameliyatı

      Şeker hastalığı ameliyatında ne yapılır

      Hastaların her birine özel bir planlama yapılmaktadır. Ameliyat laparoskopik yöntemle uygulanmaktadır. Ameliyatta yapılanlar ise;

      • İnce bağırsakta baş ve son kısmı yer değiştirilerek, besinlerin emilimi azaltılmaktadır.
      • Midenin hacmi küçültülerek, kalori alımı kısıtlanmış olur. Bu sayede hastaların kilo vermesi sağlanır ve insülin direnci azaltılır.
      • İnce bağırsağın son kısmının üste alınmasıyla, kan şekerini düzenleyen peptidlerin daha erken ve fazla salgılanması sağlanır. 

      Hangi şeker hastaları ameliyat için uygundur

      • Tip 2 diyabet hastaları
      • 18-65 yaş arasındaki hastalar
      • İlaçlar ve insülinle kan şekeri kontrol edilemeyen ve komplikasyonların başladığı hastalar
      • Vücut kitle indeksi 35 kg/m2 üstünde olan hastalar
      • Genel sağlık durumu anestezi almaya uygun olan hastalar 
      • Ameliyat edilecek hastaların en iki yıllık şeker hastalığı geçmişi olmalıdır

      Şeker hastalığı ameliyatından sonra hastaların yaşamı

      Ameliyat sonrasında hastalara bazı beslenme önerilerinde bulunulur. Başlangıçta sulu gıdalarla beslenen hastalar, yaklaşık olarak bir ay sonra sebzeli ve kıymalı yemekleri tüketebilecek duruma gelebilirler. 3-4 ay içinde dilediklerini tüketebilecek bir hale gelebilirler. Ameliyat sonrasında hastalar bir tepki olarak zaten fazla yemek istemezler. Bu nedenle yeni beslenme düzenine daha kolay uyum sağlayabilirler. Ancak hastaların bol miktarda sıvı almayı ihmal etmemeleri gerekir. Beslenme düzeni az ve sık olarak yerleşir. Hastalarda uyku apnesi, horlama gibi sorunlar ortadan kalkar. Daha uzun süreçte ise, kilo kontrolü sağlanmış olur.

      Şeker hastalığı ameliyatının komplikasyonları nelerdir

      • Ameliyatta her operasyonda olduğu gibi, anesteziden dolayı kanama ile pıhtılaşma sorunları gelişebilir, sonrasında hastaların vitamin kullanması gerekli olabilir.
      • Bu ameliyat kalp hastalarına yapılan bypass ameliyatına göre daha]]> Hipoglisemi Belirtileri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/hipoglisemi-belirtileri.html Mon, 26 Nov 2018 03:45:23 +0000 Hipoglisemi belirtileri, kan şekeri düşmesi olan hipoglisemi, çarpıntı, sıkça acıkma, uykuya meyil, konsantrasyon güçlüğü, terleme, halsizlik, unutkanlık, kilo alma gibi belirtilerle kendini gösterir. Yemek sonras Hipoglisemi belirtileri, kan şekeri düşmesi olan hipoglisemi, çarpıntı, sıkça acıkma, uykuya meyil, konsantrasyon güçlüğü, terleme, halsizlik, unutkanlık, kilo alma gibi belirtilerle kendini gösterir. Yemek sonrasında meydana gelen kan şekeri düşmesi reaktif hipoglisemi olarak tanımlanır. Kişi açken yemek yemeden, karaciğerde olan glikoz depoları tükendiğinde kan şekeri düşüklüğünde açlık hipoglisemisi oluşur. Tokken oluşan tokluk hipoglisemisi ise reaktiftir. Bu karbonhidratlı besinlerin tüketilmesinden 2-5 saat sonra meydana gelen hipoglisemi halidir. Karbonhidratlara karşı geliştiğinden, reaktif olarak tanımlanır. Karbonhidratlı besinlerin tüketimi arttığından, hipoglisemi giderek artan miktarda görülmeye başlamıştır. Bunun için kabul edilen glisemi seviyesi ise, 60 mg/dl altındadır. Bu aşamada terleme, çarpıntı, açlık, anksiyete, baş ağrısı, amnezi, epileptik nöbetler, konfüzyon gibi nöroglikopenik belirtiler meydana gelebilir. Bu etkilerin karbonhidrat alımıyla kaybolmasına whipple triadı denir.

        Hipoglisemi kimleri etkiler

        Bu sorun daha çok kadınları etkilemektedir. 45 yaş üzerindeki şişman kadınlarda daha fazla görülür. İnsanların çoğunda bazı zamanlarda kan şekeri düşüklüğü yaşanır. Fakat semptomlar ciddi ve sürekli olduğunda, dengeli öğünler tüketilmelidir.

        Hipoglisemi belirtileri nelerdir

        Hipoglisemi belirtileri oldukça şaşırtıcı ve farklıdır. Beyin hücreleri için gerekli olan ana enerji kaynağı şekerin yeteri kadar temin edilememesi sonucunda meydana gelen belirtiler, beynin şekersiz yani glikozsuz kalması sonucunda olan klinik belirtilerdir. Bunlar dikkat kaybı, yeni bir bilginin öğrenilmesinde zorluk çekilmesi, odaklanma güçlüğü, baş ağrısı, huysuzluk, açlık hissi, aniden hiddet gösterisi, sinirlilik, ellerde uyuşma, görme bozukluğu beynin yeteri kadar şeker alamadığını işaret eden ilk belirtilerdir. Kan şekerindeki düşme daha fazla olursa, uzun sürerse hastada şuur bulanıklığı, sara benzeri kasılmalar, uykuya eğilim ve koma haline girme gibi ciddi sorunlar meydana gelir.

        Hipoglisemi Belirtileri

        Hipoglisemi nasıl kontrol altına alınır

        • Şekerli besinlerin ve rafine karbonhidratların kısıtlanması gerekir
        • Beslenmede dengeli öğünler tüketilmelidir
        • Az ve sık öğünler
        • Düzenli egzersiz
        • Sigara içmemek
        • Kilo kontrolü yapılması
        • Gerekli olduğunda tıbbi kontrol yapılmalı
        • Düzenli kan şekeri kontrolü

        Hipoglisemi belirtilerinin ortadan kaldırılması için, düşük karbonhidratlı, yüksek fiberli, yüksek proteinli diyetler tavsiye edilir. Kompleks karbonhidrat içeren meyve ve sebze gibi gıdalar alınmalıdır. Bunun dışında ilaç tedavisine gerek yoktur.

        Hipoglisemi ile aynı semptomları olan durumlar var mıdır

        Başka durumlarda da bunun gibi semptomlar görülebilir. Bazen nadirde olsa, pankreas kendi fazladan insülin salgılayabilir. Bu medikal tedaviyle giderilebilir. Anksiyete bozukluğu da, hipogliseminin bazı semptomlarına neden olabilir.

        ]]>
        Kan Şekeri Değerleri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/kan-sekeri-degerleri.html Mon, 26 Nov 2018 18:42:04 +0000 Kan şekeri değerleri, kan şekeri değerini gösteren glikoz (GLU)  vücuttaki enerji ihtiyacını karşılamak için yakıt olarak kullanılan 6 karbonlu bir moleküldür. İnsanlarda kandaki glikoz seviyesi belirli bir aral Kan şekeri değerleri, kan şekeri değerini gösteren glikoz (GLU)  vücuttaki enerji ihtiyacını karşılamak için yakıt olarak kullanılan 6 karbonlu bir moleküldür. İnsanlarda kandaki glikoz seviyesi belirli bir aralıkta olmalıdır. Bu değerlerin altında olduğunda hipoglisemi yani düşük şeker düzeyi, normal değerlerin üzerinde olması hiperglisemi yani yüksek şeker düzeyi olarak tanımlanır. Glikoz tahlilinde,i kan şekeri düzeyi genel olarak şeker hastalığı taramasında, tanı ve takibinde kullanılmaktadır. Ayrıca bazı metabolik ve hormonal hastalıklarda glikoz düzeyinde değişimler izlenebilir.

        Kan şekeri yükselmesi (hiperglisemi) belirtileri

        • Susuzluk hissi
        • Halsizlik hissi
        • Sık idrara çıkma

        Kan  şekeri düşmesi (hipoglisemi) belirtileri

        • Ellerde titreme ve terleme
        • Bulanık görme
        • Devamlı açlık hissi

        Kan şekerinde yükselmeye neden olan hastalıklar

        • Diyabet (şeker hastalığı)
        • Akromegali
        • Cushing sendromu
        • Steroid ilaçlar

        Kan şekerinde düşüklüğe neden olan hastalıklar

        • İleri derecede karaciğer hastalıkları
        • Böbrek üstü bezi yetersizliği
        • Hipofiz hormonlarının bazılarında düşüklük olması (Hipofiz yetmezlik)
        • Aşırı oranda insülin salgılanmasına sebep olan tümörler (İnsülinoma)

        Normal kan şekeri değerleri

        • Normal seviyede açlık kan değeri 70-99 mg/dl (3,9-5,5 mmol/L)
        • Bozulmuş tolerans (pre diyabet) 100-125 mg/dl (5,6-6,9 mmol/L)
        • Aşikar diyabet (şeker hastalığı) Birden çok ölçümde 126 mg/dl üzerinde çıkan değerler 87,0 mmol/L

        Kan Şekeri DeğerleriAçlık kan şekeri (Açlık kan glikoz değeri) AKŞ

        Kandaki şeker yani glikoz değeri yemeklerle beraber alınan karbonhidrat oranına bağlı olarak farklılıklar gösterir. Bu yüzden açlık ve tokluk glikoz seviyeleri ayrı değerlendirmeye tabi tutulur. Açlık kan şekeri 8 saatlik açlıktan yani hiç bir şey yemeden alınan kanla değerlendirilmektedir. Açlık kan  şekerinin 90 mg/dl üzerinde olması halinde, bu bozulmuş glikoz toleransı olarak değerlendirilir. Bu yüzden normal açlık kan şekeri değeri 90 mg/dl altıdır. 90-126 mg/dl arası olan değerler şeker hastalığına yatkınlığa işaret etmektedir. Açlık kan değerinin 126 mg/dl üzerinde olması halinde, bu şeker hastalığının gelişimine işaret eder. 

        Tokluk kan şekeri (Tokluk kan glikoz değeri) TKŞ

        Bu glikoz seviyesi yemek sonrası ölçülen kandaki glikoz düzeyidir. Yemekten sonra geçen süreye bağlı kandaki şeker seviyesi de değişim gösterir. Bu yüzden ölçüm için 2 saat sabit süre alınmaktadır. Yemekten sonra 2 saat geçince ölçülen tokluk kan şekeri seviyesinin 140 mg/dl altında olması normal değer kabul edilir. Bunun 140-200 mg/dl arasında olası bozulmuş glikoz toleransına yani şeker hastalığına eğilimi, 200 mg/dl üzerindeki değerler ise, şeker hastalığı teşhisi konulmasına yarar bir değerdir.

        ]]>
        Tokluk Kan Şekeri Kaç Olmalı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/tokluk-kan-sekeri-kac-olmali.html Tue, 27 Nov 2018 01:51:25 +0000 Tokluk kan şekeri kaç olmalı, tokluk kan şekeri seviyesi yemek yedikten sonra kandaki şeker durumudur. Bu kan değeri ana öğünlerden 2 saat sonra yapılan ya da şeker yükleme testi yapılarak bakılan bir ölçümdür. Y Tokluk kan şekeri kaç olmalı, tokluk kan şekeri seviyesi yemek yedikten sonra kandaki şeker durumudur. Bu kan değeri ana öğünlerden 2 saat sonra yapılan ya da şeker yükleme testi yapılarak bakılan bir ölçümdür. Yemeklerden 2 saat sonra ölçülen değerin 180 mg/dl altında olması gerekir. Gece boyunca açlıktan sonra yani 8-10 saatlik açlıktan sonra, 75 gram glikoz verilerek ikinci saatte ölçülen değer 140 mg/dl altında olursa kişide şeker hastalığı olmadığını, 140 ile 200 mg/dl arasında çıkan kan şekeri değerleri bozulmuş glikoz toleransını, 100 ve 126 mg/dl arasındaki açlık kan değerleri bozulmuş açlık glisemisi olarak değerlendirilir. Gizli şeker olarak bu durum şeker hastalığı riski taşıyan, yaşamının ileri yıllarında şeker hastalığı gelişmesi muhtemel olan, ancak klinik belirti vermeyen kişiler için kullanılır. Yapılan araştırmalarda gerekli önlemler alınmadığı takdirde, gizli şeker olanların % 29-55 oranında şeker hastalığı gelişeceği belirlenmiştir.

        Tokluk kan şekeri değeri diyabet riskinin belirlenmesinde, açlık kan şekeri kadar önemli bir ölçümdür. Diyabet hastalarının bir kısmında, açlık kan  şekeri düzenli olsa da, komplikasyonlar devam eder. Bu hastalarda tokluk kan şekeri değerinin yüksek olduğu izlenmiştir. Hastalarda sadece açlık kan şekeri ölçümünün yapılması, diyabet teşhisini geciktirebilecek bir unsurdur. Çok uzun bir süre açlık kan şekeri normal çıkarken, tokluk kan şekeri yüksek çıkan hastalar bulunmaktadır. Bu nedenle 45 yaşın üzerinde olan herkesin şeker yükleme testi taptırması gerekir. Bu testin normal çıkması halinde, her beş yılda bir tekrar edilmesi tavsiye edilir. Ailesinde genetik olarak şeker hastalığı öyküsü kişiler ise, 30 yaşından itibaren her yıl şeker yükleme testi yaptırmalıdır. Diyabet hastalarında açlık ve tokluk kan şekeri ölçümü birlikte ve düzenli şekilde ölçülmelidir.

        Tokluk Kan Şekeri Kaç Olmalı

        Tokluk kan şekeri değerleri kaç olmalı

        • Yemekten 2 saat sonraki ölçümde 180 mg/dl altında
        • Şeker yükleme testiyle yapılan ölçümde 140 mg/dl altında olmalıdır.

        Gebelikte tokluk kan değeri ne olmalı

        Gebelikte yapılan ölçümlerde tokluk kan şekeri ilk saatte 130 mg/dl altında, ikinci saatte ise 120 mg/dl altında olmalıdır.

        Diyabet tanısında tokluk kan şekerinin önemi

        Şeker hastalarının kanında fazla miktarda bulunan şekerin yani glikozun damar sertliğine sebep olması, kalbe giden kanın miktarını azaltmaktadır. Bu nedenle hastalarda göğüs ağrısı, kalp krizi ya da ani kardiyak ölümler meydana gelebilir. Bunların özellikle yemeklerden iki saat sonra ölçülen tokluk kan şekerinin yüksek olması halinde, daha fazla riskli olacaktır. Diyabetik olmayan kişilerde yemek sonrasında pankreasta insülin daha hızlı salgılanmaktadır. Tip 2 diyabet hastalarında ise, erken dönemde insülin salgılanması olmuyor. Açlık kan şekeri normal çıksa da, tokluk kan şekeri değeri yüksek çıkabilir. Sadece açlık kan değeri şeker hastalığının teşhisinin yapılması için yeterli değildir. Mutlaka açlık kan şekeriyle birlikte, tokluk kan şekeri ölçülerek diyabet tanısı konulmalıdır. 

        ]]>
        Açlık Kan Şekeri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/aclik-kan-sekeri.html Tue, 27 Nov 2018 13:06:21 +0000 Açlık kan şekeri, geceleri 8-10 saatlik açlık sonrasında kandaki glikoz miktarıdır. Glikoz vücudun enerji kaynağı olarak kullandığı basit bir şekerdir. Alınan karbonhidratlar glikoza parçalanarak, ince bağırsakl Açlık kan şekeri, geceleri 8-10 saatlik açlık sonrasında kandaki glikoz miktarıdır. Glikoz vücudun enerji kaynağı olarak kullandığı basit bir şekerdir. Alınan karbonhidratlar glikoza parçalanarak, ince bağırsaklar tarafından emilerek kan dolaşımına girer. Vücutta hücreler enerji ihtiyaçlarını glikozla karşılar. Beyin ve sinir sistemindeki hücreler ise, enerji için glikoza ihtiyaç duydukları gibi, kanda glikoz konsantrasyonunu belirli bir düzeyin üzerinde olmasına ihtiyaç duyarlar. Glikozun kullanımı ise, pankreastaki beta hücreleri tarafından üretilen insülin hormonuna bağlıdır. İnsülin glikozu hücrelere taşıyarak, vücudu fazla enerjiyi glikojene ya da yağ hücrelerinin içine trigliserit olarak depolamaya yönlendirici çalışma yapar. Vücutta glikoz ve insülin her zaman denge içinde olmalıdır. Yemek sonrasında kan şekeri düzeyi yükselmekte ve bunun düşürülmesi için insülin salgılaması olmaktadır. İnsülinin miktarı yenilen besinlerle orantılı olmalıdır. Kan şekerinin fazla miktarda düşmesi halinde, pankreastan glukagon hormonu salgılanarak, karaciğere bu oranın düşürülmesini söyler. Bu bildirimler düzgün çalıştığı zaman, kandaki şeker oranı normal düzeylerde kalır. Bu dengenin bozulması halinde, kan şekeri düzeyleri yükselmekte, insülin salgısı artmakta ve vücut dengeyi sağlamak için idrarla birlikte glikoz atmaya çalışır. Bu yüzden kişilerde sağlıklı kan şekeri değerinin belirlenmesi için açlık kan şekeri testi yapılmalıdır.

        Açlık kan şekeri nasıl ölçülür

        Yapılacak tarama kan testinden önce en az 8 saat süreyle aç kalınması gerekir. Bu süre içinde sadece su içebilirsiniz. Şeker hastalığı tanısı konan kişilerde sıkça açken ve yemeklerden sonra tokken test uygulanır. Glikoz tolerans testinin kan numunesi için, öncelikle aç kalmanız ve gereken miktarda glikoz içeren sıvıyı içmeniz gerekir. Hastadan bu şekilde kan numuneleri alınır. Numuneler toplandığında, kandaki şeker oranının ölçülmesi için kan şekeri testi yapılır. Bu testle hiperglisemi, hipoglisemi tespiti yapılabilir, şeker hastalığı tanısı konabilir. Diyabet teşhisinin konulması için, hastalara açlık kan şekeri testi ya da OGTT yapılmalıdır. Teşhisin doğrulanması için, test farklı zamanlarda ve günde iki defa yapılmalıdır.

        Açlık kan şekeri testi ne zaman yapılmalıdır

        Yapılan fiziki muayene içinde kan şekeri değerinin yüksek ya da düşük olduğuyla ilgili belirtiler olduğunda, gebelik döneminde ve diyabetik hastalarda gün içinde kan şekeri düzeylerini ölçmek için yapılmalıdır. Bunun için herhangi bir kol damarından alınacak kan numunesi alınmalıdır. Bu test yapılırken, 8 saatlik açlık gereklidir.

        Açlık Kan Şekeri

        Açlık kan şekeri test sonuçları ne anlama gelir

        Test sonucunda yüksek çıkan değerler genellikle şeker hastalığına işaret eder. Fakat bazı hastalıklarda kan şekeri düzeylerinde yükselmeye neden olabilir. Test sonucunda çıkan değerler;

        • 70-99 mg/dl (3,9 - 5,5 mmol/L) arasındaki değerler normal kan şekerini
        • 100-125 mg/dl (5,6 - 6,9 mmol/L) arasındaki değerler anormal kan şekerini yani pre diyabet
        • Birden fazla yapılan ölçümde 126 mg/dl üzerindeki değerler ise, diyabet hastalığına işaret eder.

        Açlık kan şekeri testindeki normal değerler

        • Kord: 45-96 mg/dl 
        • Prematüre: 20-60 mg/dl
        • 0-7 gün arası 40-60 mg/dl
        • 7 günle 1 ay arası 40-80 mg/dl
        • 2 ayla 15 yaş arası 60-100 mg/dl
        • 16 yaş ve 60 yaş arası 70-110 mg/dl
        • 60 yaş üzeri 70-110 mg/dl

        Açlık kan şekeri değerleri karbonhidrat metabolizmasının değerlendirilmesi amacıyla kullanılır. Bu değerlerin yüksek çıkması halinde, kişilerin diyabet riski açısından araştırılması gerekir.

        ]]>
        Diyabet Yemekleri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/diyabet-yemekleri.html Wed, 28 Nov 2018 03:19:29 +0000 Diyabet yemekleri, diyabetin gelişimin önleyebilmek ya da diyabetli hastaların kan şekeri kontrolünü sağlamak için, yemeklerde sağlıklı seçimler yapılması gerekir. Diyabet hastası olmayan kişilerde, diyabetik hasta Diyabet yemekleri, diyabetin gelişimin önleyebilmek ya da diyabetli hastaların kan şekeri kontrolünü sağlamak için, yemeklerde sağlıklı seçimler yapılması gerekir. Diyabet hastası olmayan kişilerde, diyabetik hastalarda dengeli beslenmeyi öğrenmeli ve bunu yaşamında uygulayarak, sağlıklı yaşamın kurulması gerekir. Bunun için bilinçli yiyeceklerin seçilmesi tercih edilmelidir. Bu yapılmadığında, kan şekerinin kontrolü sağlanamaz. Diyabet tedavisinde yemeklerin sağlıklı bir şekilde planlaması çoğu hastaya zor gelir. Yemeklerin hem düzenli tüketilmesi, hem de ölçülü miktarda yenmesi oldukça zordur. Ancak yaşam tarzında yapılacak değişimlerle bunun planlaması daha kolay şekilde yapılır. Diyabet hastalığı kişinin temel besin öğelerine olan gereksinimini etkilememektedir. Yapılacak beslenme planında, kişinin özelliklerine uygun enerji miktarına, besin ihtiyacına göre dengeli beslenmeyi sağlayacak çeşitli besinlerin karşılanması gerekir.

        Diyabet yemeklerinin hazırlanmasında nelere dikkat edilmesi gerekir

        Diyabetli olan kişiler beslenme düzenine uyabilmek için, aile ile birlikte yemek yeme zamanını değiştirmekte, kendi yediklerini ayrı pişirmektedir. Fakat diyabetli olan ve olmayan kişilerin sağlıklı beslenme prensipleri birbiriyle aynıdır. Diyabeti olmayanlarında rafine şekeri azaltması, doymuş yağ ile kolesterolden zengin olan yumurta, peynir, et, yoğurt gibi besinleri daha az tüketmesi, yemekleri az miktarlarda ve sık yemesi faydalıdır. Diyabetli kişilerin tükettiği karbonhidrat miktarı önemsenmekte ve öğünlerde karbonhidrat tüketimi sınırlandırılmaktadır. Diyabet yemeklerinde kişilerin tüketecekleri karbonhidrat miktarını ayarlamaları ve yapacakları insülin dozunu buna uygun şekilde belirlemeleri gerekir.

        Diyabetlilerin yemekleri tercih ederken, kilolu ve obez olanların ağırlık kaybını hedeflemeleri gerekir. Bu kişilerin karbonhidrat belirlemesinin yanında, yağ oranını ayarlamaları gerekir. Hastalarda genellikle kolesterol ve kan yağları seviyesi yüksek olduğundan, yemeklerde tüketilecek yağ oranı oldukça önemlidir. Diyabetliler yemekleri için alışveriş ederken, beslenme piramidinde olan yiyecek gruplarını tercih etmelidir.

        Diyabet Yemekleri

        Diyabet beslenme piramidi

        Diyabet beslenme piramidi hastaların öğünlerini planlamada kolaylık sağlayıcı bir yöntemdir. Bu piramidin içinde besinler 6 grupta yer almaktadır. Piramidin temelinde tahıllar, nişastalı besinler ve kuru baklagiller yer alır. Bunlar pirinç, patates, kuru baklagiller, tahıllar gibi öğünde yenilmesi gereken temel besinleri içerir. Yemeklerde sağlıklı beslenmek için, bu yiyecekler 6 ya da daha fazla porsiyonda olmalıdır. Porsiyonlar ise, 1 ince dilim ekmek, 2-3 kaşık pilav, 1 orta boy patates gibi ölçülerle belirlenmelidir.

        Piramidin ikinci basamağı sebze ve meyve grubunu oluşturur. Bunlar vitamin, posa ve mineral kaynaklarıdır. Kişinin kendi özelliklerine göre, günlük yemeklerde 3-5 porsiyon sebze ile 3-4 porsiyon meyve yer almalıdır.

        Piramidin üçüncü basamağı süt ve yoğurt, et, tavuk, balık, peynir, yumurta gibi yiyecekleri içerir. Bu gruptaki yiyecekler yemeklerde 2-3 porsiyon kadar bulunmalıdır. Porsiyonlar 60-90 gram olarak ayarlanmalıdır.

        Piramidin tepesine doğru çıkıldığında yağlar, şekerli besinler ve alkollü içecekler daha az yer kaplar. Bu besinler günlük yemeklerin içinde çok az yer kaplamalıdır. Bunlar için tavsiye edilen porsiyon miktarı yoktur. Ancak 1 tatlı kaşığı yağ, 5-6 fındık içi, 2 adet bisküvi porsiyon olarak kabul edilerek değerlendirilebilir.

        Diyabetli kişilere beslenme piramidine uygun beslenme önerileri

        Kahvaltı: 1 çay bardağı süt, 30 gram az yağlı beyaz peynir, 2 ince dilim ekmek, 1 orta boy domates

        Öğle yemeği: 2 adet köfte, zeytinyağlı fasulye, 2-3 kaşık makarna, 1 dilim kepekli ekmek, 1 bardak ayran

        Akşam yemeği: Mercimek çorbası, kı]]> Şeker Hastalığından Korunma Yolları https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligindan-korunma-yollari.html Wed, 28 Nov 2018 04:36:32 +0000 Şeker hastalığından korunma yolları, şeker hastalığı bireylerde bir çok hastalığı da beraberinde getiren bir metabolizma hastalığıdır. Hastalar kalp krizi, böbrek yetmezliği, yüksek tansiyon gibi hastalıklara Şeker hastalığından korunma yolları, şeker hastalığı bireylerde bir çok hastalığı da beraberinde getiren bir metabolizma hastalığıdır. Hastalar kalp krizi, böbrek yetmezliği, yüksek tansiyon gibi hastalıklara maruz kalmaktadır. Sağlıklı kişilerde metabolizma yiyecekleri vücudun en önemli yakıtı olan glikoza çevirir. Kana geçen glikoz, pankreasın salgılamış olduğu insülin sayesinde hücrelere taşınarak, vücudun yaşamsal faaliyetleri için kullanılacak enerjiye dönüştürülür. İnsülin vücutta yoksa ya da etkili kullanılamıyorsa, glikoz hücrelere taşınamayacak ve kandaki şeker miktarı artacaktır. Bu durum şeker hastalığının varlığını gösterir. Özellikle ailesinde şeker hastalığı olan, fazla kilolu olan, fiziksel aktivitesi yeterli olmayan, yüksek tansiyon hastaları, gebeliğinde gestasyonel diyabeti olan kişilerin şeker hastalığına yakalanmamak için yaşam koşullarında bazı değişimler yapması gerekir. Diyabet hastası olmamak için, öncesinde bazı tedbirlerin alınması önemlidir.

        Diyabet hastalığı ciddi bir sağlık sorunu olduğundan, kişinin yaşam kalitesini bozmakta, ölüme kadar gidecek olumsuz etkiler yapmaktadır. Hastalarla birlikte çevresindeki insanlara da moralsizlik ve ekonomik sıkıntı yaşatmaktadır. Şeker hastalığının görülme sıklığı artmakta ve görülme yaşı da giderek düşmektedir. İnsanların şehir yaşamının içinde stresli bir ortamda olması, hareketsiz bir yaşam, dengesiz beslenme, sigara ve alkol tüketimi, uyku sorunları ve şişmanlık hastalığın yayılmasında etkili olan faktörlerdir. Bu nedenle şeker hastası olmamak ve sağlıklı yaşamak için yaşamınızı düzene sokmalısınız.

        Şeker Hastalığından Korunma Yolları

        Şeker hastalığından korunmak için öneriler

        • Dengeli ve yeterli şekilde beslenmenin alışkanlık haline getirilmesi gerekir. Gün içinde 2-3 saat aralıklarla ana ve ara öğün olarak, 6 öğün tüketilmelidir. Bu beslenmenin içinde sağlıklı besinler belirli ölçülerde olmalıdır. Bunun için diyabet beslenme piramidinden yararlanılabilir.
        • Kuru baklagiller, sebzeler, meyveler ve tahıllarda olan posa ihtiyaç kadar tüketilmelidir.
        • Kan şekerinin kontrol edilemediği duruma gelmesini önlemek için, karbonhidrat tüketiminin sınırlandırılması gerekir. Karbonhidratlı besinlerin fazla tüketilmesi, kan şekeri dengesini bozan bir etken olarak kabul edilmektedir.
        • Kırmızı et tüketimi sınırlandırılmalı, balık ve beyaz et tüketimi tercih edilmelidir. Bunlar kızartma yapmak yerine, ızgara ve buğulama olarak tüketilmelidir.
        • Katı yağ tüketiminden kaçınılmalı, aşırı yağ tüketilmemelidir. Özellikle kilosu fazla olan kişiler yağ tüketimini daha az seviyede yapmalıdır.
        • Bebeklerin ilk altı ay anne sütüyle beslenmesi, diyabet riskini azaltmaktadır.
        • Kilonun ideal oranda tutulması gerekir. Diyabet hastaları genellikle aşırı kilolu kişilerden oluşur. Bu nedenle fazla kiloların sağlıklı diyetlerle verilmesi gerekir.
        • Düzenli bir egzersiz planı yapılmalıdır. Sportif faaliyetler kişinin özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Şeker hastalığından korunmak için, beslenme kadar önemli bir yere sahip olan düzenli egzersiz sağlığın korunmasında da etkilidir.
        • Sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklardan uzak durulmalıdır.
        • Stresten kaçınılmalıdır. Stres kişilerde yüksek tansiyon, damar sertliği, kalp hastalıkları gibi sorunlara neden olarak, genel sağlığı olumsuz etkileyen nedenlerden biridir. Vücudun dengesinin bozulmaması gerekir.
        • Düzenli bir uyku düzeni sağlanmalıdır.
        • İnsanlar kendi sağlığını önemserlerse, sağlıklı bir yaşamın kapılarını aralayabilirler. Sağlık için kendinize zaman ayırmaya çalışın. Çeşitli hobiler edinebilir, ruhsal sağlığınızı üst düzeyde tutabilirsiniz. Bu önlemleri almanız, hem şeker hastalığından korunmanızı sağlayacak, hem de diğer hastalıklardan sizi koruyacaktır. Sağlıklı yaşamanız dileğiyle..
        ]]>
        Hipoglisemi Nedenleri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/hipoglisemi-nedenleri.html Wed, 28 Nov 2018 23:01:11 +0000 Hipoglisemi nedenleri, vücutta şeker çok hızlı bir şekilde tüketildiğinde, kana fazla miktarda insülin salgılandığında ya da glikoz kana yavaş bir şekilde karıştığında hipoglisemi meydana gelir. Yemek yedikten Hipoglisemi nedenleri, vücutta şeker çok hızlı bir şekilde tüketildiğinde, kana fazla miktarda insülin salgılandığında ya da glikoz kana yavaş bir şekilde karıştığında hipoglisemi meydana gelir. Yemek yedikten sonra, özellikle şekerli besinleri ya da hamur işi yiyecekleri tükettikten sonra kendinizi yorgun ve bitkin hissettiğinizde, eliniz ayağınız boşalıyormuş hissi olduğunda hipoglisemi yani kan şekeri düşüklüğü yaşanıyor olabilir. Bu sorun tedavi edilmediği zaman diyabete dönüşebileceğinden, belirtilerin iyi takip edilmesi gerekir. Kan şekeri belirli aralıklar içinde olmalıdır. Tüketilen besinler, yapılan egzersizler, hareketli bir yaşam, alkol tüketimi, kullanılan bazı ilaçlarla kan şekeri sürekli olarak değişir. Hipoglisemi bu etkenlerle ya da bağımsız olarak kan şekerindeki ani düşmeleri ve hastanın bunları algılamasını ifade eder. Kadınlar bundan daha fazla etkilenir. Hipoglisemiye neden olan çok sayıda etken bulunmaktadır.

        Hipoglisemi nedenleri nelerdir

        Kan şekerinin ani bir şekilde düşmesine neden olan çok sayıda etken bulunmaktadır. Bunların en önemlisi insülin hormonunun fazlalığı ve buna bağlı vücutta insülin direncinin oluşmasıdır. Karbonhidratlı besinlerin tüketiminin ardından 1-2 saat içinde kişilerin kendisini kötü hissetmesi, sinirlilik halinin gelişmesi, uyku hali gibi belirtiler meydana gelir. Buna terleme, el ayak boşalması, titreme ve bayılma gibi etkiler eşlik edebilir. Bazı hastalarda panik atak bulguları gelişir. Bu hastalarda açlığa karşı dayanıklılık düşmüştür. Hastalara hipoglisemi tanısının konması için kan şekerinin 60 mg/dl altına inmesi gerekir. Fakat bazı kişilerde bu oran 70-80 mg/dl olduğunda da aynı belirtiler görülebilir. Hipoglisemiye neden olabilecek etkenler arasında;

        Hipoglisemi Nedenleri
        • Diyabetli kişilerde fazla miktarda insülin alınması ve diyabet ilaçlarının yan etkisi
        • Öğünleri atlamak
        • Yemek yeme bozuklukları
        • Egzersizlerin yorucu olması
        • Alkol tüketiminin fazla olması
        • Kalp ve akciğer hastalıkları, hepatit, pankreas hastalıkları
        • Tümörler
        • Kalıtımsal etkenler
        • Düzensiz beslenme
        • Mide ve bağırsak ameliyatları
        • Otoimmün hastalıkları
        • Karbonhidrat tüketiminin yetersiz olması
        • Yoğun stres altında olmak gibi faktörler yer alır.

        Hipoglisemi sorunu olan kişiler, genellikle ileride diyabet hastası olmaya adaydır. Bu belirtilerin olduğu ya da bu açıdan risk taşıyan kişilerin mutlaka doktora giderek, şeker yükleme testi yani oral glikoz tolerans testi OGTT yaptırması gerekir. Alınan test sonucuna göre uygun diyet ve egzersiz programıyla önlem alınmalıdır. Gerekiyorsa hastalara ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Kan şekerindeki düşüklüğün giderilmesi için, hemen şeker tüketilmesi, meyve suyu içilmesi, glikoz tableti alınması gerekir. Hastalar koma haline girdiyse, ağızdan şeker alamıyorsa glukagon iğnesi yapılmalıdır. Hipoglisemiye neden olan etkenler belirlenmeli ve mutlaka tedavi edilmelidir.

        ]]>
        Şeker Hastalığına Ne İyi Gelir https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligina-ne-iyi-gelir.html Thu, 29 Nov 2018 11:36:59 +0000 Şeker hastalığına ne iyi gelir Şeker hastalığının diğer adı diyabet olarak tanımlanmaktadır. Oldukça ciddi ve önemli hastalıklar arasında yer almakta ve halk arasında yaygın bir şekilde görülmektedir. Şeker Şeker hastalığına ne iyi gelir Şeker hastalığının diğer adı diyabet olarak tanımlanmaktadır. Oldukça ciddi ve önemli hastalıklar arasında yer almakta ve halk arasında yaygın bir şekilde görülmektedir. Şeker hastalığı doktor gözetiminde tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi ile hastalık tam olarak iyileşmese de kontrol altına alınabilmektedir. Şeker hastalığını kontrol edebilmek için  tıbbi müdahaleler haricinde doğal yöntemler kullanılabilir.

        Şeker hastalığı ile beraber obezite sorunu da varsa daha dikkatli davranmak genel sağlık anlamında şarttır. Obezite sorunu olan şeker hastaları kilo kontrolü için mutlaka doktor gözetiminde olmalıdır. Fazla kiloyu engellemek ve kontrol altına almak için düzenli bir diyet programı eşliğinde egzersiz yapılmalıdır. Yapılabilecek en faydalı ve kolay egzersiz türü gün gün arttırılarak yapılan yürüyüşlerdir. Ayrıca doğadan gelen mucizevi bitkiler ile şeker hastalığını kontrol altına almak mümkün olmaktadır.

        Şeker Hastalığına Ne İyi Gelir

        Şeker Hastalığına Ne İyi Gelir

        Pancar: Şeker hastalığına ve önemli bir hastalık olan vereme karşı mucizevi ir bitkidir. Karaciğerin daha aktif çalışmasını sağlayarak bağırsak, mide ve sinirlerin güçlenmesine yardımcı olur.

        Ceviz: Cevizin kabuğu ve yaprakları kullanılarak hazırlanan doğal ilaçlar anemi hastalığına karşı iyi gelir. Kanın temizlenmesini sağlayarak, ishal ve dizanterinin önlenmesini sağlar. Şeker hastalığını da tedavi edici özelliği göz ardı edilmeyecek kadar önemlidir.

        Mahlep: Şeker hastalığına karşı kullanıldığı gibi, nefes darlığı, prostat ve balgam sökücü etkisinden de yararlanılabilir.

        Taflan: Taflan bitkisinin yaprakları kurutularak şeker hastalığına karşı kullanılır.

        Zahter: Şeker hastalığına karşı olumlu etkileri olan bir bitkidir.

        Üvez: Üvez bitkisi şeker içerdiği için şeker hastaları bu bitkiyi tatlandırıcı olarak kullanabilir. C vitamini yönünden de zengin bir içeriğe sahip olan üvez yaprakları, kaynatılarak çay şeklinde hazırlanarak tüketilirse kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur.

        Tarçın: Oldukça etkili bir şeker düşürücüdür. Diyet listelerinde de kilo kontrolü için baş köşelerde yer almaktadır. Tarçın içeriği nedeni ile insülin direncini dengeleyerek glikozun hücrelere ulaşmasını engeller.  Her gün düzenli olarak yarım çay kaşığı tarın tüketerek kan şekerinin düşmesi sağlanabilir.

        Sarımsak: Şeker hastalığını kontrol altına alan ve neredeyse her derde deva olan sarımsak, diyabet nedeni ile ortaya çıkan şikayetleri en aza indirir. APDS ve Allicin bileşenleri kan şekerini dengelemek için etkilidir.

        Kabuklu Yemişler: Kaliteli yağlar yönünden oldukça zengin besin maddeleridir. Bu yağların insülin direncinde de olumlu etkileri vardır. Kabuklu yemişler magnezyum ve lif bakımından da oldukça zengin içeriğe sahiptir. Her iki madde de kan şekeri üzerinde önemli rol oynar. Kabuklu yemişler diyet listelerine eklenerek kilo verme sürecinde de gönül rahatlığı ile tüketilebilir.

        Tavukgöğsü: Kalori bakımından düşük bir içeriğe sahip olan tavukgöğsü kan şekerini dengeleyerek insülin direncini azaltarak şeker hastalığına karşı faydalı olur.

        ]]>
        Kan Şekerini Düşüren Yiyecekler https://www.sekerhastaligi.gen.tr/kan-sekerini-dusuren-yiyecekler.html Thu, 29 Nov 2018 20:21:11 +0000 Kan şekerini düşüren yiyecekler, şeker hastalığına maruz kalan ve hastalığı kontrol altına almak isteyen kişiler mutlaka uygun bir beslenme programı uygulamalıdır. Bu şeker hastalığı için oldukça önemli bir Kan şekerini düşüren yiyecekler, şeker hastalığına maruz kalan ve hastalığı kontrol altına almak isteyen kişiler mutlaka uygun bir beslenme programı uygulamalıdır. Bu şeker hastalığı için oldukça önemli bir detaydır. Ancak şeker hastalığı yoksa ve kan şekeri yüksek seviyelerde ise kişide görme problemleri, susuzluk hissi, sık idrara çıkma gibi problemler oluşabilir. Kan şekerini düşürmek için bazı yiyeceklerden yardım alınabilir. Uzmanlar kan şekeri seviyesinde oluşan dalgalanmaları önlemek için, karbonhidrat yönünden zengin, düşük glisemik indeks seviyesine sahip yiyeceklerin tüketilmesini önermektedir. Aynı zamanda bazı baharat ve yağ çeşitleri, bazı bitkiler yemeklere tat katmak ve kan şekerini düşürmek için kullanılabilir.

        Kan Şekerini Düşüren Yiyecekler

        Kan şekerini düşürmek ya da dengede tutmak için tavsiye edilen yiyecekler, ayrıca kilo kontrolü için de kullanılabilir. Bunların yanı sıra bu yiyecekler kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon gibi ciddi hastalıkların da oluşma oranını azaltır.

        Keten Tohumu: Keten tohumu besin lifi açısından zengin bir içeriğe sahiptir. Kan şekerini düşürmek için gönül rahatlığı ile kullanılabilir.

        Badem: Sağlıklı yağ ve protein bakımından oldukça önemli bir kaynaktır. Badem metabolizmanın daha aktif çalışmasına yardımcı olarak, insülin direncini dengeleme de etki sağlar. Bu etkisi ile şeker hastalığı riskinin en aza inmesini sağlar. Gün içinde tüketilen 1 çay bardağı badem kan şekerini dengeleyebilir.

        Tarçın: Kötü kolesterolü dengelemek için oldukça etkili olan tarçın kan şekerini düzenlemek için olumlu etkileri olan bir bitkidir. Gün içinde ihmal edilmeden yarım çay kaşığı tarçın tüketmek kan şekerini %20 oranında dengeler. Hasta kan inceltici özelliği olan ilaç kullanıyorsa tarçın kullanmadan önce mutlaka doktoruna danışmalıdır. Tarçın tek başına tüketilemiyorsa çay şeklinde, yemeklere ve tatlılara ilave edilerek kullanılabilir.

        Tatlı Patates: Kan şekerini düzenleyici etkisi olan mucizevi bir besindir. Tatlı patates tüketildikten sonra kan şekeri yavaş yavaş dengelenmeye başlar. Ayrıca şeker uzun süre dengede kalarak açlık hissi oluşmaz.

        Kan Şekerini Düşüren Yiyecekler

        Zencefil: Oldukça etkili bir kan şekeri düşürücüdür.

        Çemen: Kan şekerinin kontrol edilebilmesinde kullanılabilecek önemli yiyecekler arasındadır. Şeker kontrolü için yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

        Kuru Baklagiller: Lif ve protein bakımından zengin olan yiyecekler kan şekeri sorunu yaşayan kişilerin sofralarından eksik etmemesi gereken yiyecekler arasında yer alır. Pilav, makarna gibi yiyeceklerin yanında mutlaka bir porsiyon kuru baklagil yemekleri tüketerek kan şekerinin dengelenmesi sağlanabilir.

        Limon Ve Elma Sirkesi: Limon ve elma sirkesi özellikle karbonhidrat yönünden zengin bir öğünden sonra tüketilirse kan şekerinin düşmesine yardımcı olur. Şayet karbonhidrat yönünden zengin bir öğün tüketilmişse ardından tüketilecek limon ve elma sirkesi kan şekerinin yükselmesini engelleyecektir.

        Kan Şekerini Düşüren Diğer Yiyecekler

        • Az yağlı yoğurt
        • Yağsız süt
        • Kepek
        • Çavdar
        • Müsli
        • Brokoli
        • Patlıcan
        • Karnabahar
        • Marul
        • Domates
        • Biber
        • Yeşil fasulye
        • Soğan
        • Havuç
        • Lahana
        • Soya Sütü
        • Mantar
        • Kuru kayısı
        • Armut
        • Ada çayı
        • Kekik
        • Sarımsak
        • Salatalık
        • Şeftali
        • Erik
        • Kiraz
        • Ahududu
        • Greyfurt kan şekerini düşürmek için tüketilebilecek yiyecekler arasındadır.
        ]]>
        Şeker Hastalığına İyi Gelen Bitkiler https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligina-iyi-gelen-bitkiler.html Fri, 30 Nov 2018 19:08:32 +0000 Şeker hastalığına iyi gelen bitkiler, şeker hastalığının tedavi edilmesini sağlayan ilaçların içinde bile tıbbi bitkilerden yararlanılır. Diyabet ciddi sonuçları olabilen ve toplumda yaygın olarak görülen meta Şeker hastalığına iyi gelen bitkiler, şeker hastalığının tedavi edilmesini sağlayan ilaçların içinde bile tıbbi bitkilerden yararlanılır. Diyabet ciddi sonuçları olabilen ve toplumda yaygın olarak görülen metabolik bir hastalıktır. Komplikasyonlarının azaltılması için çeşitli tedavi yolları bulunmaktadır. Bunların içinde yer alan bitkisel formüller düşük maliyeti ve daha az yan etkisi nedeniyle tercih edilmektedir.

        Şeker hastalığı için kullanılabilecek bitkiler

        Akasya arabica (Babul chall kabuğu): Akasya bitkisinin özü insülinin serbest bırakmak için, antidiyabetik olarak görev yapar. Toz haline getirilmiş olan akasya ağacı tohumları pankreasta beta hücrelerinin insülin salgılamasına etkili olur.

        Aegle marmelos: Bu bitki bengal ayvası, ahşap elma, taş elma gibi bir ağacın türüdür. Bu Hindistan'da kutsal bir ağaç olarak kabul edilmektedir. Ağacın meyveleri gıda olarak kullanılmaktadır. Yapraklarından elde edilen sulu ekstre sindirim sistemine faydalı olur, kandaki şekeri düşürür.

        Soğan (Allium cepa): Soğan antioksidan ve hipolipidemik etkiye sahiptir. Diyabetik hastaların soğan tüketmeleri halinde, kan şekeri kontrol altına alınabilir.

        Sarımsak (Allium sativum): Sarımsak kükürt ihtiva etmekte, keskin kokulu ve hipoglisemik etkiye sahip bir bitkidir. Bu nedenle pankreasta beta hücrelerinin ve insülinin salgılanmasının artmasına sebep olur. Sarımsak yağının içinde lipid peroksidasyonu içeren amino asit bulunmaktadır. Bununla diyabetik semptomlar azaltılmaktadır.

        Aloe vera: Bu bitki doğal bir tedavi ilacıdır. Aloe vera jeli yaprak hamurundan, aloe suyu ve dış derideki süngerimsi tabakadan elde edilmektedir. Diyabetik kişilerde yaraların çabuk iyileşmesinde etkili olur.

        Şeker Hastalığına İyi Gelen Bitkiler

        Bektaşi üzümü (Eugenia jambolana): Bu bitkinin çekirdekleri diyabet tedavisinde etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Diyabet hastalarında kan şekerinin düşürülmesinde etkili bir bitkidir. 

        Acı kabak (Momordika): Bitkinin tohumları, yaprakları ve bitki özü hipoglisemik etkiye sahiptir.

        Mango (Mangifera indica): Bitkinin yaprakları antidiyabetik olarak kullanılmaktadır. Bitkinin lifli ekstresi kandaki şeker seviyesini düşürmekte etkilidir. Bağırsaklarda glikoz emilimini azaltarak, kan şekerini kontrol altında tutar.

        Fesleğen (Ocimum): Tulsi olarak bilinen bitki, antik çağlardan itibaren şeker hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır. Diyabetin semptomlarını en aza indiren özelliklere sahiptir.

        Çemen (Trigonelle foenum gracum): Çemen tohumunun içinde bulunan amino asitler diyabetik insanlarda insülin salınımını arttırır.

        Tarçın: İştah açıcı olan bitki kan şekerini düşürmede oldukça etkilidir. Aynı zamanda el ve ayaklarda oluşan kaşıntılara ve damar tıkanıklıklarına karşı iyi gelmektedir.

        Sığır kuyruğu (Verbascum): Ülkemizde bol miktarda yetişen bitkinin çiçekleri ve küçük yaprakları kurutularak şeker hastalığında kullanılır. Bir litre suyun içinde 2 avuç kadar konularak, 10 dakika kaynatılır. Bunu 20 dakika kadar demleyerek, süzüp içebilirsiniz. Yemeklerden önce 1 çay bardağı içilebilir.

        Ginseng: Bu bitki Hba1c düzeylerinde oldukça etkilidir. Hastalarda fiziksel aktiviteyi arttırarak, canlılık etkisi gösterir ve halsizliği giderir. Özellikle insüline bağımlı olmayan şeker hastalarında çok etkilidir.

        Japon eriği: Bu bitki beyne giden kan akışını düzenlemektedir. Şeker hastalarında oluşabilen damarlar ve dolaşım sistemindeki olumsuz etkilerde, damar tıkanıklıklarında faydalı olur.

        Kudret narı: Bu meyve aktarlarda rahatlıkla bulunur. Meyvenin suyu sıkılarak içildiğinde, kan şekerini düşürücü etki ya]]> Kan Şekerini Düşüren Bitkiler https://www.sekerhastaligi.gen.tr/kan-sekerini-dusuren-bitkiler.html Fri, 30 Nov 2018 20:29:31 +0000 Kan şekerini düşüren bitkiler, Vücudun kan şekeri dengesi bozulduğunda bu durum vücutta hemen belli olur. Vücudun farklı bölgelerinde sorun yaşanmaya başlar. Vücudun başlıca enerji kaynağından kan şekeridir. Kan Kan şekerini düşüren bitkiler, Vücudun kan şekeri dengesi bozulduğunda bu durum vücutta hemen belli olur. Vücudun farklı bölgelerinde sorun yaşanmaya başlar. Vücudun başlıca enerji kaynağından kan şekeridir. Kan şekeri diğer adı ile glikoz, kan dolaşımı yolu ile hücrelere ulaşır. Kan şekeri düştüğünde halsizlik, göz kararması, sık idrara çıkma ve böbrek yetmezliği gibi bazı problemlere yaşanır. Bu tür bir sorun diyabet hastalığına neden olabilir. Kandaki şeker seviyesini insülin hormonu düzenler.

        Kan şekerini dengelemek ve düşürmek için dengeli ve sağlıklı beslenme, uygun egzersiz programı ve doktor gözetiminde kullanılacak bazı bitkilerden yardım alınabilir. Kan şekerini düşüren bitkiler sayesinde kan şekeri dengelenerek şeker hastalığı riski önlenebilir.

        Kan Şekerini Düşüren Bitkiler

        Karalahana: Karalahana kan şekerini düşürme özelliği yanında daha pek çok sağlık problemi için kullanılabilen şifalı bir bitkidir. Lif bakımından oldukça zengin olan karalahana, bu özelliği sayesinde açlık hissini yatıştırarak kan şekerini dengeler. Ayrıca vücutta bulunan zararlı maddelerin kolaylıkla dışarı atılmasına yardımcı olur. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve anemiye karşı iyi gelir.

        Meyan Kökü: Daha çok pastacılıkta ve şeker üretiminde kullanılan tatlı bir bitkidir. Bu özelliği sayesinde tatlandırıcı olarak sofralarda ya da içeceklerde rahatlıkla kullanılabilir. Özellikle astım, kabızlık, ülser, solunum yolu enfeksiyonları ve şeker hastalığının tedavisinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre meyan kökü yağı, kan şekerini düzenlemede, obezitede ve kilo vermek için kullanılabileceği düşünülmektedir.

        Tarçın: Bitkisel şifa kaynağı olarak kullanılabilen özel bir baharattır. Daha çok kanı temizlemek ve sindirim sisteminin daha aktif çalışması için kullanılmaktadır. Tarçın kabuğundan elde edilen yağ ve toz kan şekerini dengeleyen kimyasal maddeler içermektedir. Günlük beslenme programına tarçın dahil edilerek kan şekerinin dengelenmesi sağlanabilir. Tarçının her hangi bir yan etkisi yoktur. Fakat alerjik reaksiyonlara yol açabilen bir bitkidir. Tarçın, çay ya da kahveye dahil edilerek etkilerinden yararlanılabilir.

        Kan Şekerini Düşüren Bitkiler

        Zerdeçal: Zerdeçalın en önemli faydalarından biri iltihap sökücü özelliğidir. Aynı zamanda güçlü bir antioksidandır. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda zerdeçalın kan şekerini dengelediği ve kolesterola karşı iyi geldiği saptanmıştır. Zerdeçal, toz, kapsül ya da tablet olarak kolaylıkla temin edilebilir.7Çemen Otu: Sindirim problemlerine iyi gelerek kabızlığı önleyen çemen otu, yüksek tansiyon ve yüksek şeker için de faydalı bir bitkidir. Çemen otunun içeriğinde kan şekerini düşüren bileşenler bulunmaktadır.

        Yaban Mersini: Yaban mersininin içeriğinde kan şekerini düşürecek kimyasal lifler bulunmaktadır. Kimyasal lifler, kişide açlığı bastırarak kan şekerinin dengelenmesini sağlar. Ayrıca yaban mersini damar sağlığı açısından da oldukça faydalıdır. Şeker hastalığı ve yüksek tansiyon hastalarında oluşabilecek retina problemlerine faydalı olduğu bilinmektedir. Yaban mersininin yapraklarından hazırlanacak çayı tüketerek faydalarından yararlanılabilir. Kan şekerini düşürücü özelliği olan tıbbi ilaçlar kullanılıyorsa yaban mersini kullanmadan önce mutlaka doktora danışmak gerekir.

        ]]>
        Gizli Şeker Belirtileri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/gizli-seker-belirtileri.html Sat, 01 Dec 2018 17:24:24 +0000 Gizli şeker belirtileri, şeker hastalığı gün geçtikçe daha fazla görülmeye ve daha erken yaşlarda etkili olmaya başlamaktadır. Diyabet teşhisi yapılıncaya kadar bazı hastalarda çok uzun bir süre gizli şeker den Gizli şeker belirtileri, şeker hastalığı gün geçtikçe daha fazla görülmeye ve daha erken yaşlarda etkili olmaya başlamaktadır. Diyabet teşhisi yapılıncaya kadar bazı hastalarda çok uzun bir süre gizli şeker denilen pre diyabet denilen bir süreç yaşanır. Bu dönem kişilerin normal insanlara göre kalp hastalıkları riskinin arttığı bir dönemdir. Hastaların bir kısmında açlık kan şekeri yükselirken, bir kısmında tokluk kan şekeri yüksek olur. Bazı hastalarda ise, yemek yendikçe kan şekeri düşmesi yani reaktif hipoglisemi gelişir. Bunlar insülin hormonunun etkisiz kalmasından, pankreasın glukagon hormonunu yeterince salgılayamamasından ve bağırsaklardan salgılanan bazı hormonların bozukluğundan kaynaklanır. Sonuçta pankreasta insülin üreten beta hücrelerinde azalma meydana gelerek, kişide şeker hastalığı meydana gelmektedir. Bunda etkili olan faktörlerin başında genetik etkenler ve çevresel faktörler gelmektedir. Açlık kan şekeri yüksekliği olan hastalarda genetik etkenler yani ailede şeker hastalığının olması, sigara içmek ve erkek olmak önemliyken, tokluk kan şekerinin yüksek olması halinde sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam ve kısa boylu olmak gibi etkenlerde önemlidir. Fakat kişilerde insülin direnci, fazla kilo, ailede şeker hastalığının olması önemlidir. Bunlar gizli şeker hastalığını gösterir belirtilerdir. 

        Gizli şeker belirtileri nelerdir

        Şeker hastalığının erken dönemi olarak kabul edilen bu süreçte bazı belirtiler olmaktadır. Bunların arasında en önemli olan kan şekerinde meydana gelen düşme nedeniyle oluşan hipoglisemik belirtilerdir. Yemek sonrasında belirgin yorgunluk hali, açlık atakları, ağır yemeklerin tüketilmesi sonrasında hissedilen uyuklama hali, bitkinlik, terleme gibi etkenler, tatlı yeme isteği, baş ve boyun bölgesinde belirgin şekilde terleme, anlamsız öfke atakları, ani parlamalar, sıkça oluşan enfeksiyonlar, sinirlilik hali gibi belirtiler en fazla görülenler arasındadır. Kişinin kendisini halsiz ve yorgun hissetmesi, kilo alması halinde, gizli şeker ve insülin direnci olduğu düşünülmelidir. Akşam yemeği sonrasında 8 saatlik açlıkla bakılacak kan şekeri değeri 100 mg/dl ile 126 mg/dl arasında olanlar gizli şeker hastası olabilir. Bu kişilere yapılacak şeker yükleme testi OGTT ve HbA1 testi bu konuda kesin tanı konulmasını sağlar. Yaşı 45'in üzerinde olan ve fazla kilolu olan kişilerin gizli şeker açısından test yaptırması tavsiye edilir. 45 yaşından genç olan erişkinlerde ve kilolu olan kişilerde de diyabet ve gizli şeker değerlendirilmesi yapılmalıdır.

        Gizli Şeker Belirtileri

        Gizli şekerden şeker hastalığına geçiş önlenebilir

        HDL kolesterol düzeyinin düşük olduğu, yüksek tansiyon hastaları, trigliserit oranı yüksek olanlar, ailesinde şeker hastalığı olanlar, gebelik şekeri olanlar, 4,5 kg üzerinde bebek doğurmuş olanlar bu konuda dikkatli olmalıdır. Kişinin gizli şekerinin olduğunu bilmesi, Tip 2 diyabeti önleyebilecek tedbirlerin zamanında alınmasını sağlayacaktır. Kilo veren, fiziksel aktivitesini arttıran ve yaşam tarzında değişiklikler yapan gizli şeker hastaları, % 58 oranında Tip 2 diyabet hastalığının oluşmasını önleyebilmektedir. Buna uygun beslenme uygulanması, düzenli egzersiz programı sayesinde gizli şekerden diyabet hastalığına geçiş geciktirilmekte ya da önlenebilmektedir.

        ]]>
        Şeker Hastalığı Nasıl Geçer https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-nasil-gecer.html Sun, 02 Dec 2018 16:29:37 +0000 Şeker hastalığı nasıl geçer Şeker hastalığı diyabet olarak tanımlanan, günümüzde çoğu kişinin maruz kaldığı ciddi bir sağlık sorunudur. Pankreas tarafından üretilen insülin hormonunun yetersiz olmasından ka Şeker hastalığı nasıl geçer Şeker hastalığı diyabet olarak tanımlanan, günümüzde çoğu kişinin maruz kaldığı ciddi bir sağlık sorunudur. Pankreas tarafından üretilen insülin hormonunun yetersiz olmasından kaynaklanan ya da dokular üzerinde etkisiz olmasından kaynaklanan şeker hastalığı birçok doktor tarafından farklı tedavi yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir. Şeker hastalığı son yıllarda oldukça yaygınlaşarak küçük büyük herkesi esiri altına almaktadır.

        Pankreas tarafından üretilen insülin yetersizliği eğer oluşan şikayetlere rağmen ihmal edilirse daha ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. İnsülin yetersizliğinden ortaya çıkan olumsuz etkiler vücuda alınan besin ve şekerlerin tam olarak gerekli dokulara ulaşamamasından dolayı kaynaklanır. Dokular şeker eksikliği yaşarken, kanda yükselen şeker seviyesi normalden daha üst sınırlara ulaşır. Kanda artan şeker oranı vücutta zehir etkisi yaratırken vücutta diğer organlarda ciddi anlamda zarar verebilir.

        Vücut kanda belli oranlarda şekere gereksinim duyar. Bu olayı gerçekleştiren pankreas insülin salgılayarak gerekli olan hücrelere ve kana ulaştırır. Kan şekerinin yükselmesi ile ortaya çıkan şeker hastalığı, vücuda alınan aşırı karbonhidrat ve proteinden kaynaklanır.

        Şeker Hastalığının Belirtileri

        • Aşırı susuzluk hissi
        • Sık aralıklarla idrara çıkma
        • Ağız kuruluğu
        • Kilo kaybı
        • Bulanık görme
        • Erken menopoz
        • Ciltte dökülme ve kuruluk
        • Halsizlik ve bitkinlik
        • Yaraların geç iyileşmesi
        • Mide bulantısı ve kusma
        • İdrar yolu enfeksiyonu

        Şeker Hastalığı Nasıl Geçer

        Şeker hastalığından kurtulmak için izlenecek bir yol vardır. İlk olarak doktor tarafından önerilen tavsiyelere sonuna kadar sadık kalınmalıdır. Ayrıca şeker hastalığını kontrol edebilmek için sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı uygulanmalıdır. Gı derecesi olarak tanımlanan gıdalar içerisinde yer alan oranlar titizlikle takip edilmelidir. Bu husus şeker hastalığını kontrol altında tutabilmek için oldukça önemlidir.

        Ana öğünlerin yanı sıra beslenme programına mutlaka ara öğünler dahil edilmelidir. Şeker hastaları aşırı şeker tüketiminden mutlaka uzak kalmalıdır. Aşırı kilo ve fazla şeker tüketimi şeker hastalığını tetikleyen faktörler arasındadır. Tatlı gıdalar yerine meyveler ya da meyveli yoğurtlar tercih edilmelidir.

        Şeker Hastalığı Nasıl Geçer

        Tüm bu önlemlerin yanı sıra şeker hastalığını geçirmek için kan şekeri dengesini normal seviyelerde tutmak gerekir. Kan şekerinin normal değerlerde olması için uzman doktor tarafından hastaya perhiz önerilir. Hastaya verilen perhiz doktor kontrolünde, kişinin yaşına ve kilosuna balı olarak özel hazırlanır.

        Şeker hastalığında bir diğer yöntem ise egzersiz yapmaktır. Egzersiz sayesinde kaslarda toplanan şeker yakımı kolaylaşır. Ayrıca egzersiz kilo problemlerini engeller.

        Şeker hastalığında en önemli bir diğer tedavi seçeneği ise insülin tedavisidir. Vücuda verilen insülin kan şekerini dengeler. İnsülin tedavisi doktor gözetiminde ve hastalığın boyutuna göre uygun dozlarda ayarlanarak hastaya verilir.

        Ancak şeker hastalığının geçmesi ya da kontrol altına alınması için dengeli beslenme alışkanlığı şarttır. Doğru bir beslenme programı ile insülin vücutta daha rahat kullanılır.

        ]]>
        Düşük Şeker Hastalığı Belirtileri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/dusuk-seker-hastaligi-belirtileri.html Mon, 03 Dec 2018 01:27:30 +0000 Düşük şeker hastalığı belirtileri, Kan şekerinin düşük seviyelerde seyretmesi ile hipoglisemi olarak adlandırılan hastalık oluşum gösterir. Şeker hastalığında tedavi amacı ile kullanılan insülin dozunun yanl Düşük şeker hastalığı belirtileri, Kan şekerinin düşük seviyelerde seyretmesi ile hipoglisemi olarak adlandırılan hastalık oluşum gösterir. Şeker hastalığında tedavi amacı ile kullanılan insülin dozunun yanlış ayarlanması nedeni ile sıkça karşılaşılan bir sorundur. Şeker hastalığı olmayan kişilerde de vücudu yoran ağır egzersizler ya da açlık gibi durumlarda kan şekerinde düşüş yaşanabilir. Bu nedenle tüm insanların kan şekeri düzeyini dengede tutabilmek için glikoza ihtiyacı vardır.

        Düşük Şeker Hastalığının Belirtileri

        Açlık Hissi: Vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için düzenli aralıklar ile beslenmek gerekir. Dengeli bir beslenme programı için karbonhidrat, protein ve tahıllardan vücuda yeterince alınması gerekir. Sık sık açlık yaşayan kişilerin muhtemel kan şekerinde düşüş yaşanmakta ve bu durum el ve ayakların titremesine neden olmaktadır.

        Yorgunluk: Kanda oluşan şeker eksikliği kişinin kendini devamlı halsiz ve bitkin hissetmesine neden olur. Yorgunluğun nedeni ise kanda düşük seyreden düşük şeker nedeni ile vücudun daha az enerji üretmesidir.

        Düşük Şeker Hastalığı Belirtileri

        Uyku Bozuklukları: Özellikle geceleri uykuda aşırı terleme, kan şekerinin düşük olmasına bağlı olarak gelişen düşük şeker hastalığının bir belirtisidir. Bu gibi şikayetlerde mutlaka tedavi amacı ile bir doktora başvurulmalı ve gerekli araştırmaların yapılması gerekir.

        Ruhsal Belirtiler: Kan şekeri sürekli düşen kişilerde kan şekeri normal seviyelere ulaşana kadar şeker tüketimi önerilir ya da şeker takviyesi direkt yapılır. Düşük kan şekerine bağlı olarak baş dönmesi, göz kararması ve beyin ile ilgili bazı şikayetler açığa çıkabilir. Bu tür durumların belli aralıklarla tekrar etmesi kişide devamlı aynı sorunlara maruz kalacağı gibi bir etki yaratarak ruhsal anlamda çöküntü yaşanabilir.

        Ruh Hali Değişiklikleri: Kan şekeri düşük olan kişilerde özellikle sabah ilk uyanıldığında gerginlik ve stres oluşabilir. Bu durum kişinin tüm günü huzursuz geçirmesine yol açabilir.

        ]]>
        Diyabet Çeşitleri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/diyabet-cesitleri.html Mon, 03 Dec 2018 20:25:48 +0000 Diyabet çeşitleri, Diyabet yani şeker hastalığı son yıllarda sıkça karşılaşılan bir hastalıktır. Şeker normalde her vücutta bulunmaktadır. Bazı vücutlarda bir takım faktörlere bağlı olarak düşük ya da y Diyabet çeşitleri, Diyabet yani şeker hastalığı son yıllarda sıkça karşılaşılan bir hastalıktır. Şeker normalde her vücutta bulunmaktadır. Bazı vücutlarda bir takım faktörlere bağlı olarak düşük ya da yüksek seviyelerde seyredebilir.

        Vücutta devamlı belli oranlarda şeker kanda bulunmaktadır. Pankreas tarafından salgılanan insülin hormonu kan dolaşımındaki şekeri hücrelere taşımakla yükümlüdür. Pankreasın salgıladığı insülin yetersiz üretildiğinde ya da vücut tarafından gerektiği gibi kullanılamadığında diyabet hastalığı oluşum gösterir.

        Diyabet Hastalığının Belirtileri

        • Ağız kuruluğu
        • Sık sık tuvalete çıkma
        • Yorgunluk ve halsizlik
        • Sürekli açlık hissi
        • Kilo kaybı
        • Mide bulantısı ve kusma
        • Vücutta oluşan kesik ve yaraların geç iyileşmesi
        • Ağız kokusu
        • Cilt kuruluğu ve dökülmesi

        Diyabet Çeşitleri

        Diyabet hastalığı Tip1 ve Tip2 olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

        Tip1 Diyabet: Tip1 diyabetin her yaş grubunda görülme olasılığı vardır. Ancak çocuklarda daha çok açığa çıkan bir diyabet türüdür. Ülkemizde ortalama olarak 4-5 milyon kişinin diyabet hastası olduğu düşünülmektedir. 4-5 milyonluk diyabet hastalarının %10'u tip1 diyabet hastasıdır.

        Tip1 Diyabet Nedenleri: Vücutta nedeni henüz saptanamayan bir sebepten dolayı bağışıklık sistemi aktifleşerek insülin salgılayan pankreasın tahriş olmasına neden olur. Bu tahriş %75-80'lere kadar ulaştığında bazı yakınmalar ortaya çıkar. Anne, baba, abla, kardeş gibi yakın akrabalarda tip1 diyabet olan kişiler risk altındaki kişilerdir.

        Tip2 Diyabet: Daha çok 40 yaşını geçmiş kişilerde ortaya çıkan bir diyabet türüdür. Pankreasın ürettiği insülini vücut gerektiği gibi kullanamaz ve bu tip diyabet ortaya çıkar. Tip2 diyabet için risk altında olan kişiler, dengesiz beslenenler, şişmanlar, stres altında olanlar ve aile içinde Tip2 diyabet hastalığı olanlardır.

        Diyabet Çeşitleri

        Gebelik Diyabeti: Bazı kadınlarda gebe kalmadan önce mevcut olabilirken, bazı kadınlarda gebelik döneminde açığa çıkan ve gebelikten sonra ortadan kaybolan bir hastalıktır. Gebelik döneminden önce diyabet sorunu olan gebelerin, gebelik döneminde bu durumu kontrol altına alması güçleşebilir.

        Belirtileri

        Çoğu gebe gebelik döneminde diyabet belirtilerini fark etmeyebilir. Gebelik diyabeti rutin kontrollerde yapılan tetkikler ile ortaya çıkabilir.

        • Susuzluk
        • Kilo kaybı
        • Aşırı yeme isteği
        • Sürekli idrara çıkma
        • Yorgunluk hissi gebelik belirtileri arasındadır.

        Gizli Şeker: Gizli şeker diyabet öncesi olarak tanımlanmaktadır. Diyabet öncesi bu dönemdeki hastalar gizli şeker hastası olarak nitelendirilir. Gizli şekerin diyabete dönüşmemesi için hastanın kilo kontrolü sağlaması, düzenli ve dengeli beslenmesi ve egzersiz yapması önemlidir. Gizli şeker hastası olan kişiler yaşam tarzlarında bazı değişiklikler yaparak diyabet hastalığının oluşmasını önleyebilir ya da bu süreci uzatabilirler. Yapılan araştırmalara göre gizli şeker hastalarının çoğunda 10-15 yıl sonra Tip2 diyabet hastalığı ortaya çıkabiliyor.

        Gizli Şeker Belirtileri

        • Sinirlilik
        • Gündüzleri uyuma isteği
        • Son zamanlarda kilo artışı ya da kilo kaybı
        • Açlık atakları ve tatlı krizleri
        • Özellikle geceleri terleme
        • Yorgunluk, halsizlik
        • Ağız kuruluğu
        • Hamilelik döneminde kan şekerinin düzensizleşmesi
        • Görme kusurları
        • Kalp çarpıntısı
        • Depresyon olasılığı
        • Susuzluk hissi ve sürekli idrar çıkma isteği

        Diyabet hastalıklarında erken tanının oldukça önemli rol oynar. Özellikle yakın akrabalarda diyabet hastalığı varsa daha tedbirli olmakta fayda vardır. Bu nedenle belli aralıklar ile kan şekeri ölçülmelidir. Kan şek]]> Çocuklarda Şeker Hastalığı Belirtileri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/cocuklarda-seker-hastaligi-belirtileri.html Tue, 04 Dec 2018 17:07:58 +0000 Çocuklarda şeker hastalığı belirtileri, Çocuklarda özellikle Tip1 diyabet hastalığı ile sıkça karşılaşılmaktadır. Tip1 diyabet hastalığı pankreasın insülin salgılayamamasından kaynaklanan bir diyabet hastal Çocuklarda şeker hastalığı belirtileri, Çocuklarda özellikle Tip1 diyabet hastalığı ile sıkça karşılaşılmaktadır. Tip1 diyabet hastalığı pankreasın insülin salgılayamamasından kaynaklanan bir diyabet hastalığı türüdür. Diyabet hastalığının sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik faktörler, çevresel faktörler ve enfeksiyonların yol açtığı tahmin edilmektedir.

        Diyabet hastalığı erkek çocuklarına oranla kız çocuklarında daha fazla görülmektedir. Tip1 diyabet hastalığı genel olarak bağışıklık sistemi ile alakalı bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Tip1 diyabet hastalığı henüz hiçbir belirti vermeden oldukça uzun bir zaman önce oluşum göstermekte, ancak fark edilememektedir.

        Çocuklarda şeker hastalığı, henüz bebeklik döneminde ya da çocukluk döneminin ilk yıllarında ortaya çıkar. Fakat belirtiler erişkinliğe giriş döneminde açığa çıkmaya başlar. Daha çok çocukta oluşan kilo kaybı, sık idrara çıkma ya da kaçırma ya da çok su içme şikayetleri ile doktora başvurulur. Bu tür şikayetler ile doktora başvurulduğunda tanı kolaylıkla konulabilir.

        Çocuklarda Şeker Hastalığı Belirtileri

        Çocukluk çağında oluşan diyabete tanı koyulduğu zaman hemen tedaviye başlanır. Çocukluk diyabetinde yani Tip1 diyabette vücutta insülin olmadığı için dışarıdan insülin takviyesi yapılır. Fakat tedavi sadece insülin takviyesi ile yapılmaz. İnsülin yanında perhiz ve egzersiz tedavisi uygulanır. Çocukluk diyabetinde tedavinin başarılı olması için ailenin katılımı oldukça önemlidir. Tedavi aile, diyetisyen ve uzman bir doktor tarafından devam ettirilir.

        Çocuklarda diyabet hastalığını kontrol altında tutmak için İnsülin, beslenme programı ve egzersizler önemli yer tutar. İnsülin ve egzersiz programının amacı kan şekerini düşürmek, dengeli beslenme programının amacı ise kan şekerini yükseltmektir.

        Çocuklarda Şeker Hastalığının Belirtileri

        • Geceleri alta kaçırma
        • İştah kaybı
        • Kilo kaybı
        • Huzursuzluk
        • Karın ağrısı
        • Hızlı nefes alıp verme
        • Okul başarısında azalma
        • Tekrarlayan deri enfeksiyonları
        • Ağız çevresinde yaralar
        • Sık sık idrara çıkma
        • Aşırı susuzluk hissi
        • Yorgunluk ve halsizlik
        • Bilinç bozukluğu
        • Ağız kokusu
        • Mide bulantısı ve kusma çocuklarda şeker hastalığı nedeni ile ortaya çıkan belirtileridir.
        ]]>
        Gizli Şeker Tedavisi https://www.sekerhastaligi.gen.tr/gizli-seker-tedavisi.html Wed, 05 Dec 2018 03:04:10 +0000 Gizli şeker tedavisi, gizli şeker kanda bulunan şekerin yüksek olmasıdır. Henüz şeker hastalığı başlamadığı için bu dönem gizli şeker olarak tanımlanır. Eğer sorun kontrol altına alınmazsa şeker hastalığ Gizli şeker tedavisi, gizli şeker kanda bulunan şekerin yüksek olmasıdır. Henüz şeker hastalığı başlamadığı için bu dönem gizli şeker olarak tanımlanır. Eğer sorun kontrol altına alınmazsa şeker hastalığına yol açar. Gizli şeker teşhis edildiğinde şeker hastalığını önleyecek tedavi planına başlanır. Çünkü gerekli müdahale yapılmazsa kısa bir süre sonra Tip2 diyabet hastalığı oluşum gösterir. Şayet şeker hastalığı oluşum göstermese bile gizli şeker kalp ve dolaşım sistemine ciddi anlamda zarar verebilir.

        Gizli şeker, zaman içinde tedavi ile kontrol altına alınabilir. Tedavide yaşam tarzında bazı değişiklikler yapılarak amaç kan şekerini dengede tutmaktır. Gizli şeker bazı belirtilere yol açabileceği gibi herhangi bir belirti vermeden de seyredebilir. Belirti vermeyen gizli şeker yapılan kan tetkikleri ile tespit edilir.

        Gizli Şeker Belirtileri

        • Açlık atakları
        • Sürekli yeme isteği
        • Son zamanlarda kilo artışı
        • Gündüzleri uyuklama
        • Terleme
        • Halsizlik
        • Aşırı asabiyet
        • Ruhsal durumda değişiklikler

        Gizli Şeker Tanısı

        Gizli şeker tanısı koyabilmek için açlık ve tokluk kan şekeri ölçümü yapılır. Eğer açlık kan şekeri 100-125 oranlarında, tokluk kan şekeri 140-200 arasında ise gizli şeker teşhisi konulur.

        Gizli Şeker Tedavisi

        Gizli Şeker Tedavisi

        Gizli şeker var olan kişiler şeker hastalığı için birer aday olduğunu bilmeli ve bu yönde davranmalıdır. Sağlıklı beslenme, yaşam tarzında değişiklik, egzersiz ve kilo verme gizli şeker tedavilerindendir. Ayrıca gizli şeker tedavisi için karbonhidrat ve şeker oranı yüksek olan gıdalardan uzak durulmalıdır.

        ]]>
        Kan Şekeri Nasıl Düşürülür https://www.sekerhastaligi.gen.tr/kan-sekeri-nasil-dusurulur.html Wed, 05 Dec 2018 04:09:29 +0000 Kan şekeri nasıl düşürülür Şeker hastalarının en büyük sorunlarından bir yüksek seviyelerde olan kan şekerini düşürme çabasıdır. Kullanılan insülin ve ilaçlara rağmen kan şekeri düşmüyorsa ya da kan ş Kan şekeri nasıl düşürülür Şeker hastalarının en büyük sorunlarından bir yüksek seviyelerde olan kan şekerini düşürme çabasıdır. Kullanılan insülin ve ilaçlara rağmen kan şekeri düşmüyorsa ya da kan şekerini kontrol altına almak alternatif yollara ihtiyaç duyulabilir. Bazı bitkiler ve kürler kan şekerini düşürerek düzenlemeye yardımcı olabilir.

        Kan Şekeri Nasıl Düşürülür

        Egzersiz Programları: Kan şekerini düşürmenin en kolay ve ideal yollardan biri düzenli egzersiz yapmaktır. Çok aktif bir yapıya sahip olunmasa bile her gün yapılan yarım saatlik düzenli yürüyüşler sayesinde kan şekeri kontrol altına alınabilmektedir.

        Sık Aralıklar İle Yemek: Sık aralıklar ile azar azar beslenmek kan şekerini düzenleyen en önemli unsurlardan biridir. Uzun süre aç kalmak kan şekerini yükselterek halsizlik ve titremelere yol açabilir. Bu nedenle azar azar sık aralıklarla beslenmek gerekir.

        Doğru Gıdaların Seçimi: Glisemik indeksi yüksek olan besinler kan şekerinin yükselmesine yardımcı olur. Lif, yulaf ezmesi ve sebzeler glisemik indeksi yüksek besinler arasında yer almaktadır.

        Kan Şekeri Nasıl Düşürülür

        Şeker: İşlenmiş şeker kan şekeri düşüklüğü yapanların uzak durması gereken bir şeker türüdür. İşlenmiş şeker yerine beslenme programına doğal tatlandırıcılar dahil edilmelidir.

        Lif Yönünden Zengin Besinler: Lif özellikle sebze ve meyvelerde bolca bulunmaktadır. Öğünler sonra hızlı bir şekilde yükselen kan şekerini önlemek için lif yönünden zengin içeriğe sahip besinler ile beslenmek gerekir. Greyfurt, portakal, armut, fasulye ve fıstık lif yönünden zengin içeriğe sahip besinler arasında yer almaktadır.

        Kan Şekerini Düşüren Diğer Besinler Nelerdir

        • Semizotu
        • Maydanoz
        • Soğan,Sarımsak
        • Tarçın
        • Çemen
        • Enginar
        • Mısır Püskülü
        • Soya Fasulyesi
        • Lahana
        • Ispanak
        • Dereotu
        • Limon
        • Karnabahar olarak sıralanabilir.

        Kan Şekerini Düşürmek İçin Lahana Kürü

        Malzemeler

        • 1 litre su
        • 7-8 tane beyaz lahana yaprağı

        Hazırlanışı Ve Kullanılışı: 1 litre kadar su uygun bir tencereye alınarak kaynatılır. Kaynayan suya lahana yaprakları atılır ve tencerenin ağzı kapatılarak 15 dakika kadar kışı ocakta kaynatmaya devam edilir. Kaynayan lahanalar ocaktan alınarak soğumaya bırakılır. Kür ılıdıktan sonra süzülerek suyu alınır. Elde edilen su 1,5 su bardağı şeklinde aç karnına 1 hafta boyunca düzenli olarak içilir. Kür her gün taze hazırlanmalıdır. Ertesi güne kalan kür içilmemelidir.

        Şayet bir kerede 1,5 su bardağı içmekte güçlük yaşanıyorsa gün içinde belli aralıklar ile aç karnına 1 çay bardağı olarak 3 defa içilebilir. Kan şekerini düzenlemek için lahana kürü yılda 4-5 defa tekrarlanabilir.

        ]]>
        Kan Şekeri Düşmesi https://www.sekerhastaligi.gen.tr/kan-sekeri-dusmesi.html Wed, 05 Dec 2018 21:10:30 +0000 Kan şekeri düşmesi, kan şekeri düşmesi tıpta hipoglisemi olarak tanımlanan bir hastalıktır. Kanda bulunan glukoz düzeyinin 70 mg/DI altına düştüğünde kendini belli etmektedir. Uzun süre aç kalmak, ağır egzersi Kan şekeri düşmesi, kan şekeri düşmesi tıpta hipoglisemi olarak tanımlanan bir hastalıktır. Kanda bulunan glukoz düzeyinin 70 mg/DI altına düştüğünde kendini belli etmektedir. Uzun süre aç kalmak, ağır egzersiz yapmak, kullanılan bazı ilaçların yan etkileri olarak gelişim gösterebilir. Kan şekerinin düşmesi kişi hafif etkileyebileceği gibi orta ya da şiddetli bir şekilde de etkileyebilir.

        Hafif Düzeyde Kan Şekeri Düşüklüğü

        Kan şekeri düşüklüğü hafif olarak seyrediyorsa mide bulantısı, baş dönmesi, baş ağrısı, açlık, soğuk terleme gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Kan şekeri düşüklüğü hafif seviyede olan kişiler gerekli tedavilerini yaptırmazsa sorun ilerleyerek daha ciddi şikayetlere maruz kalınabilir.

        Kan Şekeri Düşmesi

        Orta Düzeyde Kan Şekeri Düşüklüğü

        Orta düzeyde kan şekeri düşüklüğü kanda bulunan glikoz düzeyinin 55 mg/Dl'nin altına düştüğü zaman oluşum gösterir. Hafif seviyedeki kan şekeri düşüklüğüne oranla baş dönmesi daha ciddi hissedilebilir ve baş dönmesi ile beraber baygınlık söz konusu olur. Orta dereceli kan şekeri düşüklüğünde kişi kendi ihtiyaçlarını gidermekte bile güçlük yaşayabilir. Sürekli bulanık görme ve konsantrasyon bozukluğu açığa çıkabilir. Tedavi edilmediği sürece belirtiler daha ciddi boyutlara ulaşabilir.

        Şiddetli Kan Şekeri Düşüklüğü

        Kan şekeri düşüklüğü şiddetli seviyelere ulaşmışsa kanda glikoz düzeyi 35-70 mg/Dl'nin daha altındadır. Şiddetli kan şekeri düşüklüğü koma, hipotermi gibi sonuçlar doğurur. Hatta hayati tehlike oluşturarak ölümcül sonuçlara yol açabilir.

        Kan şekeri düşüklüğü şayet tedavi edilmezse ve uzun süredir devam ediyorsa ciddi sağlık komplikasyonları oluşum gösterebilir. Beyin hasarı ve kalp problemleri gibi geri dönüşü mümkün olamayan sorunlar yaşanabilir. Gebelerde yaşanan kan şekeri düşüklüğü nedeni ile anne karnındaki bebekte doğum kusurları oluşabilir.

        Kan Şekeri Düşüklüğü Belirtileri

        • Bitkinlik ve halsizlik
        • Sürekli açlık hissi
        • Uykusuzluk
        • Şekerli gıdalara eğilim
        • Ankasiyete ve depresyon belirtileri
        • El ve ayaklarda titreme
        • Görme kusurları, bulanık görme
        • Unutkanlık
        • Baş ağrısı
        • Sinirlilik hali
        • Soğuk terleme ve kalp çarpıntısı

        Kan Şekeri Düşüklüğü Nasıl Tedavi Edilir

        Bilinci açık olan hastalarda ağız yolu ile şekerli gıda takviyesi yapılır. Kan şekeri ölçümleri yapılır. Eğer hastanın bilinci kapalı ise, glujagon ampul enjekte edilir. Yapılan enjekte kan şekerini hızla yükseltir.

        Kan Şekeri Düşüklüğünü Önlemek İçin

        Kan şekeri düşüklüğünü kontrol altına alabilmek için kan şekeri düzeyi dikkatli bir şekilde takip edilmelidir. Kullanılması gereken ilaçlar mutlaka doktor reçetesi ile kullanılmalıdır. Aynı zamanda düzenli egzersiz ve beslenme programı kan şekeri düşüklüğünü kontrol altına almak için en önemli ayrıntıdır.

        ]]>
        Açlık Kan Şekeri Değerleri https://www.sekerhastaligi.gen.tr/aclik-kan-sekeri-degerleri.html Thu, 06 Dec 2018 16:43:22 +0000 Açlık kan şekeri değerleri, glukoz kan şekerinin değerlerini belirten bir tetkiktir. Glikoz vücutta enerji gereksinimi karşılayan 6 karbonlu bir molekül türüdür. Her insanda glikoz seviyesinin belli oranlarda olması Açlık kan şekeri değerleri, glukoz kan şekerinin değerlerini belirten bir tetkiktir. Glikoz vücutta enerji gereksinimi karşılayan 6 karbonlu bir molekül türüdür. Her insanda glikoz seviyesinin belli oranlarda olması gerekir. Bu oranın altında olduğu zaman kan şeker düşer, belli bir oranın üzerine çıktığı zaman ise kan şekeri seviyesi yükselir.

        Glukoz tahlili yani kan şekeri düzeyi diyabet hastalığının taramasında, tanısında ve takip edilmesinde uygulanır. Ayrıca bir takım metabolizma hastalıkları nedeni ile de kan şekerinde dengesinde farklılıklar oluşabilir.

        >

        Kan Şekerinin Yükselmesi Ne Gibi Şikayetlere Yol Açar

        Kan şekerinin yükselmesi, susuzluk hissi, sık aralıklara tuvalet ihtiyacı ve halsizlik gibi bazı şikayetlere yol açabilir.

        Kan Şekeri Düşmesi Ne Gibi Şikayetlere Yol Açar

        Kan şekerinin düşmesi, devamlı açık hissi, bulanık görme, terleme ve ellerde titreme gibi şikayetlere yol açabilir.

        Kan Şekeri Yüksekliğine;

        Şeker hastalığı, Cushing sendromu, Steroid ilaçlar ve Akromegali gibi hastalıklar neden olabilir.

        Kan şekeri düşmesine ise;

        Böbrek üstü bez yetersizliği, ilerlemiş karaciğer yetmezliği, hipofiz hormonu ve fazla insülin üretimine neden olan bazı tümörler yol açabilir.

        Açlık Kan Şekeri DeğerleriAçlık Kan Şekeri Değerleri

        Kanda şeker oranı öğünlerde alınan karbonhidrat oranına göre farklılık gösterebilir. Doğru değerlerin alınması için açlık ve tokluk kan şekeri düzeyi ayrı ayrı ölçülmelidir. Açlık kan şekeri 8 saat boyunca hiçbir şey yemeden ve içmeden yani aç karnına alınan kan ile ölçülmelidir.

        Açlık kan şekeri değeri, eğer 90'ın üzerinde ise gizli şeker hastalığı teşhisi konulur. Bu nedenle açlık kan şekeri seviyesinin normal kabul edilebilmesi için 90'ın altında olması gerekmektedir. 90-126 arasında değişen değerler de diyabet hastalığı riski olduğu düşünülmelidir. Şayet açlık kan şekeri değeri 126'nın üzerinde ise diyabet hastalığının varlığı söz konusudur.

        ]]>
        Şeker Hastalığı Nasıl Oluşur https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-nasil-olusur.html Fri, 07 Dec 2018 10:58:48 +0000 Şeker hastalığı nasıl oluşur, şeker hastalığı gideren artan sıklıkla toplumdaki kişilerde görülmeye başlamıştır. Vücuttaki pek çok organı etkileyen, işlevlerini bozan, toplumsal bir hastalık haline gelmişt Şeker hastalığı nasıl oluşur, şeker hastalığı gideren artan sıklıkla toplumdaki kişilerde görülmeye başlamıştır. Vücuttaki pek çok organı etkileyen, işlevlerini bozan, toplumsal bir hastalık haline gelmiştir. Yaş ve cinsiyet gözetmeksizin herkes şeker hastalığı riski altında olabilir. Bu hastalık pankreasta beta hücreleri tarafından salgılanan ve kan şekerini düşüren işlevi olan insülin hormonunun olmamasından ya da azlığından ya da insülinin etkisiz olmasından oluşur. Kandaki şeker oranının yükselmesiyle birlikte, pankreasta olan beta hücreleri insülin salgılamaya başlar. Kana salınan insülin dokularda bulunan hücrelerdeki reseptör denilen alıcılara bağlanarak, kanda bulunan şekerin hücrelerin içine girmesine ve yakıt olarak kullanılarak enerji elde edilmesini sağlar. Vücutta insülinin olmaması ya da insülinin etkisiz olması gibi durumlarda kanda bulunan şeker hücrelere giremez ve kandaki şeker miktarı yükselir. Vücut buna tepki olarak idrarla birlikte şeker atmaya başlar. Artık şeker hastalığı başlamıştır. Şeker hastalığı iki farklı şekilde oluşabilir.

        Şeker hastalığı tipleri ve oluşumu

        Tip 1 diyabet: Bu tip diyabette vücuttaki insülinin eksikliği ya da yokluğu sorunu bulunmaktadır. Bu şeker hastalığı genellikle çocuklarda, erişkinlerde, daha nadir olarak yetişkinlerde olur. Bu genetik olarak şeker hastalığına eğilimi olan kişilerde oluşsa da, bu etki tek başına yeterli gelmez. Bunun dışında vücutta savunma sisteminde olan akyuvarların ve bazı hücrelerin yabancı hücrelerle savaşmak yerine, pankreastaki beta hücrelerine saldırması gerekir. Bu saldırıların oluşması için, bazı etkenlerin olması gerekir. Bunların başında virüs enfeksiyonları, stres, toksinler, kimyasal maddeler ve çeşitli gıdalar gelir. Bu yüzden pankreastaki beta hücreleri hasar görmekte ve bundan dolayı insülin salgılanmasında azalma olmaktadır. Bu nedenle Tip 1 diyabet hastalarında insülin hormonu dışarıdan verilmektedir. Bu hastalar insüline bağımlıdır.

        Şeker Hastalığı Nasıl Oluşur

        Tip 2 diyabet: Bu tip diyabette hastalarda insülin salgılanması olmasına rağmen, vücutta etkisi yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle Tip 1 diyabetten daha farklı şekilde oluşmaktadır. Tip 2 diyabetin oluşumunda kalıtım oldukça önemlidir. Ailesinde şeker hastalığı olan kişiler, bu açıdan daha fazla risklidir. Bu risk 40 yaşından itibaren giderek artmaktadır. Bu hastaların çoğunluğu fazla kiloludur. Kanlarındaki insülin miktarı normal seviyede hatta daha fazla miktarda olabilir. Fakat insülinin vücutta kullanım mekanizması bozulmuştur. Yani insülin kandaki şekerin hücre içine girmesini sağlayamaz ve kanda birikmeye başlar. Dolayısıyla kandaki şeker seviyesi giderek yükselme gösterir. Tip 2 diyabet hastalarının iyi bir diyet yapması, uygun egzersiz programı uygulaması kandaki şekerin düşmesini sağlar. Bunlar yeterli gelmediğinde, ağızdan alınan şeker düşürücü ilaçlar kullanılmaya başlar.

        Şeker hastalığının sonuçları

        Tip 1 diyabet ani olarak başlayan belirtilerle görülür. Genellikle çok su içme, yemek yeme, sık idrara çıkma, ani kilo kaybı ve halsizlik etkileri meydana gelir. Tip 2 diyabette ise, belirtiler daha yavaş meydana gelir. Çok su içme, sık idrara çıkma, görme bulanıklığı, terleme, ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, ciltte kaşınma, yaralarda geç iyileşme gibi belirtiler oluşur. Her iki diyabet tipi tedavi edilmediğinde, hastalarda körlüğe gidecek sorunlar, böbrek yetmezliği, ayaklarda kangren, kalp hastalıkları gibi ciddi komplikasyonlar oluşur. Bu nedenle şeker hastalığının oluşmadan ya da ilerlemeden tedavi edilmesi çok önemlidir. Şişmanlık ve hareketsiz yaşam tarzının şeker hastalığının oluşumunda etkisi fazla olduğundan, bunlar için erken dönemde önlem alınmalıdır. Bunlara dengeli beslenme programı ilave edilmeli ve en azında her yıl bir defa da olsa, kan şekeri ölçümü yaptırılmalıdır.

        ]]>
        Şeker Hastalığı İlaçları https://www.sekerhastaligi.gen.tr/seker-hastaligi-ilaclari.html Fri, 07 Dec 2018 11:18:59 +0000 Şeker hastalığı ilaçları, Tip 1 diyabet hastaları insülinle tedavi edilirken, Tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri seviyelerinin kontrol edilmesi için ilaçla tedavi edilir. Aynı zamanda ameliyatla pankreası alınan Şeker hastalığı ilaçları, Tip 1 diyabet hastaları insülinle tedavi edilirken, Tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri seviyelerinin kontrol edilmesi için ilaçla tedavi edilir. Aynı zamanda ameliyatla pankreası alınan hastalarda insülin tedavisine alınır. Kullanılan ilaçların çoğunluğu tablet şeklinde olmakla birlikte, bazıları enjeksiyon şeklinde olur. Bu ilaçların sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizlerle birlikte kullanılması uygundur. Şeker hastalığında kullanılan ilaçlar ve enjekte edilerek kullanılan ilaçlar insülin değildir. Bazı ilaçların yan etkileri görülebilir. Bu durumda ilaçların değiştirilmesi gündeme gelebilir. Oral yolla alınan ilaçların vücuttaki etkileri farklıdır. Bazıları pankreasta insülin salgısını arttırarak işlev görürken, bazı ilaçlarda vücutta bulunan insülinin yeterli şekilde kullanılmasına yardımcı olur. İlaçların hastalarda kullanımı kandaki şeker seviyesine göre doktor tarafından ayarlanır. Bazı hastalarda tek ilaç yeterli olurken, bazı hastalarda 2-3 ilaç kombinasyonu bir arada kullanılmaktadır. Hastalarda uygulanan diyet ve egzersiz programına rağmen kan şekeri düşürülemediğinde, ilaç tedavisine başlanır.

        Şeker hastalığı ilaçlarına başlanması

        Hastada açlık kan şekeri seviyesi 108 mg/dl üzerinde olduğunda ya da HbA1c değeri % 6,5 üzerinde olduğunda, ilaç tedavisine geçilir. Hap şeklinde ilaçlarda en düşük dozla tedaviye başlanır. Yapılan takipte kan şekeri düzeyine göre ilaç dozu ayarlanır. İlaçlar genellikle kombinasyon yapılarak uygulanır. İlaçların dozu maksimum düzeye kadar arttırılabilir. Bir bölüm hastada ilaç kullanımına rağmen, kan şekeri seviyesi ayarlanamaz. Bunun sebebi ilaçların düzensiz kullanılması, enfeksiyon, stres gibi etkenler, ilacın etkisinin kalmaması ya da pankreasta insülin üreten beta hücrelerinde hasar meydana gelmesinden kaynaklanabilir.

        Hangi hastalar ilaçları kullanamaz

        Tip 1 diyabet hastaları, Tip 2 diyabet hastası olup karaciğer ve böbrek hastaları, pankreası ameliyatla alınanlar, pankreasında iltihap olan hastalar hap şeklinde ilaç kullanamaz. Bu hastaların insülin alması gerekir.

        Şeker Hastalığı İlaçları

        Şeker hastalığında ilaç türleri

        Kanda bulunan insülinin etkisi arttıran ilaçlar: Bu ilaçlar metformin türü ilaçlardır. Vücutta kas ve yağ dokusu üzerinde etki göstererek, kanda bulunan insülinin etkisini arttırır. Bu ilaçların kandaki şeker seviyesini normalin altına düşürme etkisi bulunmaz. Bu ilaçlar kan şekerini düşürmedeki etkisini;

        • Karaciğerden salınan depo edilmiş şeker oranını düşürerek
        • Bağırsakta şeker emilimini azaltarak
        • Vücutta insüline karşı duyarlılığı arttırarak, insülinin daha iyi kullanılmasını sağlayarak gösterir.

        Bu ilaçların yan etkisi olarak mide bulantısı, ishal ve ağızda madeni bir tat bırakma şeklinde olabilir. Bu etkilerin azaltılması için, ilaçların yemekle ya da yemek sonrasında alınması ve dozun yavaş bir şekilde arttırılması uygun olur. Metformin türü ilaçlar hastaların kilo almasına neden olmaz. Ancak kilo vermelerine yardımcı olabilir. Bu ilaçların hastaların herhangi bir ameliyata girmesinden önce ya da vücuda boya verilen kalp anjiyosu gibi işlemlerde bırakılması gerekir. Ayrıca hamile ve emziren kadınlara da bu ilaçlar verilmez. Bu ilaçları çok alkol alan kişilerin kullanmaması gerekir. İnsülin kullanan hastalar metformin grubu ilaçları da birlikte kullanabilir.

        İnsülin salgısını arttıran ilaçlar: Sülfonilüre grubu ilaçlardır. Bunlar pankreası insülin salgılaması yapmak için uyararak, kandaki şeker düzeyini arttırır. Bu ilaçların hipoglisemi etkisi olabilir. Bu nedenle doktorun tavsiyelerine uyularak kullanılabilir.  Yemekten hemen önce alınan ilaçlar, yemeklerin gün boyu düzenli yenmesi halinde, hipoglisemi etkisi düşürülebilir. İlaçların yan etkisi olarak kilo alma, ciltte kızarıklık, sarılık ve mide bozuklukları görül]]> Kan Şekeri Kaç Olmalı https://www.sekerhastaligi.gen.tr/kan-sekeri-kac-olmali.html Sat, 08 Dec 2018 05:54:37 +0000 Kan şekeri kaç olmalı, diyabetin tüm dünyada giderek artan sıklıkta görülmeye başlamasıyla, diğer kronik hastalıkların artışı da gündeme gelmektedir. Toplumda şeker hastalığının ortaya çıkmasında glikoz t Kan şekeri kaç olmalı, diyabetin tüm dünyada giderek artan sıklıkta görülmeye başlamasıyla, diğer kronik hastalıkların artışı da gündeme gelmektedir. Toplumda şeker hastalığının ortaya çıkmasında glikoz tolerans bozukluğunun yani gizli şekerin etkisi büyüktür. Bu nedenle kan şekerinin uluslararası alandaki aralıkta olması çok önemlidir. Hastaların yapılan kan testlerinde yemeklerden önce ölçülen kan şekeri değeri 80-110 mg/dl aralığında seyretmesi gerekir. Bunun dışında tokluk kan şekerinin de 80-140 mg/dl aralığında olması gerekir. Burada kan şekerinin yüksekliği kadar düşüklüğü de önemlidir. Bu nedenle kan şekerinde alt sınır 80 mg/dl olarak kabul edilmektedir. Bu değerin korunması hipoglisemi açısından alınacak bir önlemdir. Bu değerlerin 60-80 mg/dl arasında olması halinde, bu hipoglisemi açısından risk kabul edilerek önlem alınır. Kan şekerini yükseltecek beslenme tedbirleri ve ilaçlar kullanılmaya başlanır. Açlık kan şekerinin 110 mg/dl altında, tokluk kan şekerinin 140 mg/dl altında olması halinde, hastanın Ha1c değerlerine bakılır. Bu değer hastaların son üç aylık kan şekeri ortalamasını verir. Buna göre elde edilen değerin % 6,5 seviyesinden aşağıda olması gerekir. Bunun üzerindeki değerler şeker hastalığının varlığını gösterir.

        Kan şekeri kaç olmalı

        • Sağlıklı bir kişide açlık kan şekeri değeri 80 mg/dl altında
        • Sağlıklı bir kişide tokluk kan şekeri değeri yemekten sonraki 2. saatte 140 mg/dl altında olmalıdır.

        Açlık kan şekeri değerinin 80 mg/dl üzerinde olması halinde ne yapılmalı

        • Hastaya şeker yükleme testi yani OGTT yapılmalıdır. Bu test 75 gram glikozla, 3 saatlik olarak yapılır. Her saat başı alınacak kanda şeker ve insülin oranlarına bakılır.
        • Sağlıklı bir kişide açlık kan değeri 80 mg/dl üzerinde çıkarsa, gizli şeker hastalığı açısından değerlendirilir. Özellikle ailesinde şeker hastalığı öyküsü varsa, fazla kiloluysa bu olasılık daha yüksek olur.

        Kan Şekeri Kaç OlmalıHamilelikte kan şekeri ne olmalı

        Hamilelik döneminde açlık kan şekeri 80 mg7dl altında, tokluk kan şekeri ise 1. saatte 130 mg/dl altında, 2. saatte 120 mg/dl altında olmalıdır. Anne adayının açlık kan şekeri 80 mg/dl üzerinde çıkarsa, şeker yükleme testi uygulanır.

        Sağlıklı kişilerde HbA1c değeri yüksek olursa;

        Yapılan ölçümlerde HbA1c değerinin normalden yüksek çıkması halinde, gizli şeker hastalığı olabilir. Bu kişilerin açlık kan şekeri ve tokluk kan şekeri değerlerine bakılmalıdır. Bu kişilere OGTT adı verilen şeker yükleme testi uygulanmalıdır.

        Sağlıklı kişilerdeki açlık insülin hormonu değeri kaç olmalı

        İnsülin hormonu düzeyi sağlıklı kişilerde 10'un altında olmalıdır. Bu değer kan şekeri seviyelerinin yükselmesine neden olabilir.

        Şeker hastalarında kan şekeri kaç olmalı

        Diyabet hastalarında en ideal açlık kan şekeri değeri 100 mg/dl altında, tokluk kan şekeri değeri ise, 2. saatte 140 mg/dl altında olması gerekir. Bu değerler 60 yaş üzerindeki kişilerde biraz daha yüksek olur. Şeker hastalarındaki HbA1c değerleri de % 6,5 altında olmalıdır.

        ]]>